logo-facebooklogo-twitter
Detect language » Turkish
Sayı 47: Cumhuriyetçilik

d47Hepimiz ideal bir Cumhuriyetten yanayız… Cesaretle, kim bunun aksini söyleyebilir ki?... Yüksek sesle dile gelen bu talep, ortak bir ahitte bulunmuş tüm yurttaşların, devlet yönetimi için ütopya arayan bilge filozofların, her türlü ideal ve ihtirasını bu kavram içine sığdıran siyasî kişiliklerin söyleminde açığa çıkar. Cumhuriyet erdemdir, yüceliktir, büyüklüktür, mutluluktur vs…

Belki de, en tepede duran haliyle o herkesin bağımsızlığıdır. En temelde ise adaleti temsil eder. Haksızlığa uğramış ve ezilen Roma köylüsü için, cehennemde yanan Roma valilerini seyretmek cenneti süsleyen en güzel seyirliklerden biri olacaktır. Kuşkusuz bu tasvir, pagan inancının armağanı değil, cumhuriyetin tâ ilk dönemlerden itibaren kendi uyruklarına kazandırmış olduğu bir bilinçtir. Cumhuriyet, dünyevî anlamda kutsanmış siyasî buluşların –en azından şimdiye kadar– en saygı duyulanıdır… En derin ortak yaşama bilinci, adalet duygusu ve doğal hak kavramı Cumhuriyette tecessüs etmiştir. Bu haliyle insanlığın ulaştığı ütopya henüz Cumhuriyetin ötesine geçememiştir.

Cumhuriyetin tüm güzel idealleri üzerinde hemfikir olmakla birlikte bu yüksek değerlerin pratikte nasıl bir karşılık bulduğu sorusu ise tam anlamıyla bir muammaya dönüşmektedir. Çünkü herkesin yeryüzünde düşlediği cennet birbirinden öylesine farklı ve özünde öylesine uzlaşılmaz noktalara sahiptir ki, ortak siyasî bilince vurgu yapmaktan başka bir çözüm yolu kalmamaktadır. Peki, nasıl yapılacaktır bu? Siyasî bilincin geldiği yere döneceğiz ve her türlü göreceliği içinde barındıran ‘iyi’ kavramını yeniden ele alacağız. Bu noktadan itibaren Cumhuriyetçilik, siyasetin dar pratik amaçlarının ötesine geçmekte, neredeyse bir “erdem” ve “bilgelik” meselesine dönüşmektedir.

Türkiye’de ele alınış tarzıyla Cumhuriyetçilik ise, alışkın olduğumuz haliyle daha çok ‘laiklik’ üzerinden sürdürülen bir tartışmadır. Tek başına bir değer olarak Cumhuriyet projesini bütünüyle ele alıp zenginleştirme imkânı yoktur. Daha doğrusu, devletin göstermiş olduğu sınırlar içinde Cumhuriyetçiliğin zenginliğini keşfetme imkânı yoktur. Çünkü temel söylem, siyasî akılda yeterince olgunlaşmamış, bilinçaltındaki güçlü redlerden yola koyulmaktadır. Ayrıca tarihsel, kültürel ve dinî anlamda her türlü karikatürleştirme çözülmediği müddetçe siyasî literatüre hangi büyük ütopya yerleşirse yerleşsin, pek bir şey değişmeyecek, siyasetin dili öylesine kendi halinde ve ezbere akacaktır.

Örneğin, Türkiye’de ‘öteki’ni anlayalım demek aslında biraz da bize hoşgörü gösterin demekten farksızdır. Ötekini anlayalım demek bizim de o kadar korkulacak bir yüzümüz yok bencilliğini ve dayatmacılığını içerir. Dolayısıyla bu tür ütopyaları üstlenen çeşitli grup, cemaat ve ideolojilerin Cumhuriyet’e bakışı, ‘Cumhuriyet’i kendi dünya görüşümüze göre nasıl yorumlayabiliriz basitliğinin ötesine geçmemektedir. Son derece pragmatik, dönemlere göre adeta pay kapma yarışına dönüşen bir bakış açısıdır bu.

Cumhuriyetçi bakış açısından evrensel bir yorum kesinlikle değildir. Herhangi bir özgün deneyime dayanmamaktadır. Bağımsız ve yaratıcı aklı tamamen dışlamaktadır. Cumhuriyetçi misiniz, demokrat mı gibi bir şemadan hareketle siz kimden yanasınız gibi bir ucubeliği çağrıştırır. Böylelikle, herkesin başkasına ‘demokrasi’ dersi verdiği bir ortamda, Cumhuriyet’in erdemler listesine hiçbir katkı yapılmamakta, sadece açıktan açığa bir ‘güç savaşı’ verilmektedir. Doğal olarak ne zaman Cumhuriyeti konuşacaksak aslında daima başka bir şeyi konuşacağız demektir. Ve uzun bir süre bu tuzaktan kaçınmak da imkânsız gibi görünmektedir.

ÖNSÖZ
TURHAN KAÇAR
Gesta Reipublicae Romanae Klasik Roma’da Cumhuriyet’in Kısa Tarihi 

FUAT KEYMAN
Neo-Roma ve Neo- Atina Cumhuriyetçiliği: Cumhuriyetçilik, Demokratikleşme ve Türkiye 

TOKTAMIŞ ATEŞ
Cumhuriyet 

NURAN EROL IŞIK
”Ortak Bağ” ’ ın Tesisi İçin Eleştirel Cumhuriyet 

NURİ BİLGİN
Yönlendirici Bir Fikir Olarak Cumhuriyet 

NURAY MERT
Cumhuriyet Tarihi  Yeniden Okumak

ETYEN MAHÇUPYAN
Günümüzün Modern Muhafazakarlığı: Cumhuriyetçilik 

KADİR CANGIZBAY
”Bizim Cumhuriyet” 

OĞUZ ADANIR
Osmanlı Toplumunda Bir Simülasyon Evreninden söz Edilebilir Mi?
(Türkiye Cumhuriyeti Kaçınılmaz Tarihsel ve Toplumsal Bir Sonuçtur) 

ÜMİT KARDAŞ
Ordu-Siyaset-Yargı İlişkisi 

HÜSEYİN AYDOĞDU
Küreselleşen Dünya’da “Cumhuriyet(çilik)” Sorunsalı: Kimlik Ve Vatandaşlık Sorunu 

HÜSEYİN KALAYCI
Kendi Kaderini Tayin Kimlerin Hakkı

 

 

Dergi Son Sayılar

News image

Sayı 59: Türk Sosyalizminin Eleştirisi

Geçen yüzyıllarda evrensel sol birikim, en temel insanî meseleleri ortak bir paydada çözümleme noktasında büyük bir çabanın ve heyecanın...

News image

Sayı 58: Türk Muhafazakârlığının Eleştirisi

Muhafazakârlık her şeyden önce bir “hissiyat” biçimine bağlıdır. Bu düşünceyi geniş bir hassasiyetler çatışması içinde tanımlamak, onu belli bir...

News image

Sayı 57: Türk Liberalizminin Eleştirisi

Türkiye’de farklı siyasî akımlar üzerinde fikir yürütmek bir bakıma uzun modernleşme serüveninin derin zıtlıklar içeren yapısını başka formüllerle yeniden...

News image

Sayı 56: Psikanaliz Dersleri

André Malraux, bir din adamına “Elli yıldır bu meslektesin, söyle bakalım insanlık hakkında şimdiye kadar ne öğrendin?” diye sorar....

Son Yayınlanan Kitaplar

News image

FAUST - Johann Wolfgang GOETHE

Önce halk efsanelerinde, adı meçhule karışmış ozanlar söylediler bu âteşîn hikâyeyi.Sonra edebiyatçılar keşfettiler, eski kroniklerin içinde ilginç öyküler ararlarken.Kimler kalemini sivriltmedi ki şeytanla insanın gizli...

News image

ESTETİK’İN KISA TARİHİ - Hakkı Hünler

 Estetik sorun, derin anestezi altındaki modern hayat için ontolojik, epistemolojik, antropolojik, ethik, politik, sanatsal, teknik veteknolojik vb. sorunların birbirine çözülmezcesine sımsıkı kancalandığı kördüğüm noktasını oluşturur....Estetik...

News image

AVRASYACILIK - Meşdi İsmayılov

 “Avrasyacılık, tarihsel olarak sorunlu iki ulusal coğrafyayı (Rusya ve Türkiye) belli bir denklik içinden okuyan ve mukadderatlarını bir şekilde birbirine dâhil eden bakışın ürünüdür. Bu...

News image

MONADOLOJİ Metafizik Üzerine Konuşma -G. W. Leibniz

Düşünce tarihinde. arkasında bıraktığı yazılı çalışmalar bakımından Leibniz kadar üretken bir başka zihne nadiren tesadüfl edilir. İlginçtir ki yaşamını düşünmeye ve yazmaya adamış bu...