İndirim

Sayı 39: Milliyetçilik -II

Stok Durumu: Stokta Var

KDV Dahil: 18,00 TL 14,40 TL
KDV Hariç: 14,26 TL
Miktar:
Etiketler: dergiler

MİLLİYETÇİLİK ÖRNEKLERİ

Hüseyin Kalaycı Batılı Demokrasilerde Ayrılıkçı Milliyetçilik: Quebec Milliyetçiliği

Liah Greenfeld Alman Milliyetçiliğinin Doğuşu

Recep Boztemur Irak Milliyetçiliği: Toplumsal Bütünleşmede Ordunun Rolü ve Devletin Meşruluk Temelleri

Selim Aslantaş Sırp İsyanları (1804-1815): Milli Bağımsızlık Hareketi Mi Burjuva Devrimi Mi Köylü Ayaklanması Mı?

Faruk Bozgöz Arap Milliyetçiliği

İKİ KLASİK: VICO VE FICHTE

Sema Önal Akkaş Vico ve Milliyetçilik

Güçlü Ateşoğlu Fichte ve Alman Milliyetçiliği

MİLLET VE MİLLİYETÇİLİK

Nazım İrem Aydınlanma ve Sınırlılık Siyaseti Olarak Ulus Devlet Modernliği

Max Weber Millet

Lerna K. Yanık Millet, Milliyet ve Milliyetçilik: Soğuk Savaş’ın Sonunda Türk Dış Politikasından Bir Kesit

SİNEMA VE MİLLİYETÇİLİK

Atilla Güney Resmî Milliyetçilikten Popüler Milliyetçiliğe Geçiş: 1960 Sonrası Türk Sineması Üzerine Siyasal Bir Deneme

KENZ

Hasan Bülent Kahraman Demokrasiyi Demokrasiyle Aşmak ya da İktidarsız Bir Demokrasinin Olasılıkları: Tocquevilleci Demokrasi, Toplumsal İktidar ve Sivil Toplum Kaygıları

Ali Utku Ziya Gökalp’in Felsefe Dersleri: “Kayıp Eser”in 85 Yıl Sonra Yayımlanışı Vesilesiyle

Taşkın Takış Sosyal Bilimlerin “Öteki” Kutbu: Şerif Mardin ve Entelektüel Bir Harita

HANGİ MİLLİYETÇİLİK?

Son yıllarda büyük bir ilgiyle tartışılan konuların başında milliyetçilik geliyor. Siyasi içeriği derin ve hassasiyet derecesi de bir o kadar yüksek olan bu kavramı tam anlamıyla açıklığa kavuşturmak zor görünüyor. En azından ideal tarifler için modern ulus-devletlerin kendileriyle doğrudan hesaplaşması gerekecektir ki, bu da her milletin aynaya baktığında kendi siluetini evre­nin merkezinde görmesi kadar öznel bir bakışı yansıtacak­tır.

Milliyetçilik, millet kavramından aşkın bir güç, tinsel bir ilke çıkarma formülüne dayanır. Yeni bir toplum oluşturma misyonunun ileri halka­sında tanımlanmış, güdümlenmiş ve belli bir yaşam alanı dairesinde üst-benliklerini kurmuş “millet” olgusu vardır. Modern çağda milletler, sınır­landırılmış kimi değerler etrafında, devletin ve kurumların belirlediği “kimlik”lere göre yaşarlar. İnşâ edilmiş milli kimlikler ise salt bir duyuş ve davranış kalıbına bürünmüşlerdir. Et de, tırnak da bu kimliğe iç­kindir.

Milliyetçilikten söz ederken sınırları belli bir coğrafyadan söz edi­yo­ruz demektir. Tarih bir inşâ süreci olarak bu coğrafyanın üzerine kurulu­dur. Tarihle birlikte ezelî ve ebedî hâkimiyet ülküsü gerçekleşti­rilmiş olur. Nasıl ki felsefî bilimlerde anlam düzeyi yüksek kompleks yapılar için mutlaka bir “arkhe”, bir ilk ilke aranıyorsa, toplum bilimlerinde de milletlerin geçmişi için bir başlangıç noktası varsayılır. Her başlangıç noktasında olduğu gibi, toplumlar saf, temiz ve bağımsız temellere da­yandırılır. Sosyal ilişkiler ve kültür hayatı olağanüstü koşulların meydana getirdiği bir hayat tarzı olarak tasavvur edilir. Bu hayatın dışında kalanlar “biz”e yabancıdır. “Öteki” ile ayrışılırken “biz” duygusu içinde giderek bütün­le­şi­lir. “Biz”e ait olan sıradan gerçeklikler, cansıkıcı gözüken bir günün ortasında bile sayısız kahramanı ve efsaneyi muhayyilemizde canlandırabilir.

Genel tanımlamalara göre dil olgusu, milli kültürün merkezinde yer alan en önemli unsurdur. Milli kültürü içselleştiren de, bireylerin ter­bi­yesi, seciyyesi ve mefkûresidir. Kullanılan ortak semboller bir arada bu­lun­manın doğal, içgüdüsel ref­lekslerini çoğaltır. Ortak bir yazgının pay­laşıldığına dair duyulan kuvvetli hissiyat, bir milleti birbirine ke­net­le­yen çimento vazifesi görür. Zaten milletlerin doğal harcı ken­di­li­ğin­­den bir kaynaşma hali sunar, kendine özgü sentez imkânları yaratır.

Milliyetçilikler, son iki yüzyılda birçok aşamadan geçerek modern tâbiyet kültürünün en etkili silahı olmuştur. Kırılma noktası sayılabilecek uyanış ve canlanış dönemlerinde imparatorluklar son pençelerini bir kez daha göstermişlerdir. Milliyetçilik, ulus-devlet­le­rin elinde bü­rokratik bir aygıt olarak kullanıl­mıştır. Bu sayede siyasal kadrolar oluş­turulmuş, yönetimin her kademesinde aktif propaganda faaliyetleri yürütülmüştür. Millileşen dinî cemaatlerle seküler bir vatandaş kimliği yaratma hayali, devletle millet arasındaki kutsal itti­fa­kı perçinlemiştir. Fransız, Al­man ve Rus Milliyetçiliği, Balkan ve Arap Milliyetçilikleri ve diğer milliyetçilik türleri kendine özgü şartlar içinde doğmuştur. Bu konuda kültürel mil­li­yetçilikten yayılmacı ve saldırgan milliyet­çilik­le­re kadar çeşitli örnekleri sıralamak mümkün... 

Türkiye’de milliyetçilik tartışmaları bir paranoyanın içine gömül­ü vazi­yettedir. Her geçen gün düşünme eylemi, yerini bir nevi enerji patla­ma­sına bırakıyor. Henüz sağduyusunu ispat edememiş bir kamuoyu önünde sağ­lıklı düşünsel yapılar giderek azalıyor. Milliyetçilik hakkındaki tezlere bakıldı­ğında mütemadiyen ya bir yüceltme ya da mahkûm etme kaygısı güdül­mektedir. Bu konuya ilgi duyanların ilk birkaç cümlesini okuduğu­nuzda mese­lenin nasıl sonuçlanacağı hakkında bir fikir edinebiliyor­sunuz. Korkunç bir ezber! Ra­hat bir hayat! Halbuki bu alanda son derece geniş bir literatür incelenmeyi beklemektedir. Doğu Batı’nın iki ciltlik sayısı da bu geniş alandan kimi su­numlar yap­mayı hedefliyor.

Ay Taksit Tutarı Toplam Tutar
Tek Çekim₺ 14,40
3₺ 4,80₺ 14,40
6₺ 2,40₺ 14,40
9₺ 1,60₺ 14,40