İndirim

Fenomenoloji ve Nicolai Hartmann

Takiyettin Mengüşoğlu

Stok Durumu: Stokta Var

34,00 TL 23,80 TL
KDV Hariç: 23,80 TL
Miktar:

Husserl için fenomenoloji bütün bilimlerin temelidir. Husserl, “Mevcut felsefelerden ya da onların kritiğinden değil, fenomenlerden hareket etmelidir”, “Fenomenlere, şeylere dönmeli” çağrısını yaparken, felsefenin kendine özgü alanına işaret etmiştir. Artık felsefe eski sistemleri, onların kritiğini ya da herhangi bir bilime yönelmeyi bırakarak, fenomenler alanına dönecektir.

Felsefe, psikoloji ve mantık için bu temel olma, doğrudan doğruyadır. Fenomenolojinin temel olması öteki bilimler için dolaylıdır; çünkü her bilimin bir nesne alanı vardır. Her nesne alanını ise bir öz ontolojisi karşılar. Böyle bir ontoloji bütün bilimlerin temelidir; çünkü her empirik bilimin en son ve teorik temeli öz ontolojisidir. Örneğin, doğa alanı için bütün doğa bilimlerinin köklerinin bulunduğu bir doğa-öz-ontolojisi vardır. Aynı şey bütün bilimler için geçerlidir.

Felsefe tarihinde yeni ontolojinin kurucusu kabul edilen Nicolai Hartmann, Husserl’den bir adım daha öteye giderek fenomonolojiye yepyeni bir pencere açmıştır. Bir dönem çalışmalarını Hartmann ile birlikte sürdüren Takiyettin Mengüşoğu’nun bu kitabı, Türkiye’de fenomenoloji hakkında yazılmış ilk ve en kapsamlı eser olma özelliğini taşımaktadır.


  • Yazar: Takiyettin Mengüşoğlu
  • Kitabın Başlığı: Fenomenoloji ve Nicolai Hartmann
  • Yayına Hazırlayan: Uluğ Nutku
  • Kapak Tasarımı: Harun Ak
  • Dizi Bilgisi: Doğu Batı Yayınları - 277; Felsefe Dizisi - 74
  • Basım Bilgileri: 2. Basım / Eylül 2020 (1. Basım / 1976 - İstanbul Üniversitesi)
  • Sayfa Sayısı: 284
  • ISBN: 978-625-7030-29-8
  • Boyutları: 13,5 x 21

Bu kitabın detaylı "İçindekiler" bölümünü buradan, kitabın dizin bölümünü buradan ve kitaptan bir bölümü buradan okuyabilir ve .pdf formatında indirilebilirsiniz.

Takiyettin Mengüşoğlu (1905-1984)

Türkiye’de felsefenin kurucu isimlerindendir. 1928’de Sivas Lisesi’ni bitirdi. Aynı yıl Avrupa’da eğitim göreceklerin katıldığı sınavda başarılı olarak Almanya’nın Thüringen şehrindeki Schulpforta’ya gitti. Bu okul Fichte, Ranke, Nietzsche gibi ünlülerin eğitim aldıkları bir gymnasium –üstlise– idi. Başarısı üzerine Göttingen Üniversitesi’nde doktora çalışması için Moritz Geiger’e başvurdu. Fakat Nazi tehlikesi yüzünden Almanya’da kaçmak zorunda kalan Yahudi kökenli Geiger’in tavsiye mektubuyla Berlin’e, Nicolai Hartmann’ın yanına gitti. Burada psikolog Prof. Köhler diğer bir mantıkçı olan Prof. Maier, kültür felsefecisi Prof. Sprangler’in derslerini takip etti. Yoğunluk olarak Hartmann’ın sahası olan, mantık, bilgi, teorisi, tarih felsefesi, etik ve doğa felsefesi için felsefe doktorasında gerekli görülen Latince ve Yunancayı öğrendi. Husserl ve Scheler’de Bilinebilirliğin Sınırları (Über die Grenzen der Erkennbarkeit bei Husserl und Scheler) başlıklı tezini 1937’de tamamladı. Aynı yıl Umumi Felsefe ve Mantık asistanı olarak İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ne girdi. 1942’de “Nicolai Hartmann’ın 20. Asır Felsefesindeki Yeri” yazısı doçentlik tezi olarak kabul edildi. 1953’te profesör oldu ve Sistematik Felsefe Kürsüsü’nün başına geçti. 1961-62 yıllarında Almanya’nın Tübingen Üniversitesi’nde misafir profesör olarak çalıştı. 1968’de kürsüyü Sistematik Felsefe ve Mantık’a çevirdi ve kendine özgü bir insan felsefesi ve felsefi antropoloji bakış açısını Türkiye’ye kazandırdı.

Doğu Batı Yayınları’ndaki Eserleri:

Çevirileri:

WhatsApp Destek Hattı