İndirim

Sayı 19: Dünya Neyi Tartışıyor -2- Yeni Düşünce Hareketleri

Stok Durumu: Stokta Var

KDV Dahil: 18,00 TL 14,40 TL
KDV Hariç: 14,26 TL
Miktar:
Etiketler: dergiler

“KUSURSUZ CİNAYET”

Jean Baudrillard İllüzyon, Yitirilen İllüzyon ve Estetik

MODERNİZM & POSTMODERNİZM

Nesrin Kale Modernizmden Postmodernist Söylemlere Doğru

Zygmunt Bauman Modernite, Postmodernite ve Etik

YAPISALCILIK

Ali Akay Yapısalcılık-Sonrasına Yeniden Bir Bakış

HERMENEUTİK

Mustafa Günay Düşünce ve Kültür Tarihinde Hermeneutik Gelenek

ÜTOPYA & HETEROTOPYA

Krishan Kumar Sosyalizmin Sonu mu? Ütopyanın Sonu mu? Tarihin Sonu mu?

Halil Nalçaoğlu Heterotopya, Koloni ve Öteki Mekânlar: Michel Foucault’nun Kısa Bir Metni Üzerine Düşünceler

DİLBİLİM

Recep Alpyağıl Dil Oyunlarından Dilin Yapıbozumuna

FEMİNİZM

Dilek İmançer Feminizm ve Yeni Yönelimler

SİYASAL TOPLUMSAL DÖNÜŞÜM

Behçet Güleryüz Devlet ya da Disiplin

Vehbi Bayhan Risk Toplumu

Terry Eagleton Beş Çeşit Aynılık ve Farklılık

KENZ

Celal Türer Whitehead’ın Yapısalcı Postmodernizmi

Aziz Fevzi Zambak Wittgenstein Felsefesi Felsefeye ve Sosyal Bilimlere Nasıl Yeni Açılımlar Getirebilir?

Kurtuluş Kayalı Türk İş’li Sosyolog Kardeşim...

ESKİ DÜNYANIN YENİDEN İHYASI

Doğu Batı dergisinin dünyanın neyi tartıştığı sorusuna verdiği ikinci yanıt “Yeni Düşünce Hareketleri” başlığını taşıyor. Bu çalışma, yeni toplum ve yeni insan ekseninde üretilen bazı modellerin değerlendirmesini içeriyor.

İlk kez, 1890-1920 yılları arasında Avrupa entelektüel ve sanat orta­mın­da geniş bir şekilde tartışılan kriz nosyonu, XX. yüzyılın üzerinde en çok konuştuğu kavram olmuştur. Kopuş temasıyla birlikte siyasal ve toplum­sal bütün projeler risk ve belirsizliğin, kaos ve nedensizliğin çatısı altın­da yavaş yavaş erimeye başladı. Kriz, mitlerin çöktüğünü haber veri­yor­du. Nostal­jiler sarsılmıştı. Dogmatik uykudan uyandığını söyleyen Aydın­lanma düşünürleri bu sefer pek de farklı olmayacak şekilde yeni dog­matik rüyalara dalmışlardı. Buna göre Aydınlanmanın bireyi yozlaştı­ran insanî, etik, politik, bilgi birikimi temelden sorgulanmalıydı. Çünkü vaat edilen tozpembe teori ve kehânetler, mutlak aldatıcı bir yönle çıkı­yor­du karşımıza. Eski dünyanın hiyerarşiye dayalı tabakaları, insan ve top­lumu ebediyetin çizgileriyle kaynaşmış bir varlık olarak tahayyül edi­yor­du. Bu yanlış bilincin ortak felsefesi (symphilosophy), evrenin birliği ve insanın de­vamlılığı düşüncesiydi. Artık ne tarihin kurmaca geçmişine dönü­lebilir, ne de havai fişeklere benzeyen otoriter bilgi felsefelerinin takip­çiliği üst­lenilebilirdi. Bunun ardından radikal, üç akıl dışı eylem daha gerçekleşti­rildi:  

1. Tanrı’nın öldürülmesi 

2. İnsanın ve öznenin öldürülmesi

3. Dilin öldürülmesi

Bu üç kasıtlı eylem ve keyfî irade, estetikle etik değerlerin özdeş tutul­du­ğu bir arenada meşruiyetini sağladı. Eski dünyanın dilini ve mantık kipini este­­tik bir tavırla dönüştürmek isteyen düşünürleri bu sefer relativizmin teh­li­keli tuzakları bekliyordu. Sanatın yanılsamaya dayalı ‘hakikat’ oyunu ve ontogenetik iradesi, belirsiz, elde edilemez bir viz­yona dönüşebilme teh­likesiydi sözü edilen. Nitekim Avantgardizm ve benzeri reaksiyonlar tanımlanamaz, ölçülemez duyusal çok çeşitliliğin sınırlarını fazlasıyla aşın­dırmıştı. Öncü kuvvet olma, hücum kıtaları oluşturma ve geride ka­lan­lar için yeni cepheler açma anlamına gelen ‘avant-garde’ kelimesinin son derece biçimsel ve kuralcı tanımına karşın, avantgardist sanatçı, Or­ta­çağ hikâyelerinin karikatürize edilmiş şövalye kılığıyla ve estetik kim­li­ğiy­le kendini selâmlamakta herhangi bir sakınca görmedi. Böylelikle kla­sik sanatın geometrik üslubu, asimetrik ve ölçü­süz atmosfere dönüşen bir boş­lukta sallanmaya başladı. Yapılan bozul­muştu, inanılan reddedilmişti ve inşâ edilen her birikim salt spekülatif bir malzeme düzeyinde algılan­mış­tı. 

Bu haliyle ortaya çıkan insan prototipi gündüz ördüklerini geceleri söken Penelope’u çağrıştırıyordu. Modern Penelope, gün boyu benliğini tat­min edecek ve dağılmış kimliğini topar­layabilecek daimî bir arayışın takip­çisi oldu. Kimi düşünürlere göre, her­hangi bir merkezi, çekirdeği ve kal­bi olmayan bu faydasız arayış, öznenin kendi kendine vedasıydı, ütop­ya­ların bittiğini ve tarihin kapandığını sim­geleyen bir veda...

Michel Foucault, “Bir başka sistem hayâl etmek, mevcut sistemde olan bitene katılımımızı genişletmektir” teziyle bu tıkanıklığa işaret et­miş­tir. Tam da bu noktada postmodernizm, yapısalcılık, dilbilim, her­me­ne­utik gibi konular hararetle tartışılmaya başlandı. Bu dönüşümle­rin çoğal­dığı yerlerde yeni politik, moral, insanî, etik ve estetik değerler, bilgi düzeyleri ve farklı perspektifler oluşmaya başladı.

Konumların ve problemlerin ayrışmasına rağmen, daha üst ve güveni­lir bir bakışın sağlanması için bu düşünceleri ortak bir paydada tespit etme gereksinimi vardır. Tek tek analitik bir okumanın ardından bütün bu fark­lı bağlamların/konumların, ana karakteristiği ayrıca sunulmaya de­ğer­dir. Dileriz bu çalışma, yeni düşünce hareketlerinin özünü/ruhunu verebil­miş olsun.

Ay Taksit Tutarı Toplam Tutar
Tek Çekim₺ 14,40
3₺ 4,80₺ 14,40
6₺ 2,40₺ 14,40
9₺ 1,60₺ 14,40