• Suç ve Ceza

Suç ve Ceza

  • 38,00 TL
  • 26,60 TL


  • Stok Durumu: Stokta var
  • 24 Saatte Kargoda


Etiketler: kitaplar

Dostoyevski, insan bilinçlerindeki, ruhundaki tepkileri, dayanma kapasitelerini, hayat karşısındaki dirençlerini gözlemlemek için karakterlerini en uç durumlarda, âdeta uçurumun kenarındaki bir konumda ele alır. İnsanın tüm potansiyelleri böyle durumlarda harekete geçebildiği gibi, gerçek yüzü de ancak bu şekilde anlaşılabilir.

Bedenin tüm sinir uçları uyarıldığı zaman, kişi kanıksamış olduğu ‘benim’ dediği alışkanlıklarından, duygularından uyanır, başka bir boyuta geçtiğinin, âdeta doğayla, kâinatla birlikte nefes aldığının, titreştiğinin farkına varır. O yalnız değildir.
    
Derin bir hayâl kırıklığı, çaresizlik ve ruh çöküntüsü içinde kendi idealine ve ailesinin onunla ilgili beklentilerine yaraşan biri olmadığının bilincine varan Raskolnikov da yalnız değildir. Gerçi çılgınlığa varan bir yalnızlık içinde, küçücük tavan arasında hayatla, dünyayla ilgili büyük büyük fikirler, diğer yandan da en sefil, bencilce düşler kurarken, sayıklarken görmüyor değiliz onu.
 
Ama gene de akıl almaz bir şekilde işlenen cinayetlerin ardından Svidrigaylov’lar, Lujin’ler, kendi ailesi, Sonya ve diğerleriyle birlikte, bu zengin karakterler örgüsü içindeki onu, ilişkilerini, gerilimlerini, çatışmalarını okuduğumuzda, büyük yapının bir parçası olarak insan ruhunun birliği hakkında, derin mi derin karanlığı hakkında zihin açıcı ipuçlarına ulaşıyoruz.
 
Hayatın anlamından çok, hayatın kendisini sevmek gerekir.
Sevgiyi öğrenebilmek için de ancak ötekilerin selameti için kendini feda etme, adama düşüncesini uyardıkları zaman geleceğin anlam kazandığını bilen ruhlar olmak… böylece yeniden dirilmiş ve değişmiş olarak hayata yeniden başlarlar.

Burada Raskolnikov ve Sonya ile, diğer romanlarında başka ölümsüz karakterlerle bu düşüncesini ısrarla işleyen Dostoyevski belki de bu yüzden dünyanın en sevilen romancısı…

 

  • Rusçadan Çeviren: Ahmet Ekeş
  • Edebiyat
  • 718 Sayfa
  • Ebat: 13,5 x 21
  • 3. basım, Ekim 2020
  • ISBN: 978-605-5063-22-1

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (1821-1881)

Dostoyevkski’nin yaşamını yapıtlarından ayırmak pek mümkün değildir. Ya­şamındaki birçok sahne yapıtlarıyla iç içe geçmiştir. 1821’de Moskova’da bir yoksullar hastanesinde doğar. Çocukluğu aşırı duyarlı bir ortamın ürünüdür; sonraki yıllarda sık sık sara nöbetlerine kapılacaktır. Sarhoş bir babanın öfkesi ve hastalıklı bir annenin yakarışları satırlarında âdeta yankılanır. Babasını 1839 yılında kendi toprak köleleri öldürür. 1843’te mühendis olur ve asteğmen rütbesiyle orduya katılır; bir yıl sonra ayrılır. Zamanın toprak köleliği düzenine karşı çıkan Petraşevski grubuyla birlikte katıldığı bir toplantının ardından 1849 yılında tutuklanır. Mahkemenin verdiği kararın idam olduğu söylenerek, kurşuna dizilmek üzere sırasını bekler. Ölümlerine az bir süre kala, 4 yıl kürek, 5 yıl sürgün cezasına çarptırıldığını öğrenir. Bu sahne, onun ruhunda öylesine derin izler bırakır ki yapıtlarında bu olayın etkisi hep görülür. Dostoyevski, modern insan ruhunun hastalıklarını ayrıntılarıyla ortaya koyarken ve bir ruh durumundan başka bir ruh durumuna geçerken romancılığının dehasını konuşturur.

Ahmet Ekeş

1944 yılında Bozkurt, Kastamonu’da doğdu. 1961’de Kuleli Askeri Lisesini bitirdi. 1963’te, 21 Mayıs olayları nedeniyle Harp Okulu ikinci sınıftan ayrıldı. Ankara Üniversitesi DTCF Rus Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde okudu. 1967 yılında bu bölümü bitirdi ve teğmen rütbesiyle Rusça öğretmeni oldu. Çeşitli askeri okullarda öğretmenlik yaptı. Çevirileri: Dostoyevski’den Suç ve Ceza, Budala, Yeraltından Notlar, Kumarbaz, Küçük Kahraman, İlyuşa, Netoçka ile Katya; Tolstoy’dan Çocukluk, Ergenlik ve Gençlik, Kazaklar, Hacı Murat, Baskın, Sergey Baba, Sivastopol Öyküleri, Kreutzer Sonat; Çehov’dan Kaştanka; Gogol’den: Ölü Canlar; Simonov’dan Savaşsız Yirmi Gün, Gündüzler ve Geceler; Firunze’den Türkiye Anıları.