İndirim

Simülakrlar ve Simülasyon

Jean Baudrillard

Stok Durumu: Stokta Var

KDV Dahil: 18,00 TL 13,50 TL
KDV Hariç: 12,50 TL
Miktar:
Etiketler: kitaplar

XX. yüzyılın önemli iddialı çıkışlarından biri kuşkusuz Jean Baudrillard’ın “Simülasyon” kuramıdır. Baudrillard, radikal ve ayrıksı düşünceleriyle Batı toplumundan yayılan krizi haber verir. Baudrillard’a göre bugünkü sistemi kavramak için dolaşıma sürülen tezler “hiçlik” duvarında birer birer erimeye mahkûmdurlar. İşlenen bu kusursuz cinayeti araştırmaya başladığımızda iletişim, sinema, reklam veya mimarlık alanlarında “gerçek” ve “hakikat” düzeneklerinin birbirleriyle nasıl yer değiştirdiğine göz atmamız yeterlidir. Bir resmin taklidi, bir eserin yorumu veya tarihî bir yapının kopyası tüm aurasını yitirerek aslının yerine geçebilmektedir. Artık her türden sanatsal kaygı, hakikat arayışı ve iletişim tarzı tüketilmek için vardır, iletişim araçları iletişimsizliğin mükemmel bir örneğini sergilerler. Söz gelimi, belgeseller anımsamaktan çok unutturmak için vardır, “için için kaynayan” her bir anlam parçacığı içeriğinden boşaltılıp medya adlı devasa boşlukta simüle edilir. Tüm olup bitenlerin yansıdığı ekranlarda herşey gizlenir, üzeri kapatılır. Ve kitleler, iletişim araçlarına sarılarak modern bir kurban töreninin ritüellerini söz birliği etmişçesine mükemmelen yerine getirirler.

Baudrillard bilinenin aksine, çözümlemelerinde postmodern bir söyleme başvurmaz. Adanır’ın tanımlamasıyla söylersek, o “postmodern bir düşünür değildir!” Çünkü bu kitapta da görüleceği üzere, simülasyon evreninin “dünya görüşü” tarihsel gelişimin bir halkasıdır fakat son halkasını oluşturmaz.

- Ne pahasına olursa olsun Batı’nın moralini bozmayı sürdürecek misiniz?

Baudrillard: “Batı tarihinin temel yapı taşı moral bozukluğudur.” Bunu ben uydurmadım. “Yeni duygusal düzen” yani kurbanlardan oluşan duyarsızlık, pişmanlık üzerine oturmuş olan toplum, sanayi devrimi ve kolonizasyon gibi sonuçlara yol açmış XIX. yüzyıla ait anlam bunalımının bir uzantısıdır ve bizim uzun XIX. yüzyılımız boyunca da sürüp gitmiştir.

 

  • Çeviren: Oğuz Adanır
  • 7. Baskı
  • 221 sayfa
  • ISBN 975-8717-01-4
  • Ebat: 14 X 21
  • 2. hamur, karton kapak

Önsöz

Gerçeğin Yerini Alan Simülakrlar

“Retro” Bir Senaryo Olarak Tarih Holocauste

China Syndrom

Apocalypse Now (Kıyamet)

Beaubourg’un Bıraktığı İzlenim/Etki

İçin İçin Kaynama/Patlama Ve Caydırma

Hipermarket ve Hipermal

İletişim Araçlarında İçin İçin Kaynayan/Patlayan Anlam

Reklamın Mutlakiyeti Reklamın Hiçliği

Clone Story

Hologramlar

Crash

Simülasyon ve Bilimkurgu

Hayvanlar

Territoire Et Metamorphoses

Yaşam Alanı Ve Biçimsel Dönüşüme Uğramalar

Kalıntı

Sarmallaşan Ceset

“Değer”in Son Tangosu

Nihilizm Üzerine

Genel Dizin

Ay Taksit Tutarı Toplam Tutar
Tek Çekim₺ 13,50
3₺ 4,50₺ 13,50
6₺ 2,25₺ 13,50
9₺ 1,50₺ 13,50

JEAN BAUDRILLARD (1929-2007)

Fransız kültür kuramcısı, başlıca ilgisi simülasyona veya hiper “gerçeklik”e postmodern sapma olmuştur. Baudrillard’a göre simülakranın postmodern kültürdeki üstünlüğü gerçeğin yitirilişi açısından semptomatiktir. Artık gerçek dünya ile imgeleri arasında ayrım yapma becerisine sahip değilizdir. Sözgelimi, reklamlar bügün şeylerden çok imgeler satıyordur bize, Chanel, Calvin Klein veya GAP gibi markaların temsil ettiği nitelik veya değerden çok etiketlerini veya göstergesini satın alıyoruzdur. Baudrillard’ın en ünlü açıklaması, Körfez Savaşı’nın “gerçekten yaşanmadığı”ydı. Bununla kastettiği şey, medyanın olayı savaşın hiçbir mahale veya gerçek bir konuma sahip olmayacağı şekilde kazanılmıştı. Ama yalnızca bir imgeler savaşı söz konusu değildi, Ortadoğu’nun sunumları düşmanı iblisleştirmek için kullanıldı, görüntüleme araçlarıyla güdümlü füzeler fırlatıldı ve hedefler vuruldu, CNN izleyicileri savaşı daha gerçekleşirken bir medya olayı olarak izleyebildi.

Savaşın yeri, mahali artık sınırlı değildi, ama yayılarak Batı’da televizyon ekranlarına taşınmıştı –füze bombardımanı ile imge bombardımanı arasında bir ayrımın yapılamayacağı noktaya dek üstelik. Baudrillard böyle bir dünyada eleştiri gücünü yitirmiş olduğumuzu öne sürer.