“Başlangıçta otlar vardı...” Toprağa eğilip otlar âlemini izlerseniz, size dünyanın insandan önceki hikâyesini ve ardından olup bitenleri anlatırlar. Alabildiğine çeşitli duygulanışlar, deneyimler, izlenimler halinde insanlıkta tezahür eden cezbedici, ayartıcı ama aynı zamanda gelgitli ve çekişmeli bir serüven! Alain Corbin bu hikâyenin farklı anlarını, insanın durduğu yahut geçtiği durakları, yaşadığı ruh hallerini şairler, yazarlar, ressamlar ve bir şekilde o esrarengiz dünyayla temas kuranlar üzerinden aktarıyor: Vergilius, Petrarca, Ronsard, Hugo, Thoreau, Whitman, Zola, Proust, Lamartine, Giono, Hardy …çobanlar, bahçıvanlar, çiftçiler ve ötekiler.
Bir çiçek, bir tutam ot yahut uçsuz bucaksız bir
çayır çocuklar ve yetişkinler, münzeviler ve dünyeviler, âşıklar ve kırık
kalpler, vasatlar ve aristokratlar için farklı anlamlar taşır. Otların kültürel
hafızadaki resmini çizen Corbin tarihsel evrimle birlikte hem bireyin hem
toplumun otlarla kurduğu ilişkileri antik çağlardan günümüze dek değişip
dönüşen anlamlar, duygular ve deneyimler yelpazesi içinde sunuyor. Yaşamın ana
kahramanları iken zamanla seyirlik nesnelere dönüşen, alçaltılıp yüceltilen,
sevilip nefret edilen otların neşeli ve kederli tarihini anlatıyor. Maddi ve
mekanik bir modernite tabiatla kurduğumuz ilişkiyi yapmacık ve güdük hale
getirdi, ancak Corbin uzaklaştığımız ama kopamadığımız o dünyaya bugün farklı
yollarla geri döndüğümüzü, eski bir samimiyeti yeniden canlandırdığımızı, otlar
üzerinden tabiatın bizdeki yansımalarını tekrar yakalamaya çalıştığımızı
söylüyor. Önce otlar vardı, sonra da otlar olacak.
- Yazar: Alain Corbin
- Kitabın Başlığı: Taze Otlar Üzerine: Antik Çağlardan Günümüze Bir Duygular Yelpazesi
- Fransızca Metin: La fraîcheur de l’herbe: Histoire d’une gamme d’émotions
- Çeviren: Özcan Doğan [Fransızca]
- Yayına Hazırlayanlar: Taşkın Takış, Ufuk Coşkun
- Kapak Tasarımı: Mr. Z & Z
- Dizi Bilgisi: Doğu Batı Yayınları - 482; Tarih Dizisi - 73
- Basım Bilgileri: 1. Basım: Nisan 2026
- Sayfa Sayısı: 190
- ISBN: 978-625-6194-56-4
- Boyutları: 13,5 x 21
Önsöz
I. Başlangıçta
Otlar Vardı
II. Çocukluk ve
Anı-Otlar
III. Çayır-Çimen
Deneyimi
IV. Mera yahut
“Her-Yer-Ot”
V. Ot, Anlık Bir
Sığınak
VI. Otların Küçük
Dünyası
VII. “Uykudan
Daha Tatlı Otlar” (Leconte de Lisle)
VIII. Kuru
Otların Kokusu: Ot İşleri ve Sunduğu Manzaralar
IX. Otların
Mertebeleri
X. “Beyaz
Mermerden İki Ayak Parlıyor Yeşil Otlar İçinde” (Lamartine)
XI. Otlar, “Büyük
Şehvet” Diyarı (Émile Zola)
XII. “Ölülerin
Otları” (Lamartine)
Sonsöz
Dizin
Önsöz
Otların da bir tarihi var şüphesiz; Rimbaud’nun “çayırların
çalgısı” dediği, “bulutların yeşil kardeşi” otlar. Batı dünyasında, Antik
çağlardan beri idillerde ve pastoral metinlerde otlara güzellemeler yapılmadan
önce, kırlar ve tarlalar üzerine yazılan
metinlerde daima yüceltilmiştir. O günlerden sonra da otların insanda
uyandırdığı duygulara dair ayrıntılı betimlemeler sürüp gitmiştir. Otlarla iç
içe olma arzusu, çayırlarda gezmenin, uzun otların arasında kaybolmanın,
çimenlerin içine uzanıp dinlenmenin ve hayal kurmanın keyfi incelikli bir
üslupla anlatılmıştır: Plinius, Plutarkhos, Ronsard, bilhassa romantikler
ve büyük çağdaş şairler “otların dünyasına” bağlanmış, kendilerini
yeşilliklerle bir görmüş, türlü halleriyle otları şöyle bir görmenin bile
içlerinde uyandırdığı anıları şaşkınlıkla dile getirmişlerdir –bazı şairleri
bizzat otlarla beslenmeye iten coşkudan hiç bahsetmiyorum bile.
Ancak otların da ayrıcalıklı
dünyaları var. Cotentin’deki güzel korkuluklar böyledir, ki ben orada doğup büyüyecek
kadar talihliydim. Kendimi evden dışarı atar atmaz otlar en büyük yoldaşım
olurdu. Charles d’Orléans’ın yaşadığı
günlerdeki gibi rengârenk çayırlarda biten otlar. Beyaz papatyalar, sümbüller, çuhaçiçekleri açardı; manzaraya
canlılık katan Normandiya inekleri ve yük atları yetiştirenler için vazgeçilmez
türlü otlar biterdi. Çocuklukla birlikte otların içinde yuvarlanma yahut çıplak
ayaklarla yürüme keyfini ardımda bıraktığımda, otlar arkadaşlığı ve farklı duyguları
öğrenmeme eşlik etti: dört yapraklı yonca aramalar, ilk flörtün
tatlılığı, âşıkların çılgın halleri. O zamanlar kuru otlar, onların kokuları ve
hışırtıları ayrılmaz bir bütün oluverirdi.
Kültür dünyamızda otların başka
anlamlara büründüğü ve kırlara bakıldığında ancak belli belirsiz görülen
şeylere dönüştüğü günümüzde, otların tarihini anlatmak daha büyük bir önem
kazanıyor. Orakla ot biçen insanın jestleri, otlardan balyalar yapma ve –artık
terk edilen– eski makineleri kullanma sanatı, her yerde karşınıza çıkan tarla çiçekleri, hasat zamanlarıyla birleşen
şölenler ve kaynaşmalar, toplanıp kurutulan otları taşımaya yönelik geleneksel
usuller; bütün bunlar kaybolup gitti. Ve o andan sonra duygular yelpazesi
anbean gölgelendi, ki onlar yeşilliklerle duyulan sevginin uyandırdığı hayli
yoğun duygulardı. Otları ve onlardan keyif almasını bilen çocukların sayısı
yıldan yıla azalıyor.
Otların tarihinde önemli bir
sayfa geride kaldı kuşkusuz, fakat onlara duyulan arzu büsbütün yitip gitmiş
değil; yaşadığımız zamanda pek çok şehirliyi cezbetmeye devam ediyor ve işin
ehli insanlar bu arzuyu doyurmak için çalışıyorlar. Onlar yeni usullere
başvurarak otların cazibesini artırmayı ve yüzyıllar boyunca insanda
uyandırdıkları duyguların tarihine yeni bir sayfa eklemeyi amaç edinmişler.
Alain Corbin
Ünlü Fransız tarihçi.
12 Ocak 1936’da Courtomer (Orne)’da doğdu. Doktor
olan Antoine Corbin ve Essay’de toprak sahibi bir aileden gelen Norman bir
annenin oğludur. Çocukluk ve gençlik yılları katı disiplinli bir Katolik okulunda geçmiştir. On altı yaşında bakalorya (A düzeyinde Latince, Yunanca)
diplomasını almıştır. Eğitimine Caen Üniversitesi’nde devam etmiştir. Öğrencilik yıllarını, bağımsız okumalara geniş zaman ayıran, siyasi
angajmandan uzak ve nispeten esnek bir müfredatla tamamlamıştır. Özellikle
zihnen serbest ve özgür olduğu bu yıllar onun gelecekte sıra dışı bir tarihçi
olmasının önünü
açacaktır.
Alain Corbin tıpkı Annales
Okulu’nun temsilcileri gibi kalın harflerle
yazılan büyük siyasi olaylara odaklanmak yerine, çağlar boyunca “görünmez” olanın ve insani deneyimlerin peşinde oldu. Yıllar
ilerledikçe sosyal tarih ve zihniyet tarihi onun çalışmalarına damgasını vurdu.
Mikrotarih alanında
birbirinden ilginç eserlere imza attı. Annales
Okulu’nu kurucularından Lucien
Febvre’in tarihçilik anlayışına uygun
yazdığı birçok eserle dünyada dikkatleri üzerine toplamayı başardı. Duyarlılık tarihine yönelik yenilikçi yaklaşımıyla tarih
disiplinini derinden etkilediği için
“duyuların tarihçisi” olarak ismi duyuldu. Araştırma alanları koku, sessizlik, dinlenme, gökyüzü, deniz,
rüzgâr, yağmur,
hobiler, insan bedeni, fahişelik vb.
gibi kültürel tarihin ilginç konularından oluşmaktadır. İlk kitabı Les Filles de noce. Misère sexuelle et
prostitution au XIXe siècle (Gerdek Kızları: 19. Yüzyılda Cinsel Sefalet ve Fahişelik) için yaptığı araştırmalar sırasında Alain
Corbin, fahişeleri tanımlarken kullanılan koku
referanslarından çok
etkilendi. Corbin, Paris I-Sorbonne Üniversitesi Tarih bölümünde emeritus
profesör (emekli öğretim üyesi)
olarak görev yapmıştır. Yazarın bazı kitapları arasında şunlar sayılabilir: L’archaïsme et modernité en Limousine
au XIXe siècle (1845-1880) (19. yüzyılda Limousine’de Arkaizm ile Modernite), Presse
Universitaire de Limoge, Limoge, 1999; Le village des “Cannibales”,
(“Yamyamlar” Köyü), Flammarion, Paris, 1990; Le Territoire du vide et
le désir du rivage, 1750-1840 (Boşluğun Yurdu ve Kıyı Hasreti), Flammarion, Paris, 1998; Histoire du
corps, (Bedenin Tarihi), Seuil, Paris, 2005; Histoire du
christianisme, (Hıristiyanlığın Tarihi) der., Seuil, 2007.Doğu Batı Yayınları’ndan çıkan diğer kitabı Kokunun Tarihi - Miyasma ile Fulya: Koku ve
Toplumsal İmgelem
18-19. Yüzyıllar (2022).
Özcan Doğan
Çevirmen, redaktör, yazar. 1981 yılında doğdu. Hacettepe Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu. Çevirdiği kitaplardan bazıları şunlardır: Amerika’da
Demokrasi (Tocqueville), Sosyoloji ve Antropoloji (Mauss), Avrupa Düşüncesinin Serüveni (Russ), Sanat (Farago),
İntihar (Durkheim), Antik
Mısır Tarihi (Nicolas Grimal), Mısır Mucizesi (Schwaller
de Lubicz), Plotinos ya da Bakışın Saflığı (Hadot), Orada
Saat Kaç? (Gruzinski), Yöntem Üzerine Konuşma (Descartes), Özdeyişler (La
Rochefoucauld).
Notos, Birikim,
Birgün, Özgür Edebiyat, Yasakmeyve, Kül Öykü, Öykü
Gazetesi, Sarnıç, Kirpi Şiir,
Mevzuedebiyat, Peyniraltı Edebiyatı,
Edebiyathaber, Lacivert gibi dergilerde öykü, şiir ve yazıları yayımlandı. Bunun Konumuzla Bir İlgisi Yok, Bay
How Ne Yapmalı? ve Kendime
İyi geceler adlı üç öykü kitabı, Öyle
Değil mi Zehra?, Yeryüzünde
Sesler, Ayakları Pürdikkat
Refakatçi Haydutlar adlı üç romanı var.


