| Sayı 1: Devlet |
|
“EN YÜKSEKTEKİ, EN UÇTAKİ, EN İYİ” Zihinsel haz, duyularımızın üstünde yer alan güçlü bir iradeyi dile getirir ve zihinsel haz, kuşkusuz zevklerin en uğraş isteyenidir. Kazanılması zor, alışıldığında da, vazgeçilmesi mümkün olmayan soylu bir cesarettir. Düşüncenin birbiri ardına açılan pencerelerini görebilmek, zamanın içinde erimek, renklerin tonları arasında değişebilmek, sessizliğin estetiğini dinlemek, sanat ve düşünce bekçilerinin kapı açtığı bazı zarif jestler arasında sayılabilir. Düşünce serüvenini yaşamının içine katan insan, daima bilinçli bir çabanın kanatları altında ikamet etme ihtiyacını hisseder. Onun yaşamöyküsü, kitaplar arasında geçirdiği zamanla anılmaya değerdir. Sessiz, sade ve asil… Temel soruları, bitmeyen paradoksları ağır aksak konuşması ve içinde taşıdığı enerji ve coşkusuyla, bazen o, hayat karşısında yüzlerce yıllık bir tecrübeyi, bilgeliği gösterir, bazen de çocuksu naifliğini sergilemekten çekinmez. Ekolleri, düşünürleri, disiplinleri, tarihleri, olayları ve sonsuz ayrıntılar yumağını, doğal bir zeka oyununun parçalarıymış gibi gördükçe çözer. Oyun oynar gibi büyük estetleri sanatçı gözlükleriyle masumâne taklit eder, tarihçilerin sözünü dinler ya da başka ustaların dizleri dibinde uyumak ister. Siyasî ve entelektüel popülizmler halkın ve okurların duygularını okşaya okşaya gelişir. Nasıl ki, “farklı olun”, “zamanı yakalayın”, “geçmişten geleceğe uzanın”, türünden ilk akla gelebilecek sözler reklam panolarında yer edinmişse; kapalı düşünce cemaatleri arasında tazelenen nişan ve manifestolar, tek bir bölgenin ve düşünce ikliminin davetiyelerini hatırlatmaktadır. Düşünce özgürlüğü ve hoşgörü etrafında kümelenen vecizeler, entelektüel vitrinlerden ve gazete sayfalarından benzeri gelişigüzellikle devşirilmektedir. Gerçekte, temel idealleri gündemine taşıyabilmiş insan sanıldığından da daha azdır. Bütün idealler, “En yüksekteki, en uçtaki ve en iyi”nin payından insanlara dağıtılmıştır. Bütün insanlara sunulabilecek en güzel hediye de en yükseğin, en uçtakinin ve en iyinin doruklarında gezinmek olabilir. Karşılığında, yalnızca “düşünce teşekkür eder.” Teşekkürlerimizi sizinle düşünürken ifade edeceğiz. DEVLET İlber Ortaylı Devlet’e Nasıl Bakmalı? Mehmet Ali Kılıçbay Devletin Yeniden Yapılanması Etyen Mahçupyan Devlet, Liberalizm ve Kapitalizm Hüseyin Hatemi Devlet Ne Demek Oluyor? Coşkun Can Aktan Devlet Niçin Yeniden Yapılandırılmalı? Mümtaz’er Türköne “Derin Devlet” DEVLETE KARŞI TOPLUM Kadir Cangızbay Sosyalizm Ölebilir mi? Durmuş Hocaoğlu Düşük Şiddetli Devrim Mehmet Altan II. Cumhuriyet Manifestosunun Tartışmalarına Giriş YAŞAMA ALANI Ahmet İnam Yaşama Tektoniği Üstüne Düşünceler Fehmi Baykan Fikir Hürriyetinin Sınırlanmasının Lüzumu Üzerine Nuray Mert Lâiklik Tartışması ve İslâmcılık Yasin Ceylan İrtica Konusuna Felsefî Bir Yaklaşım Ahmet Çiğdem Bilimlerin Krizinin Bir İşareti Olarak Pratik Felsefenin Sonu KENZ Mihail Bakunin Almanya’da Hegelcilik, Anarşizmin Temeli, Devletçilik ve Marksizm Mestrius Plutark Marcus Antonius Julius Caesar Gallia Savaşları |





Zihinsel haz, duyularımızın üstünde yer alan güçlü bir iradeyi dile getirir ve zihinsel haz, kuşkusuz zevklerin en uğraş isteyenidir. Kazanılması zor, alışıldığında da, vazgeçilmesi mümkün olmayan soylu bir cesarettir. Düşüncenin birbiri ardına açılan pencerelerini görebilmek, zamanın içinde erimek, renklerin tonları arasında değişebilmek, sessizliğin estetiğini dinlemek, sanat ve düşünce bekçilerinin kapı açtığı bazı zarif jestler arasında sayılabilir. 






