İndirim

Sayı 12: Türk Düşünce Serüveni: Akademidekiler

Stok Durumu: Stokta Var

KDV Dahil: 18,00 TL 14,40 TL
KDV Hariç: 14,26 TL
Miktar:
Etiketler: dergiler

AKADEMİDEKİLER

HALİL İNALCIK Ziya Gökalp Yüzyıla Damgasını Vuran Düşünür

COŞKUN ÇAKIR “Devletin Tarihinden Toplumun Tarihine” Yeni Bir Tarih Paradigması ve Ömer Lütfi Barkan

NECATİ ÖNER Profesör Nusret Hızır

KURTULUŞ KAYALI Niyazi Berkes ya da İyimserlikten Kötümserliğe Sürüklenmesine Karşın Düşünsel Tercihinde Israrlı Bir Entelektüelin Portresi

TAŞKIN TAKIŞ Değerler Levhasının Tersine Çevirilişi: Hilmi Ziya Ülken

ERSİN KALAYCIOĞLU Tarık Zafer Tunaya: Osmanlıdan Cumhuriyete Siyasal Kurumlar ve Çağdaşlaşma

ÖZER ERGENÇ Halil İnalcık Neden “Büyük”?

EROL ÖZVAR Mehmet Genç: Belgeden Modele Uzanan Bir Portre

DURSUN AYAN Sabri F. Ülgener’in Türk Düşünce Kültüründeki Yeri

BÜLENT ARI & SELİM ASLANTAŞ Türkiye’de Modern Tarihçiliğin Öncüsü Fuad Köprülü

YILMAZ ÖZAKPINAR Türkiye’de Bir Mümtaz Turhan Yaşadı

TÜLAY BOZKURT ŞİMŞEK Muzaffer Şerif Başoğlu

TEK KİŞİLİK ÜNİVERSİTELER

Akademidekiler’in planını çizerken üç temel öğe üzerinden hareket ettik: Metodoloji, analitik bilgi ve kritik yaklaşım. ‘Pür-akademik’ bir mü­kemmel­liğe ulaşmak için diğer ölçütleri, sözgelimi akademinin bahçe­sinde yetişen bilgileri derleyip toparlama görevini üstlenmedik. Bilgi bi­rikimini sonraya bıraktık... Yalnızca bilgi ile yola çıkılamayacağını bil­giyi düzenleyen, yön­lendiren, ona akıl veren bir sistemin olduğunu dü­şündük. İlerleyen sayfalarda okuyacağız, her bir yazı bilgi birikiminden önce metodoloji sorununu gün­deme getirmiştir. Ve Akademidekiler’in ‘tek kişilik üniversiteler’e dönüşme­sinde en önemli etken metodolojileri görünmektedir.

Sonrasında, metodolojiye ilişkin başlıca iki iletişim ağı çizdik. Dışarı­dan bize iletilen metodoloji ve bizim dışarıya iletebileceği­miz metodo­loji... İlk alışverişte, dışarıdan gelen bilgiler toplumun realitelerinden sü­zülmediğinde alışılagelen akademisyen tipinin Batı ile tek boyutlu flört­leri hatıra gelmektedir. İkincisinde, dışarı­dan gelen bilgiler referans kabul edilse de kavramsal çerçevenin genişçe bir bölümü Türk toplumunun sosyal hayatı, yapı ve ku­rumları, gündelik yaşam pratikleri incelendikten sonra oluşturul­muştur. Batı standartlarındaki rasyonalist reçete ile Türk toplumu­nun kendine özgü kurumsal olmayan mantık örüntüleri irdelen­miş­tir. Neticede, halihazırda bir şablonu ithal etmek yerine, sosyal ger­çekliğimizin detaylarına inebilen farklı metodolojiler oluş­muştur. Dolayı­sıyla Batılı araştırmacılar, 19. yüzyıl oryantalist bilgi kırıntılarının dışında ilk defa Gökalp, Köprülü, Barkan, İnal­cık gibi ekollerin yöntemlerine ciddiyetle başvurma gereğini his­setmişlerdir.

İkinci ölçütümüzü analitik bilgi belirlemiştir. Gökalp’ten çok önceleri ilm-i içtima (sosyoloji) çalışmaları vardı. Mümtaz Turhan’dan evvel Mehmet İzzet, medeniyet ve kültür ayrımının altını çizmiştir. Nusret Hı­zır’a gelmeden Vidinli Tevfik Paşa, Ali Sedat, Salih Zeki’nin mantık ça­lışmaları kayda de­ğerdir. Ülgener’in Weberci okulundan önce Prens Sa­bahattin’in ‘Le Play mektebi’ dikkat çekmiştir. Ancak bu sayının aktör­leri tarihsel, felsefi, kültü­rel fenomenleri adlandırırken kullandıkları kav­ramlarla, analitik bilginin do­ğasından hareketle bir sosyal laboratuarın temellerini atmışlardır.

Akademidekiler’in ‘kritik yaklaşım’ı üçüncü nitelik olarak çalışmala­rında temayüz etmektedir. Eğitim ve bilgi kurumlarındaki katı alan ayrış­tırması (Mühendishâneler, Tıbbiyeler, İstanbul Dar’ül Fünunu) bütün bi­limlerle eleştirel ortam içerisinde olma imkânını ortadan kaldırmıştır. İlk kez Akade­midekiler sayesinde karşılaştırmalı bir okuma imkanı yaratıl­mış, meselâ ta­rihçiyi övgü dolu retorikten ve vak’anüvisliğin dar krono­lojisinden kurtar­mıştır. Sosyoloji ikti­sat disiplininin önemli bir vektörü haline gelmiştir. Bir felsefeci olarak Hilmi Ziya Ülken, 1940’lı yıllarda Malinowsky’nin modern antropolojisine eğil­miş, Weber-Marx ikilemini aşmayı deneyerek siyaset biliminde Pareto mo­delinin çok-değişkenli ‘tortu’larını incelemiştir. 

Akademidekiler’de bir eğretilemeyi kullandık. Sosyolog tarihçilerin Os­manlı’dan Cumhuriyet’e uzanan patrimonyalist yapı üzerinde durmaları, ay­dın sınıfının kapıkulunu çağrıştırması, medrese-üniversite eğretileme­sinin öne­mini bir kat daha artırmaktadır. Burada yüzyıl öncesini aktarma­cılıkla suçla­yan günün pozitivist ulemasının bir yüzyıl sonra hangi eleşti­rilere mu­hatap kalacağı merak konusudur. Medreselerdeki liyakat siste­minin dejene­rasyonu ile üniversiteleri müze haline getirme ve akademis­yenleri memur-bal­mumuna dönüştürme eğilimi karşılaştırılmalıdır. İçe­rikler değişmediği sürece medre­sedeki fetvalarla entelektüel faşizm ara­sında yalnızca zaman ve mekan farkı kalmaktadır. Akademi ve İktidar dosyamızdan sonra bilgi ile iktidar arasındaki me­sa­feyi ve hoşnutsuzluğu kaldırmak için örnek portreleri Akademideki­ler’le so­mutlaştırdık. 

Bir sonraki uğrağımız Hukukun Üstünlüğü olacaktır. Ardından, Türk dü­şüncesinin son bölümünde Şerif Mardin, İlber Ortaylı gibi isimlere yer aça­rak şölenin geri kalanını merakla bekleyeceğiz.

Ay Taksit Tutarı Toplam Tutar
Tek Çekim₺ 14,40
3₺ 4,80₺ 14,40
6₺ 2,40₺ 14,40
9₺ 1,60₺ 14,40