|
GEÇ AYDINLANMANIN ERKEN AYDINLARI
Geç aydınlanmanın erken aydınları…Düşünebildiğimiz kadar söyleriz... “kadar” bir sınırdır, bizi bağlar. Düşüncemizdeki bir ritm bozukluğu, ifademizi akamete uğratır. Ve parçalar arasındaki uyumsuzluk bir süre sonra bedenimizi kangren yuvasına çevirir. Oysa temel gereksinimlerin ötesinde yaşamdan beklediğimiz parmaklarımızın gözlerimiz kadar görebilme yetisi, aklımızın da adımlarımız kadar hızlı olma gücüydü.
Türkiye’de evrensel ölçülerde aydınlanma özlemini dile getirenler meselelere iyimser yaklaşımda bulunmuşlardır. Aydınlanma, özgürlük ve toplumsal barış adına verilen onca mücadelenin ardından sonuçta bir suçlunun gülümsemesi gibi ortada derin şüpheler kalmıştır. Çünkü tarafların hem müşfik ve sevecen bir yüz ifadesi hem de içten içe damarları dışarı çıkacakmış gibi iktidarı ele geçirme arzuları aynı kareye sığmamaktaydı. Bugün, siyasî pragmatizme ve diyalog gösterisine düşmeden kaç aydın kendi cemaatinin dışındaki cemaatlerin de kalbi ve kulağıdır? Geç aydınlanmanın temsilcileri toplumsal kimliklerine bir şecere çıkartırcasına tarihe yaklaşmışlardır, bugünkü ideolojileri neyse Türkiye sosyolojisini de derme-çatma bir yapı üzerinde kurmuşlardır. Modernleşme tarihimizin sorunlarıyla yüz yüze geldiğimiz anda böylesi bir yöntem usturuplu bir keşmekeş olur, ki entelektüel karın ağrıları olarak bizi yerlere yıkan da bunlardır!
Eğer mutlu bir tesadüfle toplumdaki her kesimin kendisinden bir anlam bulabileceği bir yöntem ortaya çıkarsa takdire değerdir ki o akıl, hissetmiş, kavramış ve sosyal bilimlerde fikir imâlatına başlamıştır, seri değil spesifik üretime...Artık tuğlalar üst üste konularak yeni bir yapı kurulabilir. Düşünce üslubu kuramamış bir ülke için, gelecekten umutlu olabilmek belki biraz da bu ihtimale bağlıdır. Bilim çok zamandır, dosdoğru okumaların, şüpheden ari ademoğlu cakasının bir mecrası olmaktan uzaklaştı. Bu zaman zarfı, mazrufun her an yenilenen bir süreç olduğunu gösterdi bize. Bilim artık sadece bilgilerin üzerine yenilerini koyarak ileriye dönük daha berrak görüş sağlamanın peşinde olan mütevazı bir uğraştır ya da en azından öyle olması gerekir. Aksi halde ne geçmiş ihya edilebilir ne de gelecek inşa...Osmanlı’dan bugüne “muhafız” ve “bekçi” rolünü üstlenen gecikmiş bir dönemin (aydınlanma) temsilcileri yaşamlarını idealizmin sınırları içerisinde tanımlasalar da, kavramsal çerçevedeki zayıflıklar yüzünden var olan gerçekliği de görememişlerdir.
Sözgelimi, modernleşme tarihi yazılırken karşılaşılan sorunların mikro ölçekte ne anlama tekabül ettiği üzerinde durulmamıştır. Büyük sözlere iltifat ederken gündelik yaşamımızdaki en küçük olaylar ıskalanmıştır. Şerif Mardin, modernleşme tarihini yazarken genel sosyolojik kavramları hayatımıza tercüme edebilmeyi başarabilmiştir. Mardin, “...yöneldiğim araştırmalardan doğan sonuç, dinin yalnız bir kurum (ulema sınıfı, medreseler, vakıflar ve tarikatlar) işlevini görmediğiydi; aynı zamanda ‘devlet’ ile sıradan halk arasında kurumsal olmayan bağlantıların söylemini de oluşturuyordu. 19. yüzyılın muhafazakâr tarihçisi Cevdet Paşa, Müslüman cenaze törenlerinde İslamî kamuoyunun işleyişini ayrıntılarıyla anlatırken, bize bu sistemin nasıl işlediğinin ipuçlarını da vermişti” saptamasında bulunarak kendimizi tanımamız açısından mikro-ölçekte bir sosyoloji ve gündelik yaşam kalıplarının, bazen genel geçer yapı ve ideolojilerden ne denli önemli olduğunun altını çizmektedir...
Metodolojik arayışın yansıması olan bu satırlar Türk bilim geleneğinde oluşan bir üslubun izlerine örnek teşkil edebilir.
Türk Düşünce Serüveni’nin yeni sayısı entelektüel birikimimizin köşe taşlarına yer vermeye devam ederek dizinin bu aşamadaki son halkasını oluşturuyor. Bu sayının isimleri, Türk Düşüncesinin de karakteristiğine şekil veren ve birikimleriyle bir dönemin, bir kuşağın ruhunu taşıyan insanlardır.
GEÇ AYDINLANMANIN ERKEN AYDINLARI E. FUAT KEYMAN Şerif Mardin, Toplumsal Kuram ve Türk Modernitesini Anlamak
AYŞE AZMAN Tarihselciliğe Karşı Ampirizm ve Mübeccel B. Kıray
FERHAT KENTEL Murat Belge; Özne Aydın
AYLİN ÖZMAN & SİMTEN COŞAR Siyasal Tahayyülde Devletin Belirleyiciliği: Metin Heper Çalışmaları Üzerine Bir İnceleme
BÜLENT ARI & SELİM ASLANTAŞ “Dairenin Dışındakiler”i Araştıran Tarihçi: Ahmet Yaşar Ocak
SÜLEYMAN SEYFİ ÖĞÜN Türk Tarihçiliğinin Şehirli Yüzü: İlber Ortaylı
MUSTAFA GÜNAY Doğan Özlem’in Felsefe ve Bilim Anlayışı
BETÜL KARAGÖZ Küreselleşen Türkiye’de Evrensel Değer: İsmail Tunalı
SEZGİN KIZILÇELİK Batı Düşün Kalıplarının Dışında, “Takım Anlayışı”ndan Hareket Edenlerin Karşısında Bir Yerli, Yerli Olduğu Kadar Evrensel Bir Sosyolog: Baykan Sezer
AHMET İÇDUYGU Türk Modernleşmesi İçinde Bir “Rönesans” İnsanı ve(ya) “Tecessüskâr” Bir Biliminsanı: Nermin Abadan Unat
H. BAYRAM KAÇMAZOĞLU Bir Halk Adamı Olarak Aydının Portresi: İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
DURSUN AYAN Ord. Prof. Dr. Aydın Sayılı
KENZ HALİL İNALCIK Bilimler Akademisi: Tarihte ve Türkiye’de
|