İndirim

Sayı 28: İdeolojiler -1

Stok Durumu: Stokta Var

KDV Dahil: 18,00 TL 14,40 TL
KDV Hariç: 14,26 TL
Miktar:
Etiketler: dergiler

İDEOLOJİ YA DA İDEOLOJİLERİN SONU

Ali Akay Moderniteyi Yeniden Ele Almak: İdeolojisizleşme

Kürşad Ertuğrul Sosyal Teoride İdeolojik Kapanımları Kırma Arayışları ve Doğu/Batı Ayrımı

Zühtü Arslan İdeoloji, Türk Militarizmi ve Post-Militarist Açılımlar

Ayhan Kaya İdeolojiden İdolojiye Yolculuk: Düşüncebilimden Kimlikbilime

Davut Ateş Kuram, Eylem ve İnanç Ekseninde Siyasal İdeolojilerin Geleceği

İDEOLOJİNİN SINIRLARINDA…

Hasan Bülent Kahraman Leviathan Liberalizm Sularında Görüldü

C. Fred Alford Totalitenin Karşıtı: Levinas ve Frankfurt Okulu

Fermâ Lekesizalın Habermas’ın İdeoloji Eleştirisi ve Postyapısalcı Cyborg’a İlişkin Bir Soruşturma

Güney Çeğin & Alim Arlı “İdeoloji” Gerçeğinin Aşınması ve Pierre Bourdieu’nün Kuramsal Seçenekleri

Çiler Dursun Hegel’de Kendilik Bilinci ve Öteki İçindeki Yolculuk

ATÖLYE: SİYASET BİLİMİ ÇALIŞMALARI

İlhan Tekeli Tek ve Çok Kademeli Demokrasi Kuramlarının Ontolojik Kabulleri Üzerine

Murat Somer Demokratlığın Politik Ekonomisi: İnanılır Demokrasi, Düzenleyici Devlet ve AB’li Küreselleşme

Hikmet Kırık Âdil Siyasî Düzen Kurgusu ve Liberal Kamusal Alan

DÜN, BUGÜN, DAİMA...

İdeolojiler...Uzun bir hikâye... Şöhreti iki yüzyıllık zaman dilimine sığdırılamayacak kadar derin ve çarpıcı... Kavram, ilk kez, 1796’da, Destutt de Tracy tarafından ele alınır. De Tracy, duyumcu felsefesini belli bir program dahilinde geliştirmek için ideolojiyi “düşünce bilimi” anlamında kullanır. İlerleyen zamanlarda bu özel ve teknik formül aşılarak kavram birbiri ardına yorumlanır. 

Toplum ve siyaset teorilerinde doğru/yanlış cetvelini çizen düşünürler için hareket noktası, Avrupa’nın değişen yapısı, ticarî merkezleri, yeni oluşan sınıflardı. İngiltere, Sanayi Devrimi’nde yoksul kalabalıklarıyla “dünyanın atölyesi” olarak iş görmekteydi. Fransa, Napoléon Savaşları’nın siyasî belirsizlik atmosferinde çalkalanıyordu. Pazar ilişkilerini canlı tutansa, geniş ve yaygın sömürge ağlarıydı.

İlk büyük eleştiri Marks’tan gelir. Tarihin dramatik değişimleri, geçmişin “idea” öğretileriyle açıklanamaz; artık bütüncül, rasyonel, kapsamlı tezlere ihtiyaç vardır. Marks, gerçeklikleri, zihnimize bazen sert bazen yumuşak olarak kazıyordu. O’nu dinlersek, ideoloji, bir yönüyle gerçekliği çarpıtan aynaya benziyordu. Diğer taraftan içinde bulunduğumuz bütün gerçekliği ondan bağımsız ifade edemiyorduk. İdeolojilerin bir mitos olarak kabul görmesinde onun gerçeklerden aldığı bağımsız güç yatıyordu. İdeoloji, en basit, en yalın gerçekleri efsaneleştirebiliyordu. Marks, ideolojinin bir yanılsama olduğunu “yanlış bilinç” denklemine dayandırmıştır. Yanlış bilinç, gerçek varoluşumuzu örten tabakaydı.

XX. yüzyıla gelindiğinde insanlık, varlığını örten, kendini gizleyen birçok karanlık tabakayla yüzleşmek zorunda kaldı. İnsanın tarihi karanlık tortular biriktirme tarihiydi ve ırkçılık söylemleri de bu tortunun çamura batmış hâliydi. Aydınlanmanın iyimser tahminleri, zihinler dünyasında saf karşılığını bulamadı. Bütün idealleştirici söylemlere rağmen ideolojilerin her zaman kör bir noktası mevcuttu.

XX. yüzyılda artık herkesin bir ideolojisi ya da en kötü ihtimalle ideolojisizliği vardı. Belki de daha kötüsü “ideolojilerin sonu”nu ilân etmek olabilirdi. Alt kültürler, alternatif hareketler, karşıt sanat akımları, dışlanan gruplar, üçüncü dünyalılar, kendi küçük ideolojik cephelerine sığınmakta geç kalmadılar. “Kimlik ve ideoloji” sorunu apolitik kalabalıkların mutsuz yüzeyini yansıtıyordu. Davranış kültürleri, alışkanlıklar tüketim ideolojisiyle açıklanıyordu. Manipülasyon, kitle iletişim araçlarının en etkin silahı olarak her “mesaj”a söylediğinden çok daha fazlasını söyletiyordu. İdeoloji tartışmaları, dünya genelinde yaşanan krizlerle sürekli alevlenmeye devam etti.

İDEOLOJİLERİMİZİN İDEOLOJİSİ VAR MI?

Doğu Batı’nın ideolojiler sayısı katılımın genişliği nedeniyle 4 cilt olarak yayına hazırlandı. Bu sayılarda ideolojilerin siyasî, sosyolojik ve felsefî bakış açıları verilmeye çalışıldı. İkinci ve üçüncü ciltlerde ideoloji ekseninde Türkiye tartışmaları yer alıyor. Son cilt ise tarihçilere bırakıldı.

İlk sayımız, Batı’nın ideoloji yolculuğunda geldiği noktayı özetliyor, yani filmimiz sondan başlıyor. Yine de keskin sınıflandırmalara gidildiği söylenemez. Örneğin, ideolojileri konuşacaksak, onun taşıyıcısı rolündeki entelektüelleri de konuşmalıyız. Entelektüellerimizin bir ideolojisi var mıdır? Dikkat kesileceğimiz buysa, soyut tartışmalar yerine patrimonyalist ve bürokratik yapı, genel bilim anlayışı ya da zihniyet hayatımızın kültürel kodları incelenebilir.   Yaklaşık bin sayfayı içeren çalışmamızda metinlerin büyük bir kısmı, betimleme tutkusunu aşarak önemli tezlere yöneldi. Yönelinen nokta doğal bir arayışın neticesiydi ve bu arayış gerçeklerden uzak durmuyordu. Burada yazarların kayda değer birikimlerini varsayıyoruz. 

Aşırı romantik tezlerden özellikle kaçınıldı. Öfke veya sevgi seline kapılarak bir dizi ahlâk yasası önerilmedi. Ezberlenmiş sözleri tekrar etmek yerine ideolojilerin ideolojisini okumayı denemek zahmetli de olsa “dün, bugün, yarın” zaman dilimlerinin geçtiği yerde zihnimizi daha da berrak tutacaktır.

Ay Taksit Tutarı Toplam Tutar
Tek Çekim₺ 14,40
3₺ 4,80₺ 14,40
6₺ 2,40₺ 14,40
9₺ 1,60₺ 14,40