• Yaşamın İdaresi

Yaşamın İdaresi

  • 80,00 TL
  • 56,00 TL


  • Stok Durumu: Stokta var
  • 24 Saatte Kargoda

Amerika’ya özgü varoluşun edebi ve felsefi olarak dillendirilmesinde belki de en etkili olan düşünür Emerson’dır. O, sadece Avrupa edebiyat, kültür ve düşünce gelenekleriyle, Antik Yunan ve Roma’yla bağ kurmakla kalmamış, daha kapsamlı ve geniş bir ilgiyle Hint ve Orta Doğu klasiklerine dair hayli derin ve kuşatıcı okumalar da yapmıştır. “Nasıl yaşamalıyız?” sorusu etrafında geliştirdiği ve son derece veciz ifadelerle kaleme aldığı bu denemeler toplamı hem onun çok yönlülüğünü ortaya koyar, hem de döneminin hâkim bir figürü ve Amerikan düşüncesinin bir öncüsü olarak Walt Whitman, Emily Dickinson, Henry David Thoreau, William James, John Dewey, George Santayana gibi düşünür, yazar ve şairler üzerinde yarattığı etkiyi daha iyi anlamamızı sağlar.

Hem gerçekçi hem iyimser, derin ve çok yönlü bir yaşam felsefesi inşa etmiş olan Emerson, Yaşamın İdaresi’nde bizleri ışıltılı bir düşünce yolculuğuna çıkarıyor. Emerson’ın başyapıtı, yayımlanışından yaklaşık yüz elli yıl sonra, dipnotlandırılmış tam metin olarak ilk kez Türkçe’de…


  • Yazar: Ralph Waldo Emerson
  • Kitabın Başlığı: Yaşamın İdaresi
  • Orijinal Başlık: The Conduct of Life
  • Çeviren: Aytek Sever [İngilizce]
  • Yayına Hazırlayan: Cansu Özge Özmen
  • Kapak Tasarımı: Harun Ak
  • Dizi Bilgisi: Doğu Batı Yayınları - 152; Edebiyat Dizisi - 32
  • Basım Bilgileri: 2. Basım / Aralık 2020 [1. Basım / Ağustos  2016]
  • Sayfa Sayısı: 269
  • ISBN: 978-605-9328-37-1
  • Kapak Resmi: Ralph Waldo Emerson
  • Boyutları: 13,5 x 21


Önsöz

Eserin Türkçe Basımı için Çevirmenin Notu


I. Kader

II. Güç

III. Zenginlik

IV. Kültür

V. Davranış

VI. Tapınma

VII. Yan Düşünceler

VIII. Güzellik

IX. Yanılsamalar

Önsöz

 

Yazar Hakkında Bilgi

Ralph Waldo Emerson (1803-1882), 20. yüzyıl öncesi Amerikan düşüncesinin başlıca isimlerindendir; kimilerince Amerikan yazınsal kanonunun en tepesinde yer alan isim olarak görülür. Bağımsız ve özgün sesi, üretken kalemi sayesinde, özellikle denemeleriyle günümüze kadar uzanan geniş çaplı bir etki yaratmış, pek çok yazar, teorisyen, siyasetçi ve eylem insanını etkilemiştir. Hem yaşadığı dönemin önde gelen Amerikan entelektüelleriyle temas halinde olmuş, hem de bir ayağını Avrupa’ya, İngiltere’ye uzatmıştır. Yazılarının yanı sıra konferanslar yoluyla da düşüncelerini yaymış olan Emerson’ın şiirleri de günümüzde antolojilerde sıkça boy gösterir.

Emerson, Anglosakson kültürün en belirgin olduğu ve entelektüel yanı en ağır basan Amerikan şehirlerinden biri olan Boston’da doğmuştur. Orta halli bir ailedendir, ancak maddi olanaksızlıklara rağmen önce şehrin ünlü Latin Okulu’nda, sonra Harvard Üniversitesi’nde eğitim görür. Hayata bir Protestan papazı olarak atıldıktan kısa süre sonra katı ve kurumlaşmış bir din anlayışının kendine göre olmadığına ikna olarak kiliseden ayrılır. Buradan sonrası, Emerson’ın kendi yolunu tutmasının öyküsüdür.

Emerson’ın düşünceleri felsefe ve mistisizmin bir karışımı olarak karşımıza çıkar, insanı merkeze alır ve yaşamı tüm katmanlarıyla kapsamaya çalışır. Yazar, bireyin kendine yönelmesi, kendini tanıması, dünyayla bağını kendi içinden kurması, kendine-yeter hale gelmesi meselelerine yanıt ararken ruhun ve varoluşun çeşitli durumları üzerine meditasyon yapar. Emerson’a göre birey eskinin, kurumların, toplumda mevcut yapıların, kalıplaşmış bilginin kulu olmamalıdır; her insan bir özne olmayı başararak dünyayı bizzat görmeli, duymalı, araştırmalı, yaşamalıdır. Buradaki amaç, kişinin çevresiyle, dün­yayla, doğayla bütünleşmesi, her şeyin ruhuna katılması, belirli bir güç döngüsünü kurmasıdır.

Emerson, American Aşkıncıları’nın (New England Transcendentalists) başlıca ismidir. Aşkıncılıkla anılan diğer isimler arasında Henry David Thoreau, Margaret Fuller, Louisa May Alcott ve Amos Bronson Alcott, James Freeman Clarke, Walt Whitman, Emily Dickinson, Nathaniel Hawthorne, Theodore Parker vardır. Bunlar, yaşadıkları dönemde kendilerini bir topluluk olarak tanımlamamış olsalar da, çeşitli kanallar üzerinden birbirlerini etkiledikleri ve birtakım ortak nitelikleri paylaştıkları için günümüzde aynı akımın üyeleri olarak anılırlar. Aşkıncılar, insanın yüzünü önce kendine, sonra doğaya dönmesini, şeylerin görünür düzenini aşarak onun ardındaki güçlerle (Tanrı’yla) bağ kurmasını ve böylece varlıkların tümünün birliğini kavramasını temel alan bir düşünüşü temsil ederler. Bu noktada, özgür bireyin tin ve eylem, ahlâk ve güç anlamında bütünlüklü bir yaşayış yoluyla kendini gerçekleştirmesi önemlidir. Aşkıncılar ağırlıklı olarak, ana akım Protestanlığın dışında kalan ve teslisi kabul etmeyerek tek tanrıya, tüm varlıkların onun görünümleri olduğuna inanan Üniteryen kilisesine mensupturlar; ancak bunun dışında geniş kaynaklardan beslenmişler, Eski ve Yeni Ahit’in yanı sıra, Antik Yunan ve Roma düşüncesi ve edebiyatı, mitoloji, Hint mistisizmi, Alman İdealizmi, İskoç Sağduyu Okulu, hattâ İslâm tasavvufundan etkilenmişlerdir. Ayrıca Robert Owen’ın deneysel komünal yaşam çiftlikleri ve doğa-insan ilişkisi anlayışı da Aşkıncılığı etkilemiştir.

Aşkıncılığın en önemli temsilcisi sayılan Emerson, yazılarında, insanın kendine dönmesi, özgürleşmesi, doğru eylemi bulması, doğayla bütünleşmesi ve bu süreçte toplumun, kültürün, tarihin, dinin, iradenin, özyapısal niteliklerin rolü meselelerini çeşitli açılardan ele alır ve soruşturur. Emerson’a dair bir başka önemli husus, onda, kendisinin iyi bir okuru olan Nietzsche’nin de daha sonra üzerinde çokça duracağı “Güç” kavramının pek çok yansımalarına rastlıyor olmamızdır. Buna göre, insan merkezli bir yaşam felsefesi kurmak söz konusu olduğu ölçüde, bireyin kendini çoğaltıp (ve pek çok bakımdan azaltıp) gerçekleştirmesi yolunda hem tinsel hem eylemsel anlamda “Güç” önemli bir eksendir. Bireyin bilgi üretme, hakikate varma, eylem, duyum ve deneyimlerle kendini ortaya koyma yolları da bu eksen üzerinden değerlendirilir.

Ancak Emerson’ı asıl özgün kılan yan, onun Avrupa, Orta Doğu ve Hint düşünüş sistemlerini tanıyan ve bunların yazınsal kaynaklarıyla beslenen biri olarak yüzünü Amerika’ya dönmüş olmasıdır: Burada bulduğu, yalnızca yeni kurulan, endüstriyel devrimin heyecanıyla hızla gelişen ve ağırdan ağıra özgüven kazanan bir ülke değil, aynı zamanda Eski Dünya’dan tümüyle farklı olan dev bir anakaradır. Yani Emerson, Amerika’nın ikili yanını felsefi düzeyde kendinde taşır: bir yanda Avrupa’dan devralınan birikim vardır, diğer yanda tarihsel anlamda o birikimle örtüşmeyen, o birikimin yanıt veremediği yepyeni, capcanlı bir altyapı – bambaşka bir doğa ve coğrafya, bambaşka siyasi ve toplumsal meseleler, yeni yeni şekillenen, geçmişi binyıllara dayanmayan, köklerini Avrupa’dan alsa da kararlı bir şekilde Avrupa’dan bağımsızlaşmaya çabalayan bir ülkenin (anakaranın) somut gerçekliği ve zihniyet yapısı.

Öte yandan Emerson elbette kendi döneminin insanıdır. Ya­şadığı dönemin “ilerleme”, “tarihsel teleoloji”, “insanın doğayla mücadelesi”, “ırklar hiyerarşisi”, “büyük adamlar tarihi” gibi bazı tipik fikir ve nosyonlarını kendinde taşır; bilimsel ve teknolojik yeniliklerin, sanayi devriminin getirdiği hızlı değişimlerin, ticari genişlemenin etkisi altındadır; yeni çağın enerjisini heyecanla solur. Ancak dönemin ruhunu ve belirli bir pragmatizmi yansıtan bu referanslar bir yana bırakılırsa, Emerson düşüncelerini kendi üslubuyla her ortaya koyuşunda şaşırtıcı yüksekliklere çıkarak bize çağları aşan benzersiz pırıltılar sunar; denemeleriyle hem gerçekçi hem iyimser, derin ve çok yönlü bir yaşam felsefesi inşa eder.

Eser Hakkında Bilgi

“Yaşamın İdaresi” (The Conduct of Life), Emerson’ın 1860 yılı sonunda yayımladığı bir denemeler toplamıdır ve 1830’ların ortasından itibaren denemelerini tek tek ve derlemeler halinde (“Doğa” [Nature, 1836]; “Denemeler: Birinci Seri” [Essays: First Series, 1841]; “Denemeler: İkinci Seri” [Essays: Second Series, 1844]; “İnsanlığı Örnekleyenler” [Representative Men, 1850]; “İngilizlerin Özellikleri” [English Traits, 1856]; “Topluluk ve Yalnızlık” [Society and Solitude, 1870]) yayımlamış olan yazarın olgunluk dönemi eserlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Şiirlerini, konferans metinlerini ve toplamda ciltlerce hacme karşılık gelen günlüklerini bir yana bırakırsak, denemeleri Emerson’ın kendini ifade ettiği başlıca yazınsal tür olarak karşımıza çıkar.

Emerson’ın “İnsan nasıl yaşamalıdır?” sorusuna verdiği yanıt niteliğindeki bir kitap olan “Yaşamın İdaresi”ni oluşturan denemeler, kaynağını yazarın 1850’li yıllar boyunca çeşitli yerlerde verdiği bir dizi konferanstan alır. Emerson 1837’den başlayarak yaşlanıp güçten düşene kadar Amerika ve Avrupa’da yaklaşık bin beş yüz konferans vermiştir. Bu yolla hem düşüncelerini yayma fırsatı bulmuş ve çeşitli entelektüel çevrelerle temas kurmuş, hem de kendine makûl bir gelir kaynağı yaratmıştır. “Yaşamın İdaresi”ndeki denemeler yazarın bu tür konuşmalardan deneme haline getirerek yayına hazırladığı bir seçkidir. Kullanılan dil de bunu yansıtır; yazar düşüncelerini bazen birbiri ardına, zincirleme bir şekilde ortaya koyar, söyledikleri yer yer vaaz niteliğine bürünür.

Kitaptaki, çağın ruhunu yakalama ve buna göre “insanın nasıl yaşaması gerektiği”ne yanıt verme çabası, karşımıza dokuz deneme çıkarır: Kader; Güç; Zenginlik; Kültür; Davranış; Tapınma; Yan Düşünceler; Güzellik; Yanılsamalar. Bu denemelerin yazımı belirli bir sıralılık ve süreklilik içindedir; birinde ortaya konan fikirler diğerinde düzeltilip geliştirilir (yerine göre ters yüz edilir), böylelikle dengeli ve döngüsel bir bütüne ulaşma gayesi gözetilir.

“Yaşamın İdaresi”, Emerson’ın düşünce yapısının başlıca temalarını onun önceki deneme dizilerine göre daha gerçekçi bir süzgeçten geçirip yeniden yorumlarken, 1840-1860 arası dönemin tarihsel, kültürel ve sosyo-ekonomik bağlamına da oturur. Bu dönemde Amerika Birleşik Devletleri kıtanın batısına doğru yayılmasını tamamlamıştır; ülkede ve Avrupa’da endüstrileşme ve kapitalizm hız kazanmıştır; teknik ilerlemeler başdöndürücü bir hal almıştır; bir yandan Amerika’nın kendi kimliğini arama ve Avrupa’dan düşünsel anlamda bağımsızlaşma çabası sürerken diğer yandan ülkedeki demokrasi tartışmaları kapsayıcı bir niteliğe bürünmüş, bu esnada kölecilik karşıtlığı yükselişe geçmiş, Amerikan İç Savaşı’na (1861-1865) yol açacak olan Kuzey-Güney ayırımı keskinleşmiştir. “Concordlu bilge” Emerson, “Yaşamın İdaresi”nde kendi fikirlerini bu bağlamın dışında veya üzerinde tutmaz, tam da bu bağlamda yeniden kurmaya çalışır; çünkü belirli bir zamanda ve mekânda doğmuş olmanın kaçınılmaz çelişkisini kendinde taşıyan birey “Nasıl yaşamak gerek?” sorusuna içinde bulunduğu koşullarda yanıt bulmak zorundadır. İnsan kendi dönemine sıkışıp kalmayacaktır, tin ve istem bunun için fazlasıyla büyüktür; öte yandan bu aşkınlığın yolu, tarih-üstü ve soyut bir düzeyden değil, zamanın koşullarından geçmektedir.

 

Aytek Sever

Eserin Türkçe Basımı için Çevirmenin Notu

 

Emerson okurları, onun hem başka dile çevrilmesi hem de kendi dilinde okunması zor bir yazar olduğunu bilirler. Bunun bir nedeni, bu güçlü, parlak yazarın her cümlesinin bir aforizma niteliği taşıması ve onun sıkça, ilk bakışta belli olmayan alıntılar, göndermeler yapmasıdır. Bir diğer neden ise yazarın, kendine ve dönemine özgü, günümüz İngilizcesinden ve dönemin Britanya İngilizcesinden farklı bir takım sözcük kullanımlarıdır. Yazarın tüm yapıtlarının arka planını oluşturan ve onun ne denli geniş kaynaklardan beslendiğini, denemelerinin ardında ne denli sistemli bir inşa çalışmasının yattığını belgeleyen günlükleri ise, hem ana dildeki okuyucular hem de çevirmenler için, denemelerin yüzeysel okumalarıyla yetinmeyip metne derinlemesine nüfuz etme gerekliliğine işaret eder.

Tüm bu nedenlerden dolayı, Emerson’ın yaklaşık 150 yıldır Türkçeye çevrilmeyi bekleyen bu muhteşem yapıtını yayıma hazırlarken birkaç yıla yayılan aşamalı bir çalışma ortaya koymamız, metnin üzerinden defalarca geçerek kapsamlı bir dipnotlandırma yapmamız gerekti. Ülkemizdeki okurlara yetkin bir The Conduct of Life basımı sunabilmenin yolu, yapıttaki pek çok sözcüğü, ifadeyi, pasajı defalarca ele almaktan, düşüncelerin Emerson’a özgü bir ruhla sıralanışını her defasında doğru şekilde yakalamaktan ve metnin tüm katmanlarına nüfuz ettiğimize emin olmaktan geçiyordu. Çalışmamızın hiçbir aşamasında gerekli emeği ortaya koymaktan sakınmadık. Bu anlamda, okurlara eli yüzü düzgün, tam metin bir Emerson çevirisi sunmak için elimizden geleni yapmış olmanın güvenini taşıyor, çeviriye dair olası hatalarımız için de tüm sorumluluğu gönül rahatlığıyla üzerimize alıyoruz.

Yapıtı tüm yoğunluğunu ortaya çıkaracak şekilde destekle­mek için bolca dipnot kullanmayı uygun gördük, çünkü bugün dipnotsuz Emerson basımlarının orijinal dilinde dahi kâğıt çöpü niteliği taşıdığı konunun tüm uzmanlarınca kabul edilmekte. En yetkin “Toplu Eserler” basımları da bu hususu mutlaka göz önünde bulunduruyor ve Emerson editörleri dipnotları geniş tutmakta bir sakınca görmüyorlar. Ancak bu, Emerson editör ve çevirmenleri için ağır bir yükü beraberinde getiriyor. Bu noktada, söz konusu emekçiler için tek motivasyon kaynağı, Emerson’ın hakkını verme arzusu oluyor.

Metnin dipnotları hazırlanırken Türkiye’deki ve Washington DC’deki çeşitli üniversite kütüphanelerinde mevcut olan The Conduct of Life basımlarından (başlıcaları aşağıda verilmiştir), çevirmenin kişisel notlarından ve çok sayıda ansiklopedik ve çevrim içi kaynaktan yararlanıldı. Ayrıca söz konusu yapıt ile sınırlı kalmayıp Emerson okumalarımızı geniş tutmuş olmamız ve yazarın çeşitli kitaplarını bir arada değerlendirmemiz, bu zorlu çeviride daha emin adımlar atmamızı sağladı. Böylece Emerson’ı bir bütün halinde görmemiz ve ileride yapacağımız diğer çeviriler için de bir ön hazırlık yapmamız mümkün oldu. Yaşamın İdaresi’ne eklediğimiz dipnotların her düzeyden okuyucuya tatmin edici bir destek sunacağını ümit ediyoruz.

Kaynakça

Ralph Waldo Emerson, Centenary Edition, The Complete Works of Ralph Waldo Emerson, c.6: The Conduct of Life, Edward Waldo Emerson (Yay. Haz.), New York: AMS Press, 1979.

Ralph Waldo Emerson, The Collected Works of Ralph Waldo Emerson, c.6: The Conduct of Life, Joseph Slater (Notları Haz.), ­Cambridge, Massachusetts: The Belknap Press of Harvard University Press, 2003.

Ralph Waldo Emerson, The Annotated Emerson, David Mikics (Yay. Haz.), Cambridge, Massachusetts: The Belknap Press of Harvard University Press, 2012.

Ralph Waldo Emerson, The Major Prose, Ronald A. Bosco ve Joel Myerson (Yay. Haz.), Cambridge, Massachusetts: The Belknap Press of Harvard University Press, 2015.

Ralph Waldo Emerson, Essays and Poems, Peter Norberg (Yay. Haz.), New York: Barnes & Noble Classics, 2004. 

Ralph Waldo Emerson (1803-1882)

On dokuzuncu yüzyıl ortalarında bağımsız Amerikan düşüncesinin temellerini atan düşünür olarak kabul edilir. Eklektik bir biçimde Batı’nın ve Doğu’nun çeşitli kaynaklarıyla beslenmiş, bu birikimi bireysel deneyim ve kendine-yeterliği merkeze alan bir bakış açısıyla yorumlayarak özgün, kapsamlı bir yaşam felsefesi oluşturmuştur. Amerikan düşüncesinde yarattığı etki iki koldan, Pragmatizm ve Aşkıncılık (Transcendentalism) üzerinden ilerlemiştir. Üretken bir yazar olarak en çok denemeleriyle iz bırakmış olan Emerson, aralarında Henry David Thoreau, Walt Whitman, William James ve en çarpıcı olarak da Nietzsche’nin olduğu geniş bir edebiyatçı, düşünür, sanatçı ve siyasetçi kitlesini etkilemiştir. Yaşamın İdaresi (The Conduct of Life), Denemeler: Birinci Seri ve İkinci Seri (Essays) ile beraber Emerson’ın yapıtlarının merkezini oluşturur.

Aytek Sever

Şair, çevirmen. 1981 yılında Bursa’da doğdu. Üniversite ve yüksek lisans öğrenimini Boğaziçi Üniversitesi ve ODTÜ’de tamamladı. Hâlen üzerinde çalıştığı birkaç şiir toplamının yanısıra, yayımlanmış veya yayıma hazırlanmakta olan Tagore (“Firari” [2009]; “Gitanjali” [2010]) , Kandinsky (“Sesler” [2015]), Thoreau (“Seçme Denemeler”), Whitman (“Seçme Şiirler”) ve D. H. Lawrence (“Seçme Şiirler”) çevirileri vardır. Çeşitli dergilere şiirleriyle ve çeviri metinleriyle katkıda bulunmaktadır.