logo-facebooklogo-twitter
Detect language » Turkish
Sayı 14: Avrupa

 


AVRUPA’NIN AVRUPALILAŞMASI

d14Kendi küllerinden inşa edilmişçesine yükselen görkemli yapılar karşı­sın­da bir an hayretimizi gizleyemeyiz. Hakikatte, vücuda gelen devasa büyük­lüğün; fırça darbeleri, cam parçaları, çakıl taşlarına kadar inen ay­rın­tı­la­rı vardır. Ama biz, birçok nesneyi, varlık türünü, bütün olan yapı­dan soyut­layarak anlamlandırabiliyoruz. Bu yöntem karmaşık yapıları çözümle­me konusunda belli kolaylıklar sağlasa da aşırı genelleme ve tektipleş­tir­­meler bazen insanda mucizevî bir suskunluk etkisi bırakabilir: Yeni modelleri ve bilgi rejimlerini kendimizi hareketsiz bırakacak kadar mükem­melleştirebiliriz. Genellikle, tarihi algılama konusunda da benzer bir yöntemi takip ederiz. Ayrıntılara inmeden, tek tek parçalara bakmadan kimi uygarlıkları “imkânsızlığın heykelleri” olarak bir bütün halinde gö­rü­rüz. Örneğin, Yunanlıların matematiği Mısır’dan, astronomiyi Babil’ den getirdiği kabul edilirse, Yunan mucizesine gölge düşecektir. Kaldı ki, Yunan­lılar Pers savaşlarında “barbar”lar sayesinde “barbar” sö­zünü telaffuz ettikten sonra kimliklerinin bilincine daha çok varmışlardır. Cop­les­ton gibi felsefe tarihçileri Yunanlılar sayesinde bilimde “sistema­tik” bir baş­langıcın olduğunu iddia eder ancak “hegemonik” üslupla ya­zılan tarih­le­rin barbar, pagan, Asyalı ve heretik gibi ikincil kaynakları kolayca es geç­­tikleri unutulmamalıdır.

Doğu Batı’nın bu sayısı Avrupa’nın bir kez değil birçok kez kurul­duğu tezinden hareket etmektedir. Temel iddia, ne Yunan görkemini dile getir­mek ne de her şeyi Avrupa’nın sınırlı tarihsel olaylarıyla sınırlandı­rıp, sözgelimi Romalılık hastalığıyla (romanité) bütün bir yapıyı açıkla­ma­ya çalışmaktır. Avrupa’yı sadece bir yapı olarak değil, yapı-çevre, alt-üst, Avrupa-Türkiye (mesela Pas­ta-Krema) denklemleriyle açıklamaya çalış­tık. Zira, Avrupa karşılıklı etkiler ba­kımından her dönemde yeniden yapı­lanmış, dolayısıyla birçok kez Avrupalılaşmıştır. Avrupa’nın Grek­leş­mesi, Latinleşmesi, Romalılaşması, Germenleşmesi, Hıristiyanlaşması ayrı ayrı süreçler, ayrı ayrı etkileşimlerdir. Her adaptasyon farklı bir Av­rupa yaratmış, her bölünme Avrupa’nın kültürel sınırlarına esneklik ka­zan­dırmıştır. Doğu’dan gelen Hıristiyanlık sabit bir İncil coğrafyası or­taya çıkaramamıştır ve Hıristiyanlık toprakları, dolayısıyla Hıristiyanlık bilinci ve epistemesi sürekli değişmiştir. Aydınlanma döneminin değerleri bazen insanlığa müjde olarak sunulmuş, aynı değerler bazen Kant, Vol­ta­i­re, Montesquieu gibi düşünürlerin elinde üstün bir kültürün, yer yer Avru­pa-merkezli bir ayrımcılığın şiddetine bürünebilmiştir.

Avrupa’nın birincil kaynakları var mıdır yoksa tüm özgünlüğü ikincil kay­nakları biraraya getirip buradan –sentez yoluyla– olağanüstü sonuçlar üret­mesinde mi aranmalıdır? Avrupa’nın papalık, krallık ve burjuvazi üç­genindeki alışverişinden nasıl ortak bir kimlik üretebiliriz? Kaldı ki, kendi çıkarlarına mahkûm, son derece kıskanç ulus-devlet birliklerinin ortak bir kimlik arayışını engellediğini düşünecek olursak… Burada, Av­rupa tari­hi açısından çatışma kültürü büyük bir önem arz etmektedir. Mi­to­lo­ji­de­ki erdemle yüklü kahramanlar ile parmaklarının ucundan şehvet damla­yan kahramanların çelişkisinden, akıl ve nihilizm arasındaki sonsuz sayıda yuvarlanmalara varıncaya dek sanatsal, kültürel ve felsefi olarak Avru­pa kendini farklı biçimlerde açığa sermiştir.

Avrupa hakkındaki bir soruşturmada, çekilecek fotoğrafın hangi ka­re­le­ri öne çıkarılabilir? Öncelikle öne çıkarılması gereken tek bir kare var mıdır? Arka planda bırakılan konumlar, –örneğin Orta Çağ– Avrupa tari­hi­nin gerisinde durması gereken karanlık bir devir midir? Kiliseyle devlet ara­sındaki sözleşme geleneği, temsilî hükümet modeli, sınırsız ira­denin yasak­lanışı gibi fikirler Orta Çağ olarak adlandırılan dönemde ortaya atıl­mış­tır ve bunlar de­mokrasi tarihi açısından antik çağ kadar önem ta­şı­mak­tadır. Felsefi ve siyasal eşitlik düşüncesine Orta Çağ’daki ruhani eşitlik düşüncesinden geçilmiştir. Yine Orta Çağ’daki Tanrıbilim, Ruh’ül-kudüs gibi dinsel tartışmalara katılmadan Batı metafiziğini ve Batı bire­yini sağlıklı değerlendirmek mümkün görünme­mektedir. Bütün bu geliş­me­leri geri plana itmek tarihi kamaştırıcı ve al­benili giysilerle süslemektir ama bu bağlamda bilimin estetik zevkinin çok da geliştiği ve renk ton­la­ma­larıyla pek fazla uğraştığı söylenemez.

Salvadore Dali’ye bir de şu soru sorulmalıydı: Pasta mı önce yenmeliydi yoksa kre­ma mı?


Bir Kıta: Avrupa
Hasan Bülent Kahraman
Avrupa: Türk Modernleşmesinin Xanadu’su: Türk Modernleşmesi Kurucu İradesinde Yeni Bir Bakış Denemesi

Aslı Çırakman
Avrupa Fikrinden Avrupa Merkezciliğe

Betül Çotuksöken
Avrupa: Öznenin Doğum Yeri

Recep Boztemur
Avrupa’nın Uzun Ondokuzuncu Yüzyılı

Serdar Taşçı
İktidar ve Söylem: Kapitalizm ve Avrupa

Murat Belge
Ortaçağ

Ali Akay
Ortaçağ’dan Çıkarken Kadın ve Yeni Çağ Dante’si

Mehmet Ali Kılıçbay
Tarihsizliğin Marjından Marjinalleştiren Tarih Alanına: Avrupa’nın Kendini ve Dünyayı İnşa Etmesi

Oğuz Adanır
Occidentalisme!

Ahmet Ulvi Türkbağ
Doğu’nun Akşamından Batı’nın Şafağına: Modern Avrupa’yı Yaratan Anlayışın Doğuşu

Vehbi Hacıkadiroğlu
Toplumlar Arasındaki Ayrımlar Üzerine

Osmanlı-Avrupa: Bir Tarihçe
Halil İnalcık
Avrupa Devletler Sistemi, Fransa ve Osmanlı: Avrupa’da “Geleneksel Dostumuz” Fransa Tarihine Ait Bir Olay

Bir Rüya: Avrupa Birliği
Kürşat Ertuğrul
AB ve Avrupalılık

Ali L. Karaosmanoğlu
Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği Açısından Türkiye-Avrupa Birliği İlişkileri

Ömer Naci Soykan
Deus Sive Logica: Wittgenstein’ın Tanrı Anlayışı Üstüne

Ali Utku
Yazı Oyunundaki Ölü Adam Yazarın Ölümü ve Foucaultcu Retorik Immanuel Kant Bütün Felsefî Teodise Denemelerinin Başarısızlığı Üzerine

Türkiye – Avrupa: Bir İkilem
Dilek Barlas
Akdeniz’de Hasmane Dostlar: İki Dünya Savaşı Arasında Türkiye ve İtalya

Hüner Tuncer
19. Yüzyılda Osmanlı-Avrupa İlişkileri

 

 

Dergi Son Sayılar

News image

Sayı 60: Işık Doğudan Yükselir I

Doğu’ya dair müzikten edebiyata sanattan düşünce ekollerine kadar bir ilginin zaman zaman gün yüzüne çıktığını söyleyebiliriz. Öncelikle araştırılması gereken...

News image

Sayı 59: Türk Sosyalizminin Eleştirisi

Geçen yüzyıllarda evrensel sol birikim, en temel insanî meseleleri ortak bir paydada çözümleme noktasında büyük bir çabanın ve heyecanın...

News image

Sayı 58: Türk Muhafazakârlığının Eleştirisi

Muhafazakârlık her şeyden önce bir “hissiyat” biçimine bağlıdır. Bu düşünceyi geniş bir hassasiyetler çatışması içinde tanımlamak, onu belli bir...

News image

Sayı 57: Türk Liberalizminin Eleştirisi

Türkiye’de farklı siyasî akımlar üzerinde fikir yürütmek bir bakıma uzun modernleşme serüveninin derin zıtlıklar içeren yapısını başka formüllerle yeniden...

Son Yayınlanan Kitaplar

News image

Yeniçağ Alman Edebiyatı - Gürsel Aytaç

 'Klasik bir milli yazar ne zaman ve nerede ortaya çıkar?” Soruyu soran Alman edebiyatının zirvesi Goethe'dir.'Dunya edebiyat-weltliteratur' kavramını dunyaya armağan eden bu toplumun içeride...

News image

Çağdaş Alman Edebiyatı - Gürsel Aytaç

 Son derece vaatkâr bir başlangıç ile modern zihniyet, modern bilim ve teknolojiler, ilerleme ve Aydınlanma düşünceleri, insanlara, ideal bir dünyanın, mutlu ve özgür bir...

News image

SOSYOLOJİ KURAMLARI TARİHİ - HANS FREYER

 Kendisini büyük bir coşkuyla toplumsal hareketlerin yasalarını öğrenmeye veren bu yeni bilgi dalı, kısa zaman içinde ustalarını yetiştirmekte zorlanmaz. Comte, Saint-Simon, Spencer, Durkheim, Le...

News image

Çağdaş Sosyoloji Kuramları - Ruth A. Wallace / Alison Wolf

 İnsanlar genel olarak kuram okumaya pek hevesli değillerdir. Onu okullar, fabrikalar ve banliyöler ile seçimler, düğünler, grevler, oyunlar ve futbol maçlarından muteşekkil 'gerçek dünya'nın...