• Engelleme, Çatışma ve Savunma

Engelleme, Çatışma ve Savunma

  • 70,00 TL
  • 49,00 TL


  • Stok Durumu: Stokta var
  • 24 Saatte Kargoda

Otuzun üzerinde kitabın yazarı ve editörü olan Turhan Yörükân, bu eserinde, benimsediği dinamik yaklaşıma bağlı kalarak, engelleme, çatışma, saldırganlık, saldırganlıkta yer değiştirme, öğrenilmiş çaresizlik ve nevrozluk denen süreçleri tarihî oluşumu içerisinde, bir irdelemeye tâbi tutmaktadır.

İnsanoğlu, Savunma Mekanizmaları ve Başa Çıkma Stratejileri denen bu ve benzeri süreçleri, çocukluk hayatından bu yana, hayatının hemen her safhasında bilinçsiz, yarı bilinçli ve bilinçli olarak kullanmaya çalışmıştır. Bireysel olarak, gerçek olandan kaçmak veya korunmak için gerçeği baskı altına almaya (repression); kendisini rahatsız eden bir olayla karşılaştığı zaman onu inkâr etmeye (denial); gerçeği kendisinin kabul edebileceği bir şekle sokmaya (reaction formation), hattâ tersine çevirmeye (reversal); hedefini ve yerini değiştirmeye (displacement) çalışmıştır. Sosyolojik ve sosyal psikolojik olarak ise, politik seçimler dahil olmak üzere, etnik, dinî ve ideolojik amaçları uğruna bu mekanizmaları kullanmış; aklîleştirme, akla uygun hâle getirme (rationalization) denen bir savunma mekanizmasını kullanmak suretiyle yaptıklarını haklı çıkarmaya çalışmıştır.

Turhan Yörükân, bütün bu konuları ve ısrar eden çatışmalı ve nevrozluğa kapı açan durumları, bu süreçlerin temelinde bulunan kavramsal yapı ve ilişkileriyle teorik bir irdelemeye; sadece bireysel olanı değil, grup davranışı niteliğinde olanlar da dahil olmak üzere, sosyal psikolojik bir incelemeye tâbi tutarak okuyucusu ile paylaşmaya çalışmaktadır.


  • Yazar: Turhan Yörükân
  • Kitabın Başlığı: Engelleme, Çatışma ve Savunma
  • Yayına Hazırlayan: Taşkın Takış
  • Kapak Tasarımı: Harun Ak
  • Dizi Bilgisi: Doğu Batı Yayınları - 341; Psikoloji - 3
  • Basım Bilgileri: 1. Basım: Nisan 2022
  • Sayfa Sayısı: 200
  • ISBN: 978-625-7030-96-0
  • Boyutları: 15,5 x 23,5
  • Kapak Resmi: Egon Schiele, Turuncu Ceketli Otoportre, 1913.

Önsöz

1. Kısım
Sigmund
Freud ve Ego’nun Savunma Mekanizmaları

Freud’un Savunma Mekanizmalarına Yaptığı Katkı

Savunma Mekanizmalarını Sınıflandırma ve Sistemleştirme

Sosyal Psikoloji Açısından Savunma Stratejileri

Savunma ile Nevrozluk Arasındaki Dinamik İlişki

2. Kısım
Birbirinin Yerine Geçebilen veya Birbirini Tamamlayan Savunma Mekanizmaları

Bilinç Dışı, Baskı Altına Alma, Tecrid ve Yapmamış Olma

Engelleme, Geriye Dönme ve Takılıp Kalma

Özdeşleşme (Aynîleşme), İçe Yansıtma, Taklid ve Genelleştirme

Yer Değiştirme, Dışa Yansıtma, Telâfi, Yüceltme ve Tranceference

3. Kısım
Engelleme, Çatışma, Saldırganlık ve Umutsuzluk

Davranış Psikolojisi Açısından Aversive Uyaranlar

Engellenme ve Saldırganlıkta Yer Değiştirme

Umutsuzluk veya Öğrenilmiş Çaresizlik

Çatışma, Endişe ve Deneysel Nevrozluk

4. Kısım
İndeks Oluşumları

Kavram ve Konu İndeksi

Katkıda Bulunan Şahısların İndeksi 

Faydalanılan Kaynakların İndeksi

Önsöz

 

İnsanoğlu, yaşamı boyunca, bazısı önemli bazısı ise önemsiz olan birtakım engellemelerle, mahrumiyetlerle, cezalandırma ve çatışmalarla karşı karşıya kalmış; yaşadığı olumsuzlukları bertaraf edebilmek veya hafifletebilmek için de çeşitli uyum mekanizmaları geliştirmek zorunda kalmıştır. Uyum yollarını bazen doğrudan doğruya, bazen de dolaylı bir şekilde uygulamayı denemiş ve kendisine yararlı bulduğunu da benimsemiş, belki de tekrar tekrar kullanmıştır. Bazen kendisini savunmak için saldırgan olmuş, bazen tehlikeden uzaklaşmak için kaçmış veya kaçınmış, bazen yaşadığı endişenin ve çatışmanın kurbanı olarak bir ruhî bozukluk yaşar hâle gelmiştir. Dinamik bir süreç işleterek, kitabımızda örneklerini verdiğimiz savunma mekanizmalarını ve kognitif başa çıkma stratejilerini uygulayarak, karşılaştığı olumsuzlukları, engelleri bertaraf etmenin veya hafifletmenin yollarını aramaya ve bulmaya çalışmıştır.

Somut bir bakış açısıyla çocukluk hayatımızı düşünecek olursak, belli yaşlara gelinceye kadar ihtiyaçlarımıza, isteklerimize ve görünür hâle gelmiş hareketlerimize sürekli bir şekilde çekidüzen verilmek istendiğine şahit olmuşuzdur. Ne zaman ne yapacağımız, ne yiyeceğimiz, hattâ nasıl yiyeceğimiz; ne derece engelleyici veya cezalandırıcı bir tuvalet eğitimine tâbi tutulacağımız; başkaları tarafından hoş karşılanacak ne gibi sosyal ve kültürel davranış kalıplarını benimseyeceğimiz gibi sosyalleşme ve kültürleşme süreçleri ile karşı karşıya bulunmak zorunda kalmamız, büyümemizin normal ve anormal şartlarını belirleyen; çocukluk başta olmak üzere, ileri, hattâ çok ileri yaşlara kadar, hareketlerimize çekidüzen vermeyi gerekli kılmış olan unsurlar olmuştur. Karşılaştığımız mahrumiyetlerin, engellerin büyük kısmı da, herhangi bir ön hazırlık yapmamıza, yapılmak istenenin niçin istendiğini düşünmemize fırsat vermeden yapılması gerekli görülen şeyler olmuştur. Genel bir ifade olarak, ilk çocukluk ve çocukluk yılları geçtikten sonra bile, içinde yaşadığımız toplumun icabı olarak, bazı engellemelere boyun eğmek veya bu engellemelerin sonuçlarına gönüllü ve gönülsüz olarak katlanmak zorunda kaldığımız için hareketlerimiz sınırlanmış olmakla birlikte, içinde yaşadığımız toplumun ve kültürünün icaplarına uyumlu bir şekilde hareket etmeyi çıkar bir yol olarak kabul etmiş ve sosyalleşmişizdir.

Sadece insanlar açısından değil, hayvanlar açısından da yaşanan önemli bir süreçtir sosyalleşme (ehlileşme). Hayvan olsun, insan olsun birey, başlangıçta “anne” durumunda bulunan bir yaratığın denetimine, annenin koyacağı kurallara, başka bir tâbirle annelik kültürüne uyum sağlamak zorunda kalmaktadır. Bir ayırım yapmadan söyleyecek olursak, karşılaştığı sınırlamalar veya engellemeler açısından bakıldığında, sonu gelmez gibi görünen bu engellemelere karşı ağlamaktan, tırmalamaktan, meme ısırmaktan, kardeş gagalamaktan, rakibini yuvadan atmaktan, onun hakkını gasbetmekten başka yapabileceği bir şeyi yoktur bireyin. Anne veya baba tarafından “yapma” veya “yapabilirsin” talimatları, diğer ikaz, tehdit ve birçok cezalandırma şekilleri, bireyin hesaba katması, bugünkü bulgulara göre ilk çocukluk denen yaşlarda kalıcı ve sonraki gelişmeleri belirleyici olan ve aversive denen, negatif içerikli uyaranlardır. Sadece insan yavruları değil, hayvan yavruları da yapılabilir veya yapılamaz davranış şekillerini içselleştirerek veya onlara şartlanarak ana-babalarının yanında diğer aile bireylerine ve toplumun üyelerine karşı istenildiği şekilde hareket etmeyi; başka bir ifade ile, kendisine ve başkalarına zarar vermeyecek, yadırganmayacak şekilde hareket etmeyi, uyumlu olmayı öğrenirler. Sonunda içinde barındıkları toplumun sosyal yapısını, en ilkel şekliyle kültürel gereklerini öğrenmiş olurlar.

Bir birey olarak yapmak istediklerimizin yerine, ailemizin, arkadaşlarımızın ve daha geniş bir toplumsal çevrenin yaptığı müdahalelere isyan etsek de, sonunda ortak ve kabul edilebilir bir yol bulmak zorunda kalırız. Egonun savunma mekanizmaları, hattâ nevrozluk, karşılaştığımız engellemelere karşı ürettiğimiz, bilerek-bilmeyerek bulduğumuz çözüm yollarıdır. İnsanoğlunun normal ve normal olmayan şekillenmesi bu yolla olmakta; insan hayatının bütün gelişme safhalarında bireysel ve sosyal çiçeklenmesini engelleyen, insanların bir şekilde engellenmiş olabileceğine inanmasının temelinde bulunan olayların, kararların, tutumların neler olabileceği konusunu, kendi toplumumuzda öne çıkan bazı örnekler vermek suretiyle biraz daha yakından tanımaya çalışalım.

Bunları, tabiat şartlarının yanında, kendi bedenî ve fizyolojik şartlarımızın, aile ve iş hayatımızın, çevremizdeki diğer ailelerle, devlet veya hükûmetle olan ilişkilerimizin veya zaman zaman karşılaştığımız, somutlaştıramadığımız birtakım olumsuzlukların, yaşadığımız bedenî kusurlarımızın, geçici veya kalıcı ruh hallerimizin, uykusuz geçirdiğimiz gecelerin, küskünlüklerimizin karşımıza çıkardığı engellemeler şeklinde belirleyebiliriz. Bunlar, birey olarak uyum sağlamamızı zorlaştırmakta, bizi başarısız kılmakta, kitabımızda ayrıntılarını verdiğimiz bazı araştırmaların ortaya koyduğu olumsuzlukların bir benzerini yaşar hâle getirerek, haklı veya haksız olarak bir eziklik duymamızı, ümitsizliğe kapılmamızı sağlayacak veya bizi saldırganlıkta bulunmaya zorlayacak olan nesnelerdir. Bütün bunlar, engelleme olarak algılanmaya başlandığı zaman, saldırganlık tepki patlamasının yanında, çatışma ve endişe duygusu yaşamamıza da bir zemin hazırlamış olmaktadır.

 

İnsan olmak için kat etmek zorunda olduğumuz yol, çok uzun bir yoldur. Bu yol, sevgi göstermenin, yardımcı olmanın yanında, ket vurmaların, sözlü tehditlerde bulunmanın, sevgisizlik göstermek suretiyle birçok engelleme duygusu yaşamaya vesile olan, bireyin istedikleri ile ondan istenenler arasında çatışma yaratan, en basit olanından, en karmaşık olana kadar yaşanabilecek engellemeler karşısında bir çözüm geliştirmeyi, korku ve endişeleri gidermeyi sağlayarak bir uyum süreci başlatmayı, ruhen sağlıklı olabilmek için bunu yapmayı zorunlu hâle getiren yoldur.

Kitabımızda, çeşitli başlıklar altında ele alınmış olan, bilinçsiz, yarı bilinçli, bilinçli veya “kognitif” denen uyum teknikleri umutsuzluk, depresyona kapılma veya bir tür nevrotik davranış geliştirme de dahil olmak üzere, okuyucularımın dikkatine sunulmuş bulunmaktadır.

Kitabımızda uluslararası kabul görmüş çok sayıda savunma mekanizması ile, kognitif uyum sağlama örneklerinin, işleyeceğimiz konulardan birisi olarak, gelişigüzel bir şekilde kullanılmaları hâlinde, sizi gerçek hayattan koparabileceğine işaret edilmiştir. Kolaya kaçıp bu savunma taktiklerini aşırı bir şekilde kullanır hâle gelebilirsiniz. Unutmayalım, savunma mekanizmaları, nevrozluğun teşhisinde kullanılmakta olan unsurlardır.

*

Okunaksız bir el yazısı ile kaleme aldığım bu kitap, değerli ve vefakâr dostlarım Deniz Kara ile Coşkun Taş tarafından okunup bilgisayara geçirilmiş ve baskıya hazır hâle getirilmiştir. Kendilerinden, yaptıkları yardımdan dolayı, ifade etmekte yetersiz kaldığım şükran borcumun ve teşekkürlerimin kabulünü tekrar tekrar rica eder, “var olsunlar” derim.


Turhan
Yörükân

Ankara, 03 Temmuz 2021