• Arayış: Tarih ve Dinde Anlam

Arayış: Tarih ve Dinde Anlam

  • 185,00 TL
  • 129,50 TL


  • Stok Durumu: Stokta var
  • 24 Saatte Kargoda

Gerçek ve anlamlı bir dünya, kutsalın izdüşümünde saklıdır. İnsan büyük bir kaosun ortasında anlama ancak kutsala ilişkin deneyim aracılığıyla ulaşır. Kutsalın anlamı zamanın akışında çağlar boyunca farklı kültürlerde farklı niteliklere bürünmüş olsa da, özünde insanın iki önemli özelliği yatar: yaratıcılık ve dinsellik. İkisi birlikte mitleri, âyinleri, imgeleri, simgeleri, kısaca “dinsel yaratıları” üreterek insanın deneyimlerine ifade kazandırır, anlam dünyalarını yaratır, evrendeki benzersiz varoluşunu gerekçelendirirler. Tam da bu noktada, Eliade önemli bir noktayı işaret eder: İnsanın yeni, bilmediği, az bildiği anlam dünyalarıyla karşılaşması varoluşunun (paradoksal) anlamına da yeni boyutlar kazandıracaktır. Bunun içinse yeni bir beşeri bilime, farklı ve yaratıcı bir yorumbilgisine ihtiyaç vardır.

Eliade’nin sözünü ettiği “yaratıcı yorumbilgisi” yeni olanakların kapısını aralayarak bilginin sınırlarını zorlayan, aksi takdirde eski metinlerde “saklı” kalacak anlamları kavramaya çalışan bir yöntemdir. Hem aklı, hem de hayal gücünü kullanarak belgelerin, kaynakların arkasındaki tinsel mesajı kavramaya çalışan bir yaklaşımdır. İnsanın dünyadaki benzersiz varoluşu kutsala ilişkin deneyimi aracılığıyla şekillendiği için de dinsel fikirlerin ve fenomenlerin zamanın akışında büründüğü anlamların arayışı insanda yeni bir farkındalığa, bir uyanışa yol açacaktır. Eliade bu nedenle tarih aşırı, kültürler arası, bütüncül bir beşeribilimsel yaklaşımın önemini vurgular. İnsanlığın dinsel yaratıcılığı ve düşünme biçiminin tarih boyunca karşımıza çıkardığı ifade ve biçim çeşitliliğine insanlığı ayıran farklılıklardansa, yakınlaştıran tarih aşırı ortak örüntülerin saptanıp incelenmesinin önemine dikkat çeker.


  • Yazar: Mircea Eliade
  • Kitabın Başlığı: Arayış: Tarih ve Dinde Anlam
  • Orijinal Başlık: The Quest: History and Meaning in Religion
  • Çeviren: Cem Soydemir [İngilizce]
  • Yayına Hazırlayan: Taşkın Takış
  • Kapak Tasarımı: Harun Ak
  • Kapak Resmi: Nebra gök tekeri.
  • Dizi Bilgisi: Doğu Batı Yayınları - 170; Antropoloji - Kültürel Çalışmalar / Dinler Tarihi Dizisi - 10
  • Basım Bilgileri: 2. Basım / Kasım 2020 [1. Basım / Nisan 2017]
  • Sayfa Sayısı: 222
  • ISBN: 978-975-2410-41-1
  • Boyutları: 13,5 x 21

 

Önsöz

 

I. Yeni Bir Beşeri Bilim


II. Geçmişe Dönük Bir Bakışla Dinlerin Tarihi: 1912 ve Sonrası

Sosyolojik Yaklaşımlar

Derinlik Psikolojisi ve Dinler Tarihi

Rudolph Otto

Ursprung der Gottesidee’den Sosyal Antropolojiye

Pettazzoni ve allgemeine Religionswissenschaft (Genel Dinbilimi)

Mit ve Ritüel Okulu

Georges Dumézil ve Hint-Avrupa Dinleri

Van der Leeuw ve Din Fenomenolojisi

“Fenomenologlar” ve “Tarihselciler”


III. Dinin “Kökenlerini” Arayış

İlk Vahiy

Karşılaştırmalı Dinlerin Başlangıcı

Maddecilik, Tinselcilik, Teozofi

Köken Takıntısı

Gök-Tanrılar ve Tanrının Ölümü

Tarihsellik ve Tarihselcilik


IV. Kriz ve Yenilenme

“İkinci Rönesans”

Bütüncül Bir Yorumbilgisi

“Kabul Âyini” (Erginleme) veya Kendine Yabancılaşma

Yorumbilgisi ve İnsanın Değişimi

Dinler Tarihi ve Kültürel Yenilenme

İtirazlar

Gizemden Ardındırma Yanılgısı


V. Kozmogonik Mit ve “Kutsal’ın Tarihi”

Yaşayan Mit ve Dinler Tarihçisi

Bir Kozmogoni Mitinin Anlamı ve İşlevi

Başlangıç ve Bütünlük

“Büyük Baba” ve Mitsel Atalar

İki Başlangıç Tipi


VI. Cennet ve Ütopya: Mitsel Coğrafya ve Eskatoloji

Mesihçilik “Modası”

Yeryüzü Cennetlerini Arayış

Güneş Simgeciliği

Amerikan Cenneti

Hıristiyanlığın Başlangıcına Dönüş

“Amerikan Yaşam Tarzının” Dinsel Kökenleri

Amerikalı Yazarların Âdem Nostaljisi

Kaybedilmiş Cenneti Arayan Guaraniler

Dünyanın Sonu

Kötülük Olmayan Topraklar

Tanrılara Giden “Yol”

Guarani Mesihçiliğinin Özgünlüğü


VII. Erginleme ve Modern Dünya

Bir Tanıma Doğru

Ergenlik Törenleri

Gizli Cemiyetler

Şamanlar ve Kabile Büyücüleri

“İlkellerde” Erginlemeye Dair Yakın Dönemli Araştırmalar

Gizli Dinler; Hint-Avrupa Gizli Cemiyetleri

Sözlü Edebiyatta Erginleme Örüntüleri

Psikanalistlerin ve Edebiyat Eleştirmenlerinin Katkısı

Modern Dünya Açısından Erginlemenin Anlamları


VIII. Dinsel İkiciliğe Dair Bir Öndeyiş: Çiftler ve Karşıtlıklar

Bir Sorunun Tarihi

Tarihselcilik ve İndirgemecilik

İki Kutsallık Biçimi

Güney Amerikalı Kutsal İkizler

Kogilerde Karşıtlık ve Birbirini Tamamlama

Savaş ve Barış: Mänäbush ve Şifa Kulübesi

Gök-Tanrı ve Kültürel Kahraman

Iroquoisların İkiciliği: Mitsel İkizler

Kült: Karşıtlık ve Birbirinin Yerine Geçme

Pueblolar: Karşıt ve Birbirini Tamamlayan Tanrısal Çiftler

California Kozmogoni Mitleri: Tanrı ve Hasmı

Düzenbaz

Bazı Açıklamalar

Endonezya Kozmogonileri: Karşıtlık ve Bütünleşme

Kozmogoni, Rekabet Ritüelleri ve Sözlü Atışmalar: Hint ve Tibet

Devalar ve Asuralar

Mitra-Varuna

Karşıtlık ve Zıtların Birliği (Coincidentia Oppositorum)

Yang ve Yin

Son Açıklamalar

 

Dizin

 

ÖNSÖZ

 

Maalesef elimizde kutsala ilişkin deneyimi ifade etmek için “din” den daha iyi bir sözcük yok. Bu terim uzun ama kültürel açıdan sınırlı bir tarihe sahip. İnsan bu terimi hem Antik Yakın Doğu’ya, Yahudiliğe, Hıristiyanlığa, İslâm’a veya Hinduizme, Budizme ve Konfüçyüsçülüğe hem de kendilerine takılan isimle ilkel halklara nasıl hiçbir ayırım gözetmeden uygulayabileceğine şaşırıyor. Belki de başka bir sözcük aramak için artık çok geç. Üstelik ille de Tanrı’ya, tanrılara veya ruhlara olan inancı ifade etmesi gerekmediğini, daha ziyade kutsala ilişkin deneyimi ifade ettiğini ve bu nedenle varlık, anlam ve hakikate dair fikirlerle ilişkili olduğunu aklımızdan çıkarmamamız koşuluyla “din” pekâlâ işe yarar bir terim olabilir.

Gerçekten de, dünyada indirgenemez, gerçek bir şey olduğuna inanmadan insan zihninin nasıl işlerlik gösterebileceğini tahayyül etmek çok zor; insanın dürtülerine ve deneyimlerine bir anlam atfetmeden bilincin nasıl oluşabileceğini tahayyül etmekse imkânsız. Gerçek ve anlamlı bir dünyanın farkındalığı, kutsalın keşfiyle yakından bağlantılıdır. İnsan zihni, kendisini gerçek, güçlü, zengin ve anlamlı olarak açığa vuran şey ile vurmayan şey –yani şeylerin kaotik ve tehlikeli akışı, tesadüfi ve anlamsız görünüşü ve hiçlikleri– arasındaki farkı ancak kutsala ilişkin deneyim aracılığıyla kavrayabilir.

Kutsallığın diyalektiğini ve morfolojisini daha önce yayımlanmış çalışmalarımda ele aldım, bu nedenle burada tekrar aynı şeyi yapmama gerek yok. Bu bağlamda, “kutsal”ın bilincin tarihindeki bir aşama değil, bilincin yapısındaki bir unsur olduğunu söylemem yeterli. İnsan “kaos”ta yaşayamadığından kutsalın tezahürü olarak adlandırılabilecek diyalektik süreç anlamlı bir dünya üretir. İnsan yaşamı, doğaüstü varlıkların açığa vurduğu paradigma modellerinin taklit edilmesiyle anlamlı hale gelir. İnsanüstü modellerin taklit edilmesi “dinsel” yaşamın başlıca karakteristiklerinden birini oluşturur; bu, kültür ve dönemle hiçbir ilgisi olmayan yapısal bir karakteristiktir. İnsan varoluşu için bir norm, bir rehber olarak imitatio dei (Tanrı’yı taklit etme) Hıristiyanlık ve İslâm’ın en arkaik dinsel belgelerinde asla eksik olmamıştır; aslında, başka türlüsü de beklenemez. Kültürün en arkaik düzeylerinde, insan olarak yaşamak kendi içinde dinsel bir edimdir, çünkü beslenmenin, cinsel yaşamın ve çalışmanın kutsal bir değeri vardır. Başka bir deyişle, insan olmak –ya da daha doğrusu, insan haline gelmek– “dindar” olmak demektir.

Bu nedenle, felsefi düşüncenin karşılaştığı anlamlı bir dünya en başından itibaren kalıtsal ve yapısal olarak “dinsel”dir –ve genel itibariyle bu sadece “ilkeller”, Asyalılar ve Sokrates öncesindeki toplumlar için de geçerli değildir. Kutsalın diyalektiği zihnin keşfettiği müteakip tüm diyalektik akımları önceler ve onlar için bir model oluşturur. Kutsalın deneyimi bilinmeyen, kaotik ve korkutucu bir dünyada varlık, anlam ve hakikatin açığa çıkartılması yoluyla sistematik düşüncenin önünü açmıştır.

Felsefecilerin ilgisini din tarihçilerinin ve din fenomenologlarının çalışmalarına çekmek bakımından bu kadarı yeterli olabilir belki, ama dinsel deneyimin başka ilgi çekici yönleri de vardır. Hiyerofaniler –yani simgelerde, mitlerde, doğaüstü varlıklarda vb kutsalın tezahürü– yapı olarak kavranır ve özel bir yorumbilgisi (hermenötik) gerektiren, önceden düşünülmüş bir dil oluşturur. Din tarihçileri ve fenomenologları çeyrek yüzyıldan uzun bir süredir bu tür bir yorumbilgisini geliştirmeye çalışıyorlar. Uzun zaman önce yok olmuş ve mekânsal olarak uzak kültürlere ait belgeler kullanılmasına rağmen bu tür bir çalışma, eski eserler uzmanının çalışma biçimine benzemez. Dinler tarihi, yetkin bir yorumbilgisi sayesinde, bir fosiller, harabeler ve artık olmayan mucizeler (mirabilia) müzesi olmaktan çıkar ve her tür araştırmacı için en başından beri olması gereken şey haline gelir: anlaşılmayı bekleyen “mesajların” şifre çözücüsü.

Böyle “mesajlara” sadece tarihsel bir ilgi duyulmaz. Bu “mesajlar” bizimle ölü bir geçmiş hakkında “konuşmanın” yanısıra, doğrudan doğruya modern insanla ilişkili bazı temel varoluşsal durumların da ortaya çıkartılmasına da yardımcı olurlar. Bu kitabın bir bölümünde dikkat çektiğim gibi, mitlerin, simgelerin ve diğer geleneksel dinsel yapıların anlamını deşifre etmeye yönelik yorumbilgisel çaba bilincin zenginleşmesine çok önemli bir katkı sağlar; hattâ belli bir anlamda araştırmacının ve umarım empatik okuyucunun da içsel bir dönüşüm yaşamasına katkı sağlayacağı da söylenebilir. Fenomenoloji ve dinler tarihi olarak adlandırılan şeyler, hem yeni bir bilime başlangıç niteliği taşımaları hem de tinsel teknikler olmaları bakımından nadir beşeri bilim disiplinlerindendir.

Giderek sekülerleşen bir toplumda bu tip çalışmalar daha da önemli olacak. Yahudi-Hıristiyan bir perspektiften bakıldığında, sekülerleşme en azından kısmen yanlış yorumlanabilir. Örneğin, peygamberlerin Evren’in ve kutsalın kozmik yaşamının içini boşaltma mücadelesinin geç kalmış bir uzantısı olan mitolojik unsurlardan arındırma sürecinin devamı olarak görülebilir. Ama hakikatin tamamı bu değildir. En radikal biçimde sekülerleşmiş toplumlarda ve (“hippi” hareketi gibi) gelenek ve kurumlara en sert karşı çıkan çağdaş gençlik akımlarında görünüşte dinsel olmayan birtakım fenomenler bulunmaktadır –Yahudi-Hıristiyan bir perspektiften fark edilmesi kolay olmasa da, bu fenomenlerde kutsala ilişkin yeni ve özgün keşifler yapılabilir. Vatandaşlık hakları arayışı, savaş karşıtlığı vb gibi birçok toplumsal ve politik harekette belirgin olan “dinselliğe” gönderme yapmıyorum. Dinsel yapılar ve (henüz bilinçdışı olan) modern sanatın, bazı mühim ve son derece popüler filmlerin, gençlik kültürüyle ilişkili bazı fenomenlerin dinsel değerleri, özellikle de (Doğa’nın yeniden keşfi, yasaksız cinsel âdetler, “şimdide yaşama” ve toplumsal “projelerden” ve tutkulardan özgürlük üzerindeki vurgu gibi) “insanın Evren’deki” sahici ve anlamlı “varoluşunun” dinsel boyutlarının keşfedilmesi daha önemlidir.

Kutsala ilişkin bu keşiflerin birçoğu Hıristiyanlığın zaferinden sonra yok olan ve yalnızca Avrupalı köylüler arasında var olmayı sürdüren kozmik bir din tipini işaret eder. Yaşamın ve Doğanın kutsallığının yeniden keşfedilmesi ille de “paganizme” veya “putperestliğe” dönüşü gerektirmez, böyle bir şey ima etmez. Her ne kadar, bir Püritenin gözünde Güneydoğu Avrupalı köylülerin kozmik dini bir paganizm biçimi olsa da, esasen “kozmik bir Hıristiyan âyinidir”. Ortaçağda Yahudilikte de benzer bir süreç gerçekleşmiştir. Haham reformundan sonra geri döndürülemeyecek şekilde yitirilmişe benzeyen “kozmik kutsallık” öncelikle Kabala’da barınan gelenek sayesinde korunabilmiştir.

Bunları gençlik kültürünün daha yeni bazı dışavurumlarının gizli bir Hıristiyanlık içerdiğini kanıtlamak için söylemiyorum. Bilakis, dinsel bir kriz döneminde krize verilen yaratıcı ve tam da yaratıcı olmaları nedeniyle fark edilmeyen karşılıkları öngörmenin mümkün olmadığını vurgulamak için söylüyorum. Ayrıca, potansiyel olarak kutsala dair yeni bir deneyimin dışavurumları da tahmin edilemez. “Bütünlüklü insan” kutsallıktan asla tamamen arınmaz ve hattâ böyle bir şeyin olası olduğu bile kuşkuludur. Dünyevileşme bilinçli yaşam düzeyinde son derece başarılıdır: Eski teleolojik fikirler, dogmalar, inançlar, ritüeller, kurumlar vb giderek anlamdan yoksun bırakılır. Yaşayan hiçbir normal insan bilinçli rasyonel aktivitesine indirgenemez, çünkü modern insan düş kurar, âşık olur, müzik dinler, tiyatroya gider, film izler, kitap okur –kısacası, sadece tarihsel ve doğal bir dünyada yaşamaz, aynı zamanda varoluşsal özel bir dünyada ve hayalî bir Evrende yaşar. Bu özel dünyaların veya hayal Evrenlerinin “dinsel” yapılarını ve anlamlarını fark edip deşifre edebilen ise öncelikle dinler tarihçisi ve fenomenoloğudur.

Kitapta geliştirdiğim argümanları önsözde tekrar dile getirmeme gerek yok. Özetle şunu belirteyim: Arkaik ve egzotik dinleri analiz etmeye yönelik ilgi sadece bu dinlerin tarihsel önemiyle sınırlı değildir. Bu unutulmuş, yanlış yorumlanmış veya göz ardı edilmiş anlam dünyalarının keşfedilmesi felsefeci, teolog ve edebiyat eleştirmeni için aynı ölçüde faydalıdır. Bu nedenle, az bilinen dinlere ait belgeleri sunmaya ve incelemeye çalışacağım. Üç tektanrıcı dini, Budizmi ve hattâ Hindistan’ın dinî felsefelerini anlama konusunda yakın tarihte önemli gelişmeler kaydedildi. Konuyla ilgili okuyucu bu alanlardaki birçok ünlü çalışmaya kolayca ulaşabilir.

Bu kitapta bir araya getirdiğim denemeler öncelikle “uzmanlar” için değil, daha ziyade dürüst insan (honnete homme) ve zeki okuyucu için kaleme alındı. Bu nedenle, dinler tarihçisi, antropolog ve Şarkiyatçı için bildik ya da en azından ulaşılır olan, ama muhtemelen uzman olmayan okuyucuların göz ardı ettiği örnekleri aktarmakta tereddüt etmeyeceğim. Umarım modern insanın bilmediği veya aşina olmadığı anlam dünyalarıyla karşılaşması “yeni bir Beşeri bilim” denebilecek şeyin kapılarını açar. Hem bu denemeler hem de önceki çalışmalarım dinler tarihinin kutsallıktan arınmış bir toplumda oynayabileceği kültürel işleve dikkat çekmek ve bunun yanısıra, kutsala ve onun tarihsel tezahürlerine ilişkin sistematik bir yorumbilgisi geliştirmek amacını güdüyor.

Bu kitaptaki denemelerin çoğu farklı yerlerde yayımlandı, ama kimi düzeltmeler yaptım ve içeriği genişlettim. Üç eski öğrencime müteşekkirim: 3. Bölümün ilk taslağını Fransızca orijinalinden İngilizceye tercüme eden Harry Partin’e; 5., 7. ve 8. Bölümleri okuyup düzeltisini üstlenen Alfred Hiltebeitel’e ve dizini hazırlayan Norman Girardot’ya teşekkür ederim.

 

 

Mircea Eliade (1907 - 1986)

Romanya’da doğmuş bir dinler tarihçisidir. Ama bundan fazlasıdır da: Felsefeci, kurmaca yazarı ve üniversite hocasıdır. Eliade’nin din üzerine incelemeleri, özellikle de kutsallığın tezahürleri üzerine çalışmalarıyla geçerliğini bugün bi­le koruyan bir paradigma geliştirmiştir. Bükreş Üniversitesinde felsefe eğitimi almıştır. 1928 yılında Kalküta Üniversitesinde Sanskritçe eğitimi almak üzere Hindistan’a gitmiştir. Burada Hint felsefesi üzerine de çalışan Eliade Himalayalar’da altı aylık inzivaya çekilmiştir. Buradaki döneminde Gandhi ile de şah­sen tanışmıştır. Romanya’ya döndükten sonra Yoga: Hint Mistisizminin ­Kökenleri Üzerine Bir Deneme başlıklı teziyle doktorasını tamamlamıştır. Bu tez daha sonra Fransızca olarak yayımlanmıştır. 1945 yılında Paris’te Sorbonne Üniversitesinde İnsan Bilimleri Yüksek Araştırmalar Enstitüsünde çalışmaya başlamıştır. 1956 yılından emekli olduğu 1985 yılına dek Chicago Üniversitesinde dinler tarihi alanında çalışmalarını sürdürmüş ve ders vermiştir. 1986’da Chicago’da hayata gözlerini yummuştur. Eliade’nin din çalışmalarına en büyük katkısı geliştirdiği Sonsuz Dönüş teorisi olmuştur. Eliade’ye göre, yalnızca Kutsal’ın ve bir şeyin ilk ortaya çıkışının bir değeri vardır; bu nedenle, değer taşıyan sadece Kutsal’ın ilk ortaya çıkışıdır. Mitler ise Kutsal’ın ilk ortaya çıkışını tanımlar. Öyleyse mitsel zaman Kutsal’ın zamanıdır.

Eliade’nin dinsel simgeler ve mit alanındaki incelemelerinde sosyal bilim ala­nında 50’yi aşkın kuramsal çalışması vardır. Ayrıca edebiyat alanında da çeşitli eserler vermiştir. Çalışmalarını Rumence, İngilizce ve Fransızca kaleme almıştır. Başlıca eserleri: Le Mythe de l’Éternel Retour (Sonsuz Dönüş Mitosu), Le Sacré et Le Profane (Kutsal ve Dindışı), Images et Symboles (İmgeler ve Simgeler), Traité d’histoire des religions (Dinler Tarine Giriş), Shamanism: Archaic Techniques of Ecstasy (Şamanizm), A History of Religious Ideas (Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi).

Cem Soydemir

1967 Ankara doğumlu. ODTÜ Sosyoloji bölümü mezunu. 1994’ten beri birçok kitabı Türkçeye kazandırdı. Ağırlıklı olarak edebiyat kuramı, sanat tarihi, sinema, eleştirel teori, sosyoloji, felsefe, siyaset bilimi ve sanat alanlarında kitap ve makale çevirileri yaptı. Muhtelif kitapların editörlüğünü üstlendi. Müzikle uğraştı. Kum heykel sergilerinde küratör olarak görev aldı. Çevirdiği eserlerden bazıları: Craig Brandist, Bahtin ve Çevresi; Claire Colebrook, Gilles Deleuze; Julien Benda, Aydınların İhaneti; George Basalla, Teknolojinin Evrimi; V. N. Voloşinov: Freudculuk; Alexander Nehamas Nietzsche: Edebiyat Olarak Hayat (Doğu Batı); Mihail Bahtin, Karnavaldan Romana; Sanat ve Sorumluluk; Keith Ansell-Pearson, Kusursuz Nihilist; R. W. Connel, Toplumsal Cinsiyet ve İktidar (Ayrıntı); Mihail Bahtin, Dostoyevski Poetikasının Sorunları; György Lukács, Roman Kuramı; Thorsten Botz-Bornstein, Filmler ve Rüyalar; Daniel Frampton, Filmozofi (Metis); Vernon Hyde Minor, Sanat Tarihinin Tarihi; Yael Navaro, Kurmaca Mekân: Kuzey Kıbrıs’ın Duygu Coğrafyası (Koç Üniversitesi Yayınevi).

İndirimli Setler

Mircea Eliade Kitaplığı

+
+
İmgeler ve Simgeler

İmgeler ve Simgeler

%30
Mircea Eliade

119,00 TL 170,00 TL

+
+
Avustralya Dinleri

Avustralya Dinleri

%30
Mircea Eliade

112,00 TL 160,00 TL

+
Demirciler ve Simyacılar

Demirciler ve Simyacılar

%30
Mircea Eliade

119,00 TL 170,00 TL

+
Mefisto ve Erdişi

Mefisto ve Erdişi

%30
Mircea Eliade

119,00 TL 170,00 TL

+
+

İndirimli Fiyat: 979,65 TL 1.088,50 TL

Kazanç: 108,85 TL

Mevcut Seçenekler: