• Doğu Batı Sayı 20: Oryantalizm - II

Doğu Batı Sayı 20: Oryantalizm - II

  • 45,00 TL
  • 33,75 TL


  • Stok Durumu: Stokta var
  • 24 Saatte Kargoda

E. Fuat Keyman
Globalleşme, Oryantalizm ve Öteki Sorunu: 11 Eylül Sonrası Dünya ve Adalet

Uğur Kömeçoğlu
Oryantalizm, Belirsizlik, Tahayyül, 11 Eylül

Seyla Benhabib
Kutsal Olmayan Savaşlar Seyla Benhabib ile Söyleşi

Zühtü Arslan
11 Eylül’ün ‘Öteki’ Yüzü: Leviathan’ın Dönüşü

Richard L. Rubestein
Yirmi Birinci Yüzyılda Din

Mahmut Mutman
Şarkiyatçılık: Kuramsal Bir Not

Nilgün Tutal
Edward Said’in Oryantalizmi Nasıl Okunuyor?

Ali Kemal Yıldırım
Edward Said’in Şarkiyatçılık Düşüncesine Eleştirel Bir Bakış

Celal Türer
Ralph Waldo Emerson’un Oryantalizmi

David Ray Papke
Joseph Conrad’ın “Karanlığın Yüreği”: Edebi Bir Emperyalizm Eleştirisi

C. Madeline Zilfi
Bir Müderrisin Günlüğü: Osmanlı Biyografi Çalışmaları için Yeni Bir Kaynak

Aslı Yazıcı Yakın
Batı Düşüncesinde Koleksiyon Zamanı

ORYANTALİZM ÜSTÜNE TEZLER

 

Anavatanını seven insan, narin bir çaylaktır henüz; her toprağı kendi yurdu gibi gören insansa çoktan güçlenmiş demektir; ama kusursuz insan, tüm dünyayı yabancı bir diyar gibi görendir.

 

St. Victorlu Hugo

 

Oryantalizm (Şarkiyatçılık) ile ilgili çalışmalara başladığımızda uygarlık, kültür ve zihniyetler arasındaki sorunlar dizisinin yeni baştan gözden geçirilmesi gerekiyordu. Oryantalizm, hem iktidar ve söylem düzeyinde hem de polemiğe yakın diliyle farklı bir pencere açmış, tartışmalara yeni bir soluk kazandırmıştır. 11 Eylül tarihi düşünüldüğünde ise, siyasi ve düşünsel otorite merkezleri ölçü ve itidal sınırlarını zorlamıştır. Ancak bugün yaşa­dığımız gerçekliği anlamlandırabilme konusunda oryantalizmin dikkate de­ğer modeli kuşkusuz yadsınamaz.

        Edward Said’e göre, klasik oryantalizmden farklı olarak Avrupa oryan­talizminin temelleri 19. yüzyılda atılmıştır. Özellikle Fransız ve İngiliz dev­letlerinin hâkimiyetinde gelişen bu söylem günümüze uzanan bir litera­türün ana temalarını oluşturmuştur. Said’e göre Batı’nın Doğu hakkındaki bilgisi oryantalizmden bağımsız bir şekilde düşünülemez. Said’in ikinci önemli gördüğü nokta, muhayyel düzeyde kurgulanan, yönlendirilen ve temsil edilen bir coğrafyanın gerçeğin kendisiyle örtüşemeyeceğidir. Örneğin, Hint-Avrupa ailesinin yanında Samilerin uygarlık, sanat ve ticaret hayatlarının geri düzeyde seyreden bir millet olarak görülmesi, buradan hareketle Sami halkının hor görülmesi ve bunun bir tabiat olgusuymuş gibi sunulması nasıl açıklanabilir? Doğu zihniyetinin bir ucubeler zinciri, fikirler bohçası ve başıboş olarak değerlendirilmesi, Batı literatüründe istenildiğinde hakkında konuşulabilen, istenildiğindeyse temsil edilebilen bir “öteki”yi haklı çıkarmıştır. Louis Bonaparte’ın otoriter zarafetinde somutlaşan “Gerçek müslümanlar bizleriz” (nous sommes les vrais musulmans) sözü saymaya çalıştığımız efendilik bilincine bir örnektir.

        Doğu aşırı genellemelerin, fantastik ögelerin birbirine karıştığı egzotik, uzak, belirsiz ve yarı düşsel, yarı ilâhi bir coğrafyada kurulmuştur. Silvester de Sacy’nin “Kaybedilmiş olanı elde etme” kuralına göre, Doğu önce metinlerde keşfedilmiş, sonra tasarlanmış ve en son aşamada ise politik ve iktisadi bir malzeme yığını olarak tüketilmiştir. Vico ve Herder’in tarih felsefelerinde, Hugo’nun şiirlerinde, Marx’ın çözümlemelerinde, Sacy, Renan ve Lane’in dil çalışmalarında, Chateaubriand, Volney ve Nerval gibi sey­yahların yüzlerce “Doğuya Yolculuk” türünden yazılmış kitaplarında bu bakış kaçınılmaz biçimde kendini hissettirir.

        Gelgelelim, sadece sözü edilen dönemin romantik duyarlılığını taşıyan akımlarında değil, günümüz düşünsel ve akademik çevrelerinin bilinçaltında bile böyle bir saplantı kuvvetle yer edinmiştir.

        Buraya kadarki kısımlar haklı olarak anlaşılabilir yöndedir ancak Said’in çizdiği teorik şema, verdiği örnekler kadar güçlü değildir. Ontolojik ve epistemolojik hataları sık sık vurgulasa da benzer indirgeyici yaklaşımları kendisi de sergilemiştir.

        Oryantalizm üzerine iki cilt halinde hazırladığımız bu sayı çeşitli eleştirilere değinmekle birlikte, ilk cilt oryantalizmin çıkış koşulları ve tarihsel arkaplanı hakkındadır. Klasik metinlerin incelenmesi ve yorumlanmasında, çeviri faaliyetlerinde ve ansiklopedi çalışmalarında tarih, hümanizm, aydınlanma, hermeneutik, edebiyat ve özellikle filoloji belirleyici bir rol oynamıştır. Bu sayının omurgasını oluşturan birçok makalenin benzeri yöntem takip edilerek İngilizce, Fransızca, Almanca, İtalyanca, Felemenkçe ve Osmanlıca gibi çeşitli kaynaklardan derlenip bir araya getirilmesi bu sebepledir.

 

 Taşkın Takış