AŞKIN ÖLÜMCÜL ÖPÜCÜĞÜ
“Ruha varana dek tensel, ete varana kadar ruhsal...”
Saint Augustine
Bugün Batı’nın aşk anlayışını incelemek nostaljik bir merakın ötesine geçe-meyecektir. Bu tarihsel fantezi, kimilerine klâsik bir eğitim almak ya da ölü bir dili diriltmeye çalışmaktan farksız gelebilir. Petrus Abelardus ile Héloïse, Tristan ile Isolde gibi âşıklara, ya tozlanmış edebiyat kitaplarında rastlaya-bilir, ya da bir konser ve piyeste sözü edilen isimlerin duygusal bir mizanse-ne eşlik ettiğini görebiliriz. Geçmişin aynasından aşka dair yansıyan her sem-bol, kuşkusuz içinde bulunduğumuz âna büsbütün yabancı kalacaktır ve günümüz ilişkilerine bakarak eski bir aşk hikâyesinin kopyasını çıkarmak da neredeyse imkânsızdır.
Aşktan söz ederken bir kültür ve dünya görüşünden söz ediyoruz demek-tir. Antik dönemin dostluk ve sevgi (philia) anlayışı; Ortaçağ’daki tinsel yol-culuk; modern zamanlara gelindiğinde ise, daha çarpıcı ve dramatik dönü-şümler, aşk kavramına yepyeni boyutlar kazandırmıştır.
‡
Hölderlin ve Diotima...Aralarında düşsel bir ilişki geçse de biz bu çiftin bü-yük sevgilerinin kaynağı hakkında ne söyleyebiliriz? Yalnızca birbirlerini sevmeleri mi? Bu bir sonuç olabilir; birbirini sevmek aşkın doğası hakkında bizleri yeterince aydınlatmayabilir. Hölderlin Diotima’yı seviyordu ve “bu sevgi ölüm gibi kuvvetli”ydi, etkileyiciydi. Biz bu sevgide sonsuza doğru derinleşmiş saf ve temiz bir varlığı buluyoruz. Yaşamın en uç noktalarında, soruların hudutsuzca sorulduğu bir ortak mesai sayesinde Hölderlin ve Diotiması’nın aşkını anlamlı ve evrensel kılabiliyoruz.
Hölderlin ve benzeri kahramanların kurduğu dünya artık unutulmuştur. Aşkın kanatları, sonsuz dönüşünü “iki üstderinin alışverişi”nde tamamla-mıştır. Emile Durkheim “aşk bizde zihinsel bir olgudur” derken -esasen Platon’dan beri aşkla kurulan bu garip diyalog-, aklın darbe yediği her yerde aşkın duyusal tabakasını da zedelemiştir.
Batı’nın içinde patlayan bu derin yaranın kökenlerini aşkla kurulan çocuksu ilişkide görebiliriz. Modern edebiyatın tutku ve şiddet kavramlarını kazıdıkça bu çocuksuluğun hangi çılgın ve bilinçsiz ortamlara sürüklendiğine tanıklık ediyoruz. Örneğin, elinde kırbacıyla tasvir edilen Marki de Sade portresi, aşka dair oyunları tanımamış bir çocuğun öfkesini yansıtmaktadır.
Batı’nın aşkla kurduğu ilişki esasen hiyerarşik bir ilişkiydi. Aristoteles’in evrene ilişkin ünlü sınıflandırmasına, hiçbir zaman eşit olmamış âşıkları da dahil edebiliriz. Cennetin en yüksek noktasına kurulmuş Beatrice’den, Racine’in birbirine tutkuyla bağlı ama güç dengesine göre karşılıklı eziyeti de hiç ihmal etmeyen sevgili karakterlerine dek herkes bu sıralamadan nasi-bini almıştır.
‡
Aşk ile ilgili birçok tanımı sıralamak mümkün. Ama bütün yorumları bir tarafa bırakırsak, bu karmaşık oyunun denklemi basittir: Sevgiliye yaklaş-tıkça acı hafifler, ondan uzaklaştıkça acı çoğalır. Bu yükselti ve alçaltılar, aşkın değil arzunun denklemidir ve arzu aşındırıcıdır. Varolanın ötesini elde etme isteğiyle arzunun attığı her adım yıkıcı kuvvet olarak sahibine geri dönmüştür [Oysa mitolojide aşk tanrısı Eros’un en yakın dostları, Pothos (özlem) ve Himeros (arzu) olarak bilinirdi].
‡
Michelangelo “Bir ruhun güzel bir yüz tarafından uzun süreli ve derin yıkıma uğratılması”ndan söz ediyor. Sanatın tepesindeki kusursuzluk için, kökenin-deki tahribatı işaret ediyoruz. Aşk da benzeri eksiklikten doğmuştur. Nasıl ki mucizevî başlangıç hikâyeleri hayâl edilemeyecek felâket zincirleriyle son-lanmışsa; her gürültülü yıkım, ardında mucizevî bir sessizlik bırakmıştır. Aşkın bu diriltici gücü aynı zamanda da onun ölümcül öpücüğüdür.
BATI: MUTSUZ AŞKLAR ÜLKESİ
M. Mukadder Yakupoğlu
Batı Düşüncesinin Temel İkilemi Olarak Aşk ve Cinsellik
Hasan Ünal Nalbantoğlu
“Kant Burada da Hizmetinizdedir, Fräulein.” Maria von Herbert-Immanuel Kant Yazışması
Hannah Arendt & Martin Heidegger
Yusuf Eradam
Aşkın Sözü Kördür : Batı’nın Aşk Pazarı Ve Paradigmaları Üzerine Bir Deneme
“AŞK” YOK, “AYARTMA” VAR
Jean Baudrillard
Tutkunun Kötülük Meleği
BATI’NIN AŞK SEMBOLLERİ: DON JUAN VE CASANOVA
Robert Laffont
Don Juan Mitosu
Stefan Zweig
Casanova / Homo Eroticus
MÜZİK
Senail Özkan
Opus Metaphysicum: Tristan ve Isolde
EDEBİYAT
Gürsel Aytaç
Alman Edebiyatında Aşk
İhsan Yılmaz Bayraktarlı
Hölderlin ve Aşkın Mutlaklığı
Rümeysa Çavuş
Shakespeare’de Aşkın Farklı Kimlikleri
Zuhâl Yılmaz
XII.-XVIII. Yüzyıllar Arasında İtalyan Edebiyatında ve Leopardi’de Aşk
Charles Baudelaire
Balkon
Louis Aragon
Elsa’nın Gözleri
PSİKANALİZ
Nilgün Tutal
Kristeva’da Aşk
Fermâ Lekesizalın
William Faulkner’da Aşk, Arzu ve Yitik Mutluluk: Lacan’cı Bir Analiz
TOPLUM
Belkıs Ayhan Tarhan & Funda Bekâr
Batı Dolayımıyla Aşk Temsilleri: Romantik ve Seyirlik Aşk Hikâyeleri
Oktay Taftalı
Kötümser Aşk ve Batı