İndirim

Sayı 57: Türk Liberalizminin Eleştirisi

Stok Durumu: Stokta Var

KDV Dahil: 18,00 TL 14,40 TL
KDV Hariç: 14,26 TL
Miktar:
Etiketler: dergiler

“TÜRKİYE’NİN RUHUNU ARAMAK”

TAŞKIN TAKIŞ Yerlilikten Yurtsuzluğa : Zürcher, Bizim Kitap Kurdunu Okudu mu? Kurtuluş Kayalı Üzerine Bir Portre Denemesi

SİVİL ‘DEĞER’İN PEŞİNDE

ÖZGÜR TABUROĞLU Türkiye’de Toplumsal ve Siyasal Boşlukların Kurucu İşlevleri: Tanpınar, Küçükömer ve Mardin’in Düşünceleri

ÊDÎ BES E & BES NÎNE

UĞUR KÖMEÇOĞLU Kürt Sorunu ve Çatışma Sonrası Toplum: Ulusal Güçlerle Yerel Güçler Arasındaki Gerilim, Diyalogcu Kamusal Alan ve Demokratikleşme

TÜRK LİBERALİZMİNİN ELEŞTİRİSİ

SİMTEN COŞAR Kamusuzluğu Tahayyül Edebilmek: Türkiye’de Liberal Düşünce

HİLMİ OZAN ÖZAVCI Düşünce Tarihi Merceğinden: Türkiye’de Liberalizm

ÖZLEM DENLİ Liberal Düşünce Topluluğu veya Bir Paradoks Olarak Siyaset Arayışı

BOĞAÇ EROZAN Ahmet Ağaoğlu ve “Nizamlı Hürriyet”: Bir Cumhuriyetçi Yorum Denemesi

AHMET AĞAOĞLU Nizamlı Hürriyet

CEMİL OKTAY Liberal Siyasî Düzenler Hakkında Notlar

OĞUZ ADANIR Zihniyet, Ulusal Burjuvazi, Aydınlanma  

YENİ ÜÇ TARZ-I SİYASET

Aslında her fikir yansızdır, ya da öyle olmalıdır, ama insan onu canlandırır, alevlerini ve cinnetlerini yansıtır ona; saflığını yitirmiş, inanca dönüştürülmüş fikir, zaman içindeki yerini alır, bir olay çehresine bürünür: Mantıktan sara hastalığına geçiş tamamlanmış olur… İdeolojiler, doktrinler ve kanlı şakalar böyle doğar. E. M. Cioran, Çürümenin Kitabı

Türkiye’de farklı siyasî akımlar üzerinde fikir yürütmek bir bakıma uzun modernleşme serüveninin derin zıtlıklar içeren yapısını başka formüllerle yeniden ifade etmeye benzemektedir. Siyasal düşüncelerimizin kökenlerine inildiğinde daha çok Batılılaşma ve modernleşme sorunu karşısında üretilmiş bir dizi tepkiyle karşılaşıyoruz. Kimi tepkiler dünyaya açık ve pragmatik, kimi geleneksel ve korunmacı, kimi ise daha seçkin veya paylaşımcı… Ancak, birbirinden ayrı dünyalara seslenen liberal, muhafazakâr ve sosyalist ideolojiler ne tür bir tahayyüle sahip olurlarsa olsunlar Türk modernleşmesinin gözden kaçırılamayacak ikilemlerini taşımaktadırlar. Her üç siyaset tarzını mutlak ve bağımsız yapılar olarak kurgulamak yerine her birinin toplumsal süreç içindeki gelişimi bütünlüklü olarak incelenmelidir. Ve belirli bir “tutarlılık” ve “özgün”lük arayışından çok, dikkatimiz geleneksel siyaset dilinin hâkim ve otoriter kodları üzerine toplanmalıdır. 

İlk eleştirimiz Türkiye’deki liberal tezler üzerine… Türk usulü laissez faire temalı proje, hem entelektüel birikim anlamında hem de kitlelere ulaşma bakımından tahmin edileceği üzere yumuşak bir karna sahiptir. Eklemeden geçmeyelim, bilinçaltında ‘liberal’ sözcüğü sıradan bir konformizmi çağrıştırmaktadır. Elbette böyle olumsuz bir imajın ortaya çıkışında pür liberallerimizin payı var. Her şeyden önce bir zihniyet olarak liberal düşüncenin bu topraklarda yer ediniş şekli birbirinden kopuk halkalara sahiptir. Siyasal ve ekonomik anlamıyla liberalizm bağımsız ve özgür bir projeyi canlandırmaktan ziyade devletin ve bürokratik yapıların gölgesi altında bir rol biçmiştir kendisine. Her konuda uyumlu davranan, birey olmaya dair basit algılar sunan ve özgürlük tariflerini tarihsel ve toplumsal gerçekliklerden ayrıştıran bir düşünce sistemi tam da ideolojilerin kendini gizlemeye yatkın, yanlış bilinç üreten doğasına uygun düşmektedir. Liberalizmin bizdeki iyimserliği, manifestolarla yola çıkan siyasî bir hareketin daha baştan kendini ölü doğmaya mahkûm eden yazgısını andırıyor. Oysa, Batı’daki burjuva düşüncesinin bıraktığı evrensel miras, –sosyalist manifestoları da buna dâhil etmeliyiz– uzun bir toplumsal mücadele ve çatışmanın ardından ortaya çıkmıştı. Batı liberalizmi, gelin, önce hukukun üstünlüğü, özgürlük, demokrasi, birey ve yüce idealler hakkında insanlığa bir manifesto vazedelim, sonra da hareketimize bir yön çizelim tarzındaki iyimserliğe hiç düşmemişti. Sınıflar arasındaki kaba güç ve sömürü sistemi, hukuk ve özgürlük ilkeleriyle daima karşılıklı bir mücadeleyi gerektirecekti. Türkiye’de liberalizm söylemi ise biraz da manifestolar üzerinden varlığını ispatlamaya çalışan bir teşebbüsü andırmaktadır. Uçları her yöne açık bu teşebbüs kesintiye uğradığı dönemlerde muhafazakâr ve devletçi söylemlerin kusursuz bir parçası olabilecek kıvamdadır.

Bu sayımızda yer verilen makaleler liberalizmin eklemlenme sürecine dair somut örnekler sunmaktadır. Simten Coşar’ın yazısında açıkça görüleceği üzere liberal söylemler, hem geçmişte hem de günümüzde geleneksel-otoriter siyaset dilinden hiç de ayrıksı bir yere düşmemiştir. Hilmi Ozan Özavcı, Batı’daki liberal düşünce ile liberallerimiz arasındaki temel ayrımlara işaret etmektedir. Batı’da liberalizmin tarihi, köhne yapılarla toplumu dönüştüren ilerici sınıfların savaşına sahne olurken, Cemil Oktay’ın da altını çizdiği üzere, Türk Liberalizmi geleneksel otoriter değerlerle mücadeleye girmeyi çoğu zaman göze alamamıştır. Özlem Denli’nin LDT ile ilgili kayda değer çalışması son dönem liberal düşüncenin tıkanıklıkları hakkında önemli fikirler vermektedir. Boğaç Erozan, Ahmet Ağaoğlu portresini Cumhuriyetçi proje üzerinden okuyarak ve Ağaoğlu’ na dair tezleri gözden geçirerek yeni bir perspektif sunuyor. Son olarak, Uğur Kömeçoğlu’nun Kürt sorunu ile ilgili kaleme aldığı yazıya değinmeliyiz. Yazının ilk bölümünde sosyolojik-siyasal bir yaklaşımla bu derin yarayı her yönüyle teşhis eden, ikinci bölümünde de tarafsız bir gözle ve içtenlikli bir aydın sorumluluğunu paylaşarak meseleyi irdeleyen makaleyi yayınladığımız için kendimizi şanslı hissetmeliyiz. Ortak bir duyarlılık geliştirmek adına Kömeçoğlu’nun sesine de kulak vermeliyiz: Söyledikleri her iki taraf için de geçerli bir mesaj içeriyor:  

“Sîwar hatin peya çûn, êdî bes e! Artık yeter!..” 

Ay Taksit Tutarı Toplam Tutar
Tek Çekim₺ 14,40
3₺ 4,80₺ 14,40
6₺ 2,40₺ 14,40
9₺ 1,60₺ 14,40