İndirim

Sayı 22: Edebiyat Üstüne

Stok Durumu: Stokta Var

KDV Dahil: 18,00 TL 14,40 TL
KDV Hariç: 14,26 TL
Miktar:
Etiketler: dergiler

FRAGMANLAR

Zeynep Sayın Fragmanlar I

EDEBİYAT

Ahmet İnam Ebediyatını Yitirmiş Edebiyat: Edebiyetın Edebi Yatık Mı?

OSMANLI VE CUMHURİYET EDEBİYATI

Mehmet Kalpaklı Osmanlı Şiirine Genel Bir Bakış Denemesi

M. Orhan Okay Modernleşme ve Türk Modernleşmesinin İlk Döneminde İnanç Krizlerinin Edebiyata Yansıması

Orhan Tekelioğlu Edebiyatta Tekil Bir Ulusal Kanonun Oluşmasının İmkânsızlığı Üzerine Notlar

Kurtuluş Kayalı Siyaset Kıskacından Biçimcilik Kıskacına Tarihsel ve Sosyolojik Damarını Kaybetme Tehlikesi Sınırlarında Gezinen Türk Edebiyatı

Kürşad Ertuğrul Türkiye Modernleşmesinde Toplumsal ve Bireysel Özerklik Sorunu: Oğuz Atay ve Orhan Pamuk’la Birlikte Düşünmek

M. Asım Karaömerlioğlu Erken Dönem Türk Edebiyatında Köylüler

Aslı Yazıcı Yakın Otobiyografi

VİTRİNDEKİLER

M. Mukadder Yakupoğlu Entelektüel Edebiyatın İflası: Enis Batur ve Acı Bilgi

Zeliha Etöz & Nuran Erol Işık ‘Doğu ve Batı’nın Dayanılmaz Hafifliği: Ahmet Altan’ın Kılıç Yarası Gibi ve İsyan Günlerinde Aşk Romanlarının Anlam Dünyası

SAHNE ARKASI

Paul Riceour Edebî Eleştiri ve Felsefî Hermeneutiğin Bir Problemi Olarak “Yazmak”

Ertuğrul R. Turan Kolektif Şizofreni: Zamanın İki Yüzü

OKUMALAR

Özgür Taburoğlu Baştan Çıkaran Nakış Cinleri: Lale Devri’nin Göz Boyayan Renkleri ve Nakışları

Metin Yeğenoğlu & Simten Coşar Gerçek-Tahayyül Siyaset-Edebiyat: Tuhaf Olmayan İkilinin Yazınsal Örnekleri

Yücel Dursun Bir Samuel Beckett Okuması: Adlandırılamayanın Adı ya da Kendiliğin (Self) Dramı

OKUMA PARÇASI

Fermâ Lekesizalın Sınır Durumlar, Yaşamlar ve Kimlikler: Doğunun Limanları

EDEBİYATLA KISA BİRYOLCULUK

Edebiyat, sakladıkları ve gösterdikleriyle farklı zihniyetlerin ve bilgi yapıla­rının açığa çıkarılması noktasında muazzam görevler üstlenen güçlü bir sanat ve iletişim aracı. Edebiyatseverler ve edebiyat okurları yakından bilmekte­dirler ki, sanatçının kuyumcu ustalığıyla duyularında billurlaştırdığı her olgu, kristalize ettiği her varlık; benzersiz söyleyiş yeteneğinin ve üstün poem kül­tü­rünün doğasını yansıtır. Canlılık, sonsuzluk, mizah, saçmalık ve derin işti­ha sanatçının deha kültürünü filizlendirir. Kırılganlıklarını besler, büyü­tür, olgunlaştırır, koparır, hattâ yabancılaştırır. Klasik eserleri ya da yeni Açık Yapıt’ları elimize aldığımızda kaskatı örülen bir duvarla karşılaşmayız, zırh­lara bürünmüş bir egoyu, benliği okumayız. Önümüzde, yaşamın tüm güzel­liklerini görülmemiş duyarlılıklarla sergileyen bir usta vardır, bir iktidar ve güç gösterisi değildir bu, yeri geldiğinde suçlarını itiraf eden, zaaflarını söy­le­yen, akla hayale sığmayacak muzırlıkları dile getiren bir cesaret... Ve okur­la yazar arasında edebiyatın açtığı bu özerk alandan dünyayı, insanları ve çevreyi seyretme denemesinin nice farklı ve ilginç oyunları sergilenir. 

Edebiyat bir taraftan “özne” sorununu çarpıcı ve dramatik biçimde ortaya koyarken, yüzleştiği başka bir alan, toplumsal realitelerin kendisidir. Edebi­yatın, toplumsal izdüşümleri ayrıntılarıyla yansıtan dev bir ayna gibi işlev gördüğünü söyleyebiliriz. Roman, öykü, şiir, anı, deneme, piyes gibi edebî türler yalnızca metinle sınırlı tutulamaz; bunun da ötesinde, yazarın esinlen­diği kaynaklar, beslendiği kültür ve tarihsel arka plan etkisini güçlü bir bi­çimde duyurur, hissettirir. Bu yönüyle edebiyat canlı ve dinamik yapısıyla sosyal bir arkeolojiye benzetilebilir. Toplumsal sorunlar, çalkalanmalar, ide­o­lojiler, ütopyalar farklı anlatı ve söylem düzeylerinde bu metinlerde yeniden kurgulanır, yorumlanır ve edebî izlerini kaybetmeden somut anlam kümele­rine kavuşur. 

Bizdeki edebiyat ile ilgili tartışmalara gelince, ana eksen daha çok batılı­laşma, modernleşme, kültür, kimlik, gelenek ve dil meselelerinde yoğunlaş­mıştır. Bu tartışmalar verimli olmakla birlikte çoğu zaman siyasal perspekti­fin (daha çok dört başı ma’mur ideolojik bakışların) kıskacı altındadır. Siya­sal bir projenin ürünü gibi düşünüyoruz edebiyatı. Yazar ne ölçüde çağdaş ya da geleneklerimize sadık kalmış mı? Siyasetteki yönelimlere paralel biçimde bazı dönemlerde kimi yazarlar ilgi görmüş, kimileri unutulmuştur. Bugün Tanpınar’ın değişik çevreler tarafından (neredeyse kırk yıl sonra) keşfedil­mesini nasıl açıklayacağız? Yakup Kadri, Halide Edip’leri, lise müfredatla­rında öğretildiği gibi Kemalist tonlamaların süzgecinden geçerek mi okuma­lıyız? Sabahattin Ali, Nâzım Hikmet’in sosyalist kavrayışlarının ötesinde herkesin kendisini bulabileceği başka gündemleri yok muydu?...

Ve ne zaman, beylik takıntılarımızı bir yana bırakıp dilimizin estetik ve kültürel formları üzerinde konuşup, farklı dönemlerindeki edebî izleri tada­bilme lüksünü yakalayacağız? Bu soruları dile getirmek bile düşündürücü, bir anlamda edebiyatımızın geleceği açısından umut kırıcıdır.

Umut kırıcı başka bir öge, bugünkü edebiyatımızda da patronaj kültürü­nün devamıdır. Reklam kampanyaları, rekor satışlar, imza günleri, yağmur gibi ödüller, karşılıklı iltifatlar, oligarşik çevre ve gruplar bizce edebiyat dünyasını diriltmekten çok, bitkisel yaşama terk etmektedir. Övgüyle takdim edilen best-seller’lar neredeyse on-on beş yıllık bir sözcük hafızasıyla ka­leme alınmıştır. Mekânlar bellidir. Karakterler sipariş edilmişçesine hazır, gö­reve çağrılmayı beklemektedir. Kurgular, imgeler, sorunlar birbirinin tek­rarı, bıktırıcı bir biçimde uzayıp gitmektedir. Artık herkes kabul etmektedir ki, ambalajlanmayan bir yapıtın değeri uzun süre anlaşılmayacak, daha doğru ifade edilirse; güç ilişkilerinin verdiği avantajlar en iyi biçimde semirilerek gelecekte unutulmaya mahkûm kitaplar şimdilerde vitrinleri süslemeye devam edecek.

Gelecek yıllarda edebiyat ile ilgili tartışmaları gündemimize getireceğiz, getirmeliyiz. Ve “Neden bu kadar duyarsızız?” sorusunu ilk önce edebiyat için sormalıyız.

Ay Taksit Tutarı Toplam Tutar
Tek Çekim₺ 14,40
3₺ 4,80₺ 14,40
6₺ 2,40₺ 14,40
9₺ 1,60₺ 14,40