logo-facebooklogo-twitter
Detect language » Turkish
Sayı 50: Romalılar II


ROMA: SONSUZ ŞEHİR

d50Ülke ve şehirlerin zengin mekân anlayışı, güçlü bir merkez duygusu ile iç içedir. Konumları itibariyle New York, Paris, Londra, Floransa, Venedik, İstanbul gibi şehirler değişik yüzyıllarda dünyaya bir ‘merkez’den bakabilme üstünlüğünü edinmişlerdir. İmparatorlukların güç ve dinamizmleri ölçüsünde her şehir, zamanın parlaklığını kendi özgül karakterinde toplamış, tek başına dünyaya başkentlik edebilme ayrıcalığını yakalamıştır. Değişen çağlara göre, dünya merkezleri bir yerden başka bir yere taşınmış, ama mekâna ait olan bu merkezî doğal gücün izleri silinmemiştir. Diğer tüm merkezlerden önce gelen Roma şehri ise, dünyaya başkentlik edebilen ilk yerdi…Roma dünyasına dönmek öncelikli olarak yaşanılan dünyanın başlangıcına dönmek, tarihte daha sonra gelişecek karmaşık olayların merkezine gitmektir.

Roma… Sonsuzluğu çağrıştıran şehir (La vie éternelle)… şiddetin ve kudretin sembolü…Kılıç (gladius), sonsuzluk ile kutsanan en değerli varlık… Her şey, şiddete dayalı yapıda erimişti. Roma, öncelikli olarak geleneksel askerî devletin özelliklerini taşıyordu. Roma emperyalizmi, muazzam bir savaş mekanizmasının üzerine kuruluydu. Latin edebiyatı bir bakıma Roma tarihini öğrenmektir, daha özelinde de Roma’nın uzun savaşlar tarihini öğrenmektir. Tarihte hiçbir imparatorluğun sınırları Roma sınırları kadar genişlememiş ve hiçbir imparatorluğun ömrü onunki kadar uzun olmamıştır. Roma’nın kuruluşu başlı başına bir yükseliş öyküsüdür…Küçük bir ovada, Latium bölgesinden dünya egemenliğine uzanan bir yol... Tarihçi Livius, Roma’yı daima yücelen bir yazgıya benzetmekteydi. Ama bundan daha önemlisi, Roma’nın yükselişi kadar düşüş ve parçalanış öyküsüdür. Roma’nın tarih sahnesinden çekilişi uzun yıllar almış, yakın çağlara kadar uzanan her karmaşa ve bunalımın ardında Roma’nın adı zikredilmiştir.

Hâkim bir zihniyet olarak Roma, bütün dünyayı kendi imperium’u altında toplamayı hedefliyordu. Kuzey’deki Cermen tehditleri ve barbar istilaları sayılmazsa bu devasa çocuksu ülkü, tarihte ilk ve son defa gerçeklik bulmuştu. Pax Romana, Akdeniz’in ev sahibi olmak demekti. Roma, başka halkları kendi sisteminde birleştirmekte başarılıydı. Roma’nın ele geçirdiği topraklarda hızla yayılıp çabuk örgütlenebilmesi, Romanizasyonun kendinden sonraki imparatorluklara en önemli mirasıdır.

Başlangıçta Hellen uygarlığı ile barbarlık arasında sıkışan bir devlet, görkemli devirlerinde elden kolay bırakamayacağı bir üstünlüğü elde etmişti. Roma vatandaşı olmak bir ayrıcalıktı. Eğer bir kıyaslama yapmak mümkünse ‘Romalı’ olmak, modern ulusların sık sık kendilerine atfettiği bağlardan, örneğin Amerikalı, İngiliz, Fransız vb. olmaktan çok daha üstün bir değerdi. Modern ulusların kendini beğenmiş kimliklerinin aksine sıradan Roma köylüsü sadelikten hoşlanırdı. Çalışmayı seven, düzenli ve erdemden yana bir hal takınırdı. Geleneksel aile anlayışı, süreklilik duygusunu besliyordu ve bu da düzeni korumanın en iyi yoluydu. Çiftçilik, geniş kitlelere sabır ve dayanıklılığı aşılamaktaydı. Romalılar, işlerinde Tanrıların kendilerini gözetlediklerini düşünürlerdi. Tanrılarla uyum içinde olmak gündelik hayatın huzuru adına önemliydi. Kendini üstün bir güce adama anlayışı Romalılarda oldukça gelişmişti. Burada, bazı kelimelerin yardımına başvurursak, “Romalıların nefret ettikleri bir nitelik olan levitas…ciddi olacağınız yerde, kaygısız ve kararsız olmayı ifade eder. Disciplina, karakterin değişmezliğini sağlayan eğitimdir; industria çok çalışmayı ifade eder; virtus metinlik ve kuvvettir; clementia, insanın hakkından gönüllü olarak vazgeçmesi demektir” (R. Barrow).

İlk anlamıyla, kişinin kendine saygısını gösteren humanitas, Latin kültürünün armağan ettiği en önemli kelimelerden biridir. Erdem anlayışının ve Stoacılık felsefesinin Roma’da kök salması tesadüf sayılmamalıdır. Stoacılık, Roma’nın sert disiplinini yumuşatan bir öğretiydi. Tarihte, bu tür içsel bakışı geliştiren öğretilerin sert askerî imparatorlukların gölgesinde yeşermesi, bir yandan şiddetin sınırsızlığını gösteriyor, diğer yandan erdem arayışlarına bir meşruiyet kazandırıyordu.

Üç döneme ayrılan krallık, cumhuriyet ve imparatorluğun çeşitli evreleri dünya tarihinin en ilginç sayfalarıdır. Bu evrelerden geçilirken siyasetten hukuka, mühendislikten mimariye kadar yeryüzündeki birçok şeyin nasıl ve hangi sacayakları üzerine kurulduğuna tanıklık edilebilir. Bu aynı zamanda yaşadığımız dünyanın bilgisini de verir.

Anıtlar, meydanlar, köprüler, yollar, amfiteatrlar, hamamlar, bazilikalar Roma’nın kayda değer miraslarıdır. Tuğladan kenti mermerden bir ülkeye dönüştüren İmparator Augustus, zaferlerini taçlandırmak için inşa ettiği eserlerinde Res Gestea imzasını kullanmıştır. Res Gestea, yaptıkları, gerçekleştirdikleri ve ‘jest’leri anlamına gelir ki, bu kelimenin öteki anlamı TARİH’tir. Geçmişin somut kaynakları, dil, hukuk, sanat, mimari vb. alanların nasıl ortaya çıktığı incelendiğinde Roma ile günümüz arasında sağlam birçok köprü kurulacaktır.

GİRİŞ
Bülent İplikçioğlu
Antik Roma ve Mirası

KURULUŞ
Pelin Aytaman Erçelik
Roma’nın Kuruluş Efsaneleri

ROMA: SAVAŞ YA DA BARIŞ
Burak Çınar
Roma Ordusunun Savaşlardaki Üstünlüğü

Çağatay Aşkit
Tanrılarla Barış İçinde Yaşamak

FELSEFE
Kemal Bakır
Roma’da Felsefe, Stoa Ahlâkı, Kölelik ve İmparatorluk: 
Epiktetos ve Marcus Aurelius

Metin Bal
Roma’da Yeni Platonculuğun Kurucusu Plotinus ve Öğretisi

HUKUK & EKONOMİ
Havva Karagöz
Stoisyen Düşüncenin Roma Hukukuna Etkisi ve 
Doğal Hukuk (Ius Naturale) Anlayışı


Fatih Türe
Roma İmparatorluğu’nda Annona Kurumu

EDEBİYAT & BİLİM
Quintus Cıcero’dan Consul Adayı Marcus Cicero’a Mektup: Seçim Öğütleri

Gürsel Aytaç
Alman Edebiyatında Antik Roma

Alp Ejder Kantoğlu
Roma’nın Unutulan Yıldızı Marcus Manilius ve Eseri Astronomica

TARTIŞMA
Turhan Kaçar
Roma’dan Sonra Akdeniz Dünyası ve ‘Pirenne Tezi’

Mustafa Kömürcüoğlu
Yeniden Roma: Machiavelli Düşüncesinde Roma 
Siyasi Tarihi ve Yapısının Yorumlanması


KENZ
Hasan Bülent
Kahraman Kuvvetler Ayrılığı İlkesi ve Liberal Demokrasinin İç Kısıtlamaları: Anayasacılıktan Demokrasiye

 

 

Dergi Son Sayılar

News image

Sayı 60: Işık Doğudan Yükselir I

Doğu’ya dair müzikten edebiyata sanattan düşünce ekollerine kadar bir ilginin zaman zaman gün yüzüne çıktığını söyleyebiliriz. Öncelikle araştırılması gereken...

News image

Sayı 59: Türk Sosyalizminin Eleştirisi

Geçen yüzyıllarda evrensel sol birikim, en temel insanî meseleleri ortak bir paydada çözümleme noktasında büyük bir çabanın ve heyecanın...

News image

Sayı 58: Türk Muhafazakârlığının Eleştirisi

Muhafazakârlık her şeyden önce bir “hissiyat” biçimine bağlıdır. Bu düşünceyi geniş bir hassasiyetler çatışması içinde tanımlamak, onu belli bir...

News image

Sayı 57: Türk Liberalizminin Eleştirisi

Türkiye’de farklı siyasî akımlar üzerinde fikir yürütmek bir bakıma uzun modernleşme serüveninin derin zıtlıklar içeren yapısını başka formüllerle yeniden...

Son Yayınlanan Kitaplar

News image

Yeniçağ Alman Edebiyatı - Gürsel Aytaç

 'Klasik bir milli yazar ne zaman ve nerede ortaya çıkar?” Soruyu soran Alman edebiyatının zirvesi Goethe'dir.'Dunya edebiyat-weltliteratur' kavramını dunyaya armağan eden bu toplumun içeride...

News image

Çağdaş Alman Edebiyatı - Gürsel Aytaç

 Son derece vaatkâr bir başlangıç ile modern zihniyet, modern bilim ve teknolojiler, ilerleme ve Aydınlanma düşünceleri, insanlara, ideal bir dünyanın, mutlu ve özgür bir...

News image

SOSYOLOJİ KURAMLARI TARİHİ - HANS FREYER

 Kendisini büyük bir coşkuyla toplumsal hareketlerin yasalarını öğrenmeye veren bu yeni bilgi dalı, kısa zaman içinde ustalarını yetiştirmekte zorlanmaz. Comte, Saint-Simon, Spencer, Durkheim, Le...

News image

Çağdaş Sosyoloji Kuramları - Ruth A. Wallace / Alison Wolf

 İnsanlar genel olarak kuram okumaya pek hevesli değillerdir. Onu okullar, fabrikalar ve banliyöler ile seçimler, düğünler, grevler, oyunlar ve futbol maçlarından muteşekkil 'gerçek dünya'nın...