• Türkiye Anıları

Türkiye Anıları

  • 65,00 TL
  • 45,50 TL


  • Stok Durumu: Stokta var
  • 24 Saatte Kargoda

Bundan tam yüzyıl önce, uzun süren savaşlarla yıkıma uğramış, âdeta uçuruma sürüklenmiş ama büyük bir direnç gösterip ayağa kalkmış bir ülkenin o günkü koşullarıyla ilgili pek çok kaynak mevcut. Bunlardan en önemlisi Frunze’nin Türkiye Anıları’nı, bu hatıratın yazılışının 100. yılında yeniden okurların dikkatine sunuyoruz.

Olağanüstü yetenekteki bir elçinin sıradışı Anadolu seyahati… İlk sayfalardan itibaren şaşırtıcı bilgiler ve keskin gözlemlerle karşılaşırız. Frunze’nin anlatımı yalındır ama sanki klasik Rus edebiyatının gerçekçiliği izlenircesine o ölçüde zengin motifler art arda sıralanır. Öncelikle yoksulluğu iliklerine kadar tecrübe etmiş bir halkın psikolojisi ve içinde bulunduğu ortam çok iyi yansıtılır. Frunze karşılaştığı kişilerden, köylülerden, resmî görevlilerden mükemmele yakın tahliller çıkarır ki, bunların arasında her türlü imkânsızlıklara rağmen kendisini iyi yetiştirmiş idealist insanlar da vardır. Öte taraftan Frunze, Türkiye’nin idari yapısını ve bürokrasisini ayrıntılarıyla etüt eder. Siyasi ortamdaki derin kırılmaları gösterir ve ülkenin o zamandan beri süregelen ikiye bölünmüşlüğünün altını özellikle çizer.

Rus ihtilalinin önderlerinden Mihail Frunze, Türkiye tarihi açısından sembolik değerini her zaman korumuştur. Onun Anadolu insanına dostane yaklaşımı büyük bir sempati toplamıştır. Taksim’deki Cumhuriyet Anıtı’nda Atatürk’ün heykeli arkasındaki siluetiyle Frunze’nin hatırası, bugün hâlâ yaşamaya devam etmektedir.


  • Yazar: Mihail Frunze
  • Kitabın Başlığı: Türkiye Anıları
  • Rusçadan Çeviren: Ahmet Ekeş
  • Yayına Hazırlayanlar: Taşkın Takış, Ufuk Coşkun
  • Kapak Tasarımı: Harun Ak
  • Dizi Bilgisi: Doğu Batı Yayınları - 338; Hatırat - 1
  • Basım Bilgileri: 3. Basım: Ocak 2022 / 1. Basım: Cem Yayınevi, 1978.
  • Sayfa Sayısı: 142
  • ISBN: 978-625-7030-92-2
  • Boyutları: 13,5 x 21
  • Kapak Resmi: Halil Paşa, Kale Manzarası, 1928 (Ankara Resim ve Heykel Müzesi).

Mihail Vasilyeviç Frunze

     İlber Ortaylı


Karadeniz’in Öte Yakasına

Ankara’ya Yolculuk

I. Batum’dan Samsun’a

II. Samsun

III. Samsun’dan Keskin’e

IV. Samsun’dan Çorum’a

V. Keskin’den Ankara’ya

VI. Ankara’dan Sungurlu’ya

VII. Sungurlu’dan Samsun’a

VIII. Samsun’dan Batum’a

Sovyet Halk Komiserliği’nin ve Ukrayna Merkez Yürütme Komitesi’nin Birleşik Oturumunda Ankara Yolculuğu
Hakkında Sunulan Rapor

Mihail Vasilyeviç Frunze

 

İlber Ortaylı

 

Frunze’nin Bolşevik İhtilali tarihinde önemli bir yeri vardır. Bunun başlıca göstergesi; Lev Troçki gibi askerî başarıları olan ve savunma, halk komiserliği yapmış bir devrimci liderden sonra onun yerine tayin edilmesidir. Muhtemelen Troçki’nin askerî, stratejik üstünlük tesis etmekten çok orduya moral veren nutukları bunda rol oynamıştı. Frunze ise genç bir komutan olarak askerî bir eğitim kariyerinden de gelmediği halde önemli bir stratejik ve taktik ustası olarak ihtilalin iç harp safhasında yer almıştır. Kolçak gibi aslında başarıları görülen bir Beyaz Ordu komutanını yenmiş, Kırım’da ise Baron Pyotr Vrangel’i bütün birlikleri ile birlikte Rusya’nın dışına çıkarmıştır. Bu başarısından dolayı Sovyetler Birliği’nin askerî tarihinde yer alır.

1925’te genç yaşta gelen ölümü görünüşte ülserdendir. Bugün bile hakkında birtakım dedikodular üretilmesi, bu ameliyatın çok dikkatsizce ve belki de istismar edilerek yapılmasın­dan kaynaklanır. Günümüzde Sovyetler Birliği tarihinin yeniden yazımında Stalin karşıtı yorumlar, Frunze’nin onun tarafından saf dışı bırakıldığını ileri sürüyor. Bir gerçek var; Lenin tarafından çok tutulan bir genç komutandı. Beyaz Orduların son direnişi onun sayesinde kırıldı. Bugün bile Rusya’daki harp okulu, Sovyet Devriminde olduğu gibi Frunze adını taşıyor.

Bizim için asıl önemli yanı; Kasım 1921’de, yani Sakarya Zaferi’nden sonra üç ay içinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Ukrayna Sovyet Radası’nın Büyükelçisi olarak Türkiye’ye gelmesidir. Büyük Millet Meclisi Hükümeti kendisini dostane karşıladı ve Frunze Karadeniz kıyılarında Türkiye’ye ayak bastı, Ankara’ya doğru Lalahan üzerinden geldi. Türkiye’deki seyahati uzun sürdü.

Ocak ortalarına kadar birçok yeri ziyaret etti, gözlemlerde bulundu. Buradaki gezi notlarında da açıkça görüleceği üzere; 1960’lı yıllarda basılan bu notlarında insanı hayrete düşüren önemli tespitleri vardır. Tıpkı eski dönemlerin bir aristokrat gezgini gibi Küçük Asya’nın antik tarihinden itibaren bilgi sahibi olması ve bu noktalara müracaat etme kabiliyeti ön plana çıkar. Şimdi bu sayfalarda bilgili bir turistik rehber eşliğinde bu geziyi General’le yapabilirsiniz. İkinci nokta, Türk halkının Bolşevizme olan ilgisi üzerindeki değerlendirmeleridir. Sakarya Zaferi sonrasında Lenin’in ve Sovyet Rusya’nın Türkiye’ye gösterdiği ilginin ve güvenin artması dolayısıyla bu müttefike yardımı yerinde görüp, değerlendirmek için gelmiş olduğu anlaşılıyor.

Kendisinin gösterdiği sempati karşılığını bulmuştur. Frunze Türkiye’de unutulmayan isimlerdendir. Hattâ Taksim’deki Cumhuriyet Anıtı’nda Atatürk’ün heykeli arkasında onun da silueti yer alır. 1933 yılında gelen Kliment Yefremoviç Voroşilov da buna dâhildir ki, o da Frunze’nın Kızıl Ordu’da ve komutanlıktaki halefidir.

Bu bir dönemdi. Rusya’da hâlâ ismi metro istasyonlarında, birçok şehrin sokaklarında hattâ şimdi ismi Bişkek olan Sovyet (Kırgızistan) başkenti heykeliyle anılmaya devam ediyor. Bu önemli tarihî portrenin hatıratının Türkçe tercümesinin yeniden basılması, hiç şüphesiz ki yakın tarihimizin anlaşılması için okunması gereken bir belgenin daha geniş kitleye kazandırılması açısından son derece kayda değerdir.

 

9 Ocak 2022
İstanbul

 

Mihail Vasilyeviç Frunze (Rusça: Михаи́л Васи́льевич Фру́нзе)

Rus askerî lider. Kızıl Ordu’nun kurucularından, 1917 Ekim (Октябрь) Devrimi’nin önderlerinden. Bir sağlık memuru Romen baba ve Rus annenin oğlu olarak 2 Şubat 1885’te Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te dünyaya geldi. (Kent, Sovyetler Birliği döneminde Mihail Frunze’nin anısına “Frunze” adıyla anılacaktır). Eğitimini Almatı’da tamamlayan Frunze, 1904’te Petersburg Politechnikum’unda okudu. Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi’nde (RSDLP) faal görevler üstlendi. Lenin’in ve Bolşeviklerin yanında yer aldı. 1905’te Moskova’daki ayaklanma sırasında tutuklandı. Çarlık döneminde on yıl kadar sürgünde yaşadıktan sonra kaçmayı başardı ve Minsk’teki Bolşevik yeraltı örgütünün başına geçti. Lenin tarafından sırasıyla Aleksandr Kolçak, Basmacı İsyanı, Nestor Mahno ve Pyotr Vrangel gibi kişilerin çıkarttığı ayaklanmaları bastırmakla görevlendirildi. Ocak 1925’te Troçki’nin yerine savaş komiserliğine getirilen Frunze, 1924’te de Politbüro aday üyesi olmuştu.

Frunze, komünist liderler arasında politik düşünceleri ve uygulamaları kısmında yaratıcı ve alışılmışın dışında görüşlere sahip olmasıyla öne çıkmıştı. Komünist Parti’nin yasadışı olduğu dönemlerde, dayanıklılığı ve “bütünsel” askerî hedefler peşinde koşması sayesinde yoldaşlarının saygısını ve hayranlığını kazandı. Komünist Parti gündemindeki çalışmalar konusundaki hem teorik hem pratik konulardaki gücü ve partiden ayrı kişisel hırslardan uzak olması nedeniyle Lenin’in potansiyel halefi olarak görülüyordu. Özellikle bir diğer halef olan Yakov Sverdlov’un da âni ölümünden sonra bu konumda güçlü bir adaydı. Ancak Frunze’nin kronik bir ülser rahatsızlığı vardı. 1925’te şiddetli bir sancıdan sonra Frunze hastaneye kaldırıldı. Stalin ve Anastas Mikoyan, operasyonundan hemen önce onu ​​ziyarete geldiler. Frunze ameliyat ­sırasında, 31 Ocak 1925’te hayatını kaybetti. Frunze, ölümünden kısa bir süre önce ­eşine: “Şu anda kendimi tamamen sağlıklı hissediyorum ve ameliyatışünmek saçma görünüyor. Gene de her iki parti temsilcisi bunu istiyor” diye yazdı. 2010’da İzvestiya gazetesinde yayımlanan bir makalede Frunze’ye normalinden yedi kat fazla kloroform verildiğinden söz edilmiştir.

Ahmet Ekeş

1944 yılında Bozkurt, Kastamonu’da doğdu. 1961’de Kuleli Askeri Lisesi’ni bitirdi. 1963’te, 21 Mayıs olayları nedeniyle Harp Okulu ikinci sınıftan ayrıldı. Ankara Üniversitesi DTCF Rus Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde okudu. 1967 yılında bu bölümü bitirdi ve teğmen rütbesiyle Rusça öğretmeni oldu. Çeşitli askerî okullarda öğretmenlik yaptı. Çevirileri: Dostoyevski’den Suç ve Ceza, Budala, Yeraltından Notlar, Kumarbaz, Küçük Kahraman, İlyuşa, Netoçka ile Katya; Tolstoy’dan Çocukluk, Ergenlik ve Gençlik, Kazaklar, Hacı Murat, Baskın, Sergey Baba, Sivastopol Öyküleri, Kreutzer Sonat; Çehov’dan Kaştanka; Gogol’den: Ölü Canlar; Simonov’dan Savaşsız Yirmi Gün, Gündüzler ve Geceler.