İndirim

Sayı 58: Türk Muhafazakârlığının Eleştirisi

Stok Durumu: Stokta Var

KDV Dahil: 18,00 TL 14,40 TL
KDV Hariç: 14,26 TL
Miktar:
Etiketler: dergiler

GİRİŞ

SÜLEYMAN SEYFİ ÖĞÜN Lümpen Muhafazakârlık Üzerine

TÜRK MUHAFAZAKÂRLIĞININ ELEŞTİRİSİ

NAZIM İREM Türk Muhafazakâr Modernleşmesinin Sınırları: Kültürcü Özgünlük ve Eksik Liberalizm

RASİM ÖZGÜR DÖNMEZ Adalet ve Kalkınma Partisi: İslâmcılıktan Post Kemalist Bir Anlatıya Doğru

FIRAT MOLLAER Klasik Muhafazakârlıktan Tekno-Muhafazakârlığa: Tanım Sorunları, Temeller ve Değişmeler

HALUK EFEKAN Muhafazakârlığın Hermenötiği

MUHAFAZAKÂR SÖYLEM

AYTÜL TAMER Muhayyel Komünizm: Türk Sağının Anti-Komünizm Propagandası

İPEK GÖÇMEN Muhafazakârlık, Neoliberalizm ve Sosyal Politika: Türkiye'de Din Temelli Sosyal Yardım Organizasyonları

MUHAFAZAKÂRLIK VE KEMALİZM

HASAN UFUK AKTAŞLI Türk Muhafazakârlığı ve Kemalizm: Diyalektik Bir İlişki

İLYAS SÖĞÜTLÜ Tarihsel ve Toplumsal Bağlamı İçinde Kemalizm, Aydınlanma, Muhafazakârlık İlişkisi Üzerine Bir Derkenar

MUHAFAZAKÂR 'TEPKİ'LER

AYTAÇ YILDIZ Kuruluş Sürecinde Cumhuriyet Muhafazakârlığı: Peyami Safa'nın Kemalizm Yorumu

NECMETTİN DOĞAN Türk Muhafazakârlığının Devlet Algısı: Nurettin Topçu Örneği

ÖZGÜR AKYOL Sabahattin Zaim'de Muhafazakârlık Düşüncesi

TÜRK MUHAFAZAKÂRLIĞININ TARİH YORUMU

AHMET ÖZCAN Muhafazakâr Tarihçiliğin Popüler Yüzü: “İnanmıyorum Bana Öğretilen Tarihe!”  

“HİRA DAĞI KADAR MÜSLÜMAN TANRI DAĞI KADAR TÜRK…”

Harabîsin harabâti değilsin
Gözün mazidedir âti değilsin

Ziya Gökalp

Ne harabî ne harabâtiyim
Kökü mazide olan âtiyim

Yahya Kemâl

Muhafazakârlık her şeyden önce bir “hissiyat” biçimine bağlıdır. Bu düşünceyi geniş bir hassasiyetler çatışması içinde tanımlamak, onu belli bir “duyuş”, “tavır” ve “tepki” kalıpları içinde okumak mümkündür. Belki de bu yüzden başka ideolojilerle kıyaslanamayacak bir belirsizliği ve soyutluğu barındırır.  Muhafazakâr düşünce ancak “tepki”sini dile getirdiğinde, “derin hissiyatı”nı ifade ettiğinde yüzeye çıkabilir ve her yöne doğru temayül kazanabilir. Gaye, her defasında köklere inebilmektir; gelenek, kültür, tarih ve geçmiş zaman algısı etrafında bütünlüklü yapı ve kurumlar inşa edebilmektir. Geçmişteki her şey canlılığını ve tazeliğini hâlâ korumaktadır. Bugünün ıstırabını ancak altın harflerle yazılmış bir mazinin şefkatli kollarında dindirebiliriz. Dünya görüşünü adeta bir koza gibi örmek isteyen bu ahlâkî hassasiyetler lügatinin karşılaşılabileceği en uğursuz kelime “inkılâp”tır ve bu müthiş tedirgin edici kelime her türlü ucubeliği çağrıştırır. İnkılâplar, yani aslî değerlere sırtını dönmüş bütün yenilikler, hafızaları donuklaştıran bir tahribat yaratmıştır. Muhafazakârlığın ele aldığı meselelerde geçmişin muazzam gölgesi daima üstümüzdedir. Huşu, saygı, azâmet ve ihtişam… Ezelî, kutsal ve hiç dokunulmamış bir saha açılır önümüze. Âdeta ölüler, dirileri yönetmektedir. Toplum vicdanına doğrudan nüfuz eden, toplumu harekete geçirebilen dört başı mamur aksülameller yaratmak muhafazakâr siyasetin söylemini oluşturur. Ve motivasyon düzeyi son derece yüksek bu söylem içerisinde gerçekler speküle edilmeye, olgular değiştirilmeye son derece müsaittir.

“Gericilik buysa ben bir mürteciyim!” sözü Türk siyasal hayatında muhafazakârların iftihar edebilecekleri bir söz olmuştur… Türkiye’de dönem dönem geniş çapta ihya ve inşa hareketine girişmek büyük dava adamlarının misyonuydu: Kendini, tarihini, dinini ve milletini tanıyan nesiller yaratabilmek… Gelgelelim, muhafaza etmeye yönelik bu tutum Batı modernleşmesinde dinî, estetik, kültürel ve tarihsel üslûbunu yakalarken Türk muhafazakârlığının “koruma” algısı herhangi bir restorasyon bilincine erişememiştir. Muhafazakâr duyuşa sahip olan grup ve cemâatler arasında bugüne dek “kökü mazide olan bir âti” tavrı gelişmemiştir. Daha çok bahse konu olan gözü mazide olmayan bir “şimdi”dir. Maddi ve modern reflekslerle donanmış “şimdi” üzerinde hâkimiyet sürebilme isteğidir. Muhafazakâr topluluklar, “Kemalizm” ve “Resmî ideoloji” karşısında tepkisini ortaya koyarken kendi kapalı dünyalarını, tek yanlılıklarını sorgulayabilmiş değillerdir. Kısa yoldan bütün günahlar Türk modernleşmesinin sakat ve çarpık gelişimine yüklenmiştir. Bu paradoks en çok şu örneğe benzetilebilir: Birbirine benzeyen binlerce Atatürk heykelinin karşısına gene aynı biçimsizlikte Camiler inşa etmek… Elbette örnekler çoğaltılabilir. Sonuçta, muhafazakârlık Kemalizmi eleştirdiği ölçüde en çok ona benzeyen bir yapı olup çıkmıştır. Türk muhafazakârları uzun süre “jakoben”, “toplum mühendisleri”nden yakınmışlardır ama 1950’lerden itibaren sağ cenahtaki mühendis-teknokrat zihniyet derme çatma bir şehirleşme ve yaşam kültürünü ortaya koymuştur. Gelenekten ve kültürden tevarüs edilenlerle değil de, Batı’dan öğrenilenler ölçüsünde siyasî ve ekonomik gelişmelere intibak edilmiştir. Pozitivizm, muhafazakâr aydınlar tarafından eleştirilmişse bile bu felsefenin başarılı uygulayıcıları gene muhafazakârlar olmuştur. Böylelikle otoriteyi besleyen, evrenselliğin karşısında sert cemaatçi bir yapılanmayı tercih eden, liberal ekonomiye eklemlenme çabasındaki bir oluşum, hiçbir zaman büyük harflerle yazılmış bir medeniyet projesinin devamı olarak görülemez.  

Uzun yıllar “Hira dağı kadar Müslüman Tanrı dağı kadar Türk” diye yankılanan bir ses bugün kutsalla bağlarını yitirmiş ve modern dünyanın alışılmış, bilinen sıradan tepkilerini vermektedir. Türk muhafazakârları artık mağdur ve muhalif kimliklerinden sıyrılıp, siyasetin ve mevki yarışının kurallarını iyice kavramış, bir kurt masalını çağrıştıran tonlamalara yakın, “muhafaza” etmekten çok bir “değişim” hikâyesi yazdıklarını iddia etmektedirler.

Ay Taksit Tutarı Toplam Tutar
Tek Çekim₺ 14,40
3₺ 4,80₺ 14,40
6₺ 2,40₺ 14,40
9₺ 1,60₺ 14,40