• Attika Geceleri

Attika Geceleri

  • 80,00 TL
  • 56,00 TL


  • Stok Durumu: Stokta var
  • 24 Saatte Kargoda

“Attika Geceleri” (Noctes Atticae), Aulus Gellius’un bilinen tek yapıtıdır. Aslen hukukçu ve felsefeye düşkün bir kültür adamı olan Gellius’un bu eseri, gençliğinde felsefe merakıyla gittiği Atina'da okumuş olduğu eserlerden yaptığı kısa ya da uzun alıntılardan, kendi yorum ve hatıralarından oluşur. Eserde yer verilen konular felsefe, mantık, gramer, etimoloji, hukuk, tarihi anı ve anekdotlar, biyografi, eski gelenekler, söylenceler, müzik, astronomi, spor ve oyunlar, festivaller, dinî bayramlar, mitoloji, devlet işleri, coğrafya ve topografya, Senatus kararları, falcılık ve kehanet, giyim kuşam ve görgü kuralları, gastronomi, savaş sanatı ve askerlik, güzel konuşma, doğa tarihi, ahlâk, metin eleştirisi, günlük yaşam, kamu hayatı, kütüphaneler, sahne sanatları, güzel sanatlar ve hekimlik gibi disiplinlere yayılan geniş bir yelpazeyi kapsar. Günümüze ulaşmamış ya da az bilinen birçok kitap ya da şahsiyete dair bilgi içermesiyle bu eser aynı zamanda Eskiçağ edebiyatı ve dünyası hakkında önemli bir referans kaynağıdır.


  • Yazar: Aulus Gellius
  • Kitabın Başlığı: Attika Geceleri
  • Latince Özgün Metin: Noctes Atticae
  • Çeviren: Levent Keskin [Latince]
  • Yayına Hazırlayan: Taşkın Takış
  • Kapak Tasarımı: Harun Ak
  • Dizi Bilgisi: Doğu Batı Yayınları - 293; Tarih Dizisi - 38
  • Basım Bilgileri: 1. Basım: Ocak 2021
  • Sayfa Sayısı: 224
  • ISBN: 978-625-7030-50-2
  • Boyutları: 13,5 x 21 


Çevirmenin Önsözü

Giriş
 

Attika Geceleri

Önsöz

Kitap I

Kitap II

Kitap III

Kitap IV

Kitap V

Kitap VI

Kitap VII

Kitap VIII

Kitap IX

Kitap X

Kitap XI

Kitap XII

Kitap XIII

Kitap XIV

Kitap XV

Kitap XVI

Kitap XVII

Kitap XVIII

Kitap XIX

Kitap XX


Lûgatçe

Kaynakça

Çevirmenin Önsözü

 

Ele aldığı birbirinden farklı konularıyla bir tür derleme yapıt olan Attika Geceleri’ni (Noctes Atticae) çevirmeye karar verirken dikkate aldığım unsurlar; bunun daha önce dilimizde çalışılmamış bir eser olması, günümüze hiç ulaşmamış ya da eksik ulaşmış Grekçe ve Latince kitaplardan alıntılar içermesi ve Eskiçağ’ın kaydadeğer bazı isimlerine ve bunların yaşamlarına dair izler bulunmasıydı. Bu eser, aslen bir hukuk kariyerine sahip olduğu anlaşılan Romalı bir kültür adamı Aulus Gellius’un, gençliğinde felsefe eğitimi için gittiği Attika’da, kış gecelerini faydalı bir biçimde geçirmek ve kendini geliştirmek amacıyla yaptığı meraklı okumalar sonucu ilgi alanları ve beğenilerine göre yaptığı alıntılardan ve zaman zaman bunların üstüne yaptığı değerlendirme ve eleştirilerden oluşmaktadır. Eserde işlenmiş çeşitli ve ilginç temalara dair kayıtlar arasından günümüze daha yakın ve daha kolay anlaşılır bulduklarımı seçtim. Ama bunu yaparken yazarın ele aldığı tüm alanlarından örnekler taşımaya da gayret ettim. Latince ders kitaplarında yer alabilecek uzun gramer çözümlemeleri ve etimolojik incelemeleri ve de derin arka plan gerektiren bazı başlıkları bu çalışmaya dâhil etmedim.

Bir Eskiçağ çevirisinde arkaik dillerle gösterimlerin bolluğu kaçınılmaz olduğu için, bu çeviride de geniş miktarda Latince ve Eski Yunanca kelime ve deyimler görülecektir. Eski Yunanca olanların bir kısmı doğrudan kendi alfabesiyle bir kısmı ise Latin alfabesiyle yazılmış olarak aktarılmaktadır. Coğrafi yer adlarını, özel isimleri, teknik ve sanat terimlerini dilimize geçmiş biçimiyle değil genellikle özgün haliyle kullanmayı uygun gördüm. Gene de bunda bazı istisnalar oldu; örneğin consul yerine konsül demeyi yeğledim. Metnin daha iyi anlaşılması için dipnot açıklamalarına mümkün olduğu kadar çok yer verdim. Sıklıkla geçen yabancı sözcükleri, genellikle, ilk geçtikleri yerde dipnot olarak sonrasında ise kitabın Lûgatçe ekinde tanımladım. Dipnotlarda sözcüklerin kökenini Latince için (Lat.), Eski Yunanca içinse (Gr.) kısaltmasıyla ayrıca belirttim.

Metinde modern bir devlet değil de coğrafi ve idari bir kavram olarak geçtiği için İtalya yerine Italia yazımını doğru buldum. Ayrıca Eski Yunan’a dair kimi ifadelerde “Grek” sözcüğünü kullandım; Grekçe, Grekler, Grek şairi, Grek tarihçi, Grek diyarı gibi.

Köşeli parantezleri, özgün metinde eksik olan yerleri (lacuna) tamamlamak için ya da ifadenin kapalı olduğu yerlerde tercümeye açıklık getirmek için tercih ettim. Normal parantez içinde yazılanlar ise boşluk tamamlayıcı olmaktan ziyade cümleyi ve bağlamı destekler mahiyette bilgi vermeyi amaçlamaktadır. Latince bir eserin özgün adının yanına Türkçe adını da ilave ederken örneğin, bunu uyguladım: Naturalis Historia (“Doğa Tarihi”) gibi. Yanısıra bir edebiyatçının ya da komutanın, yabancı dildeki adının yanında bizde tanınan adını ya da lakabını gösterirken: Marcus Tullius (Cicero) veya III. Aleksandros (Kral Büyük İskender) gibi. Gellius’un özgün metinde kendi kullandığı parantezli cümle ya da cümlecikler için ise tire işaretlerini kullandım.

Bu eserin Latince kaynak metni olarak temel alınan basımlar; John C. Rolfe tarafından İngilizceye çevrilmiş olan “Aulus Gellius, The Attic Nights, Books I-V, VI-XIII ve XIV-XX, ed. Jeffrey Henderson ve ed. emerit. G. P. Goold, Harvard University Press, The Loeb Classical Library 1998, 1999 ve 2002”dir. İlk Loeb basımı 1927 yılında yapılmış olan eserin J. C. Rolfe tarafından yazılmış 1925 tarihli önsözünde, ağırlıklı olarak Hertz ve Hosius’un kullandığı elyazmalarından oluşan metnin esas alındığı belirtilmektedir.

İÜ Edebiyat Fakültesi’nde bizlere her zaman zor ama doğru olan yolu gösteren başta Prof. Dr. Bedia Demiriş ve Prof. Dr. Çiğdem Dürüşken olmak üzere tüm hocalarıma ve desteğini esirgemeyen aileme teşekkür ediyorum. Bu çeviri, ömür boyu öğrenci kalmayı başarabilenlere adanmıştır.

 

İstanbul, 2020
Levent Keskin

 

Önsöz

 

İnsanlar daha hoş bir bilgi kaynağına ulaşabilsin ve buna ek olarak çocuklarım günlük işlerine herhangi bir sebeple ara verdiğinde eğlence kabilinden zihinleri rahatlasın ve dikkatleri biraz dağılsın diye [bu eseri yazdım]. Öncesinde bu bilgileri nasıl seçip müsvedde notlara döktüysem, şimdi bu kitabı derlerken de o rastgele sırayı bozmadım. Buna uygun olarak, ister Grekçe ister Latince olsun elime geçmiş olan her kitaptan ya da duyup da nakletmeye değer bulduğum her şeyden faydalandım. Ne türde olursa olsun, hoşuma giden her bilgiyi alıntılayarak kaydediyor; bir bilgi ambarı gibi hatırlamama yardımcı olsun diye karışık ve gelişigüzel bir şekilde bir kenara koyuyordum. Ola ki kullanmamı gerektiren bir terim ya da bir kavram, kazara o sıra aklıma gelmediğinde veya bilgiyi edindiğim kitap o sıra yanımda olmadığında, kolayca bulup ortaya çıkartabileyim diye. Bundan dolayı, kitabımda yaptığım bölümleme, dersler ve çeşitli eğitim faaliyetleri sırasında aldığım kısa, düzensiz ve taslak halindeki notların konu sırasını izlemektedir. Ama dediğim gibi, Attika Bölgesi’nin uzun kış gecelerinde, bu bilgi ve bulgular üzerinde çalışmaya ve kendimi eğlendirmeye başladım, ve bundan dolayıdır ki eseri “Attika Geceleri” olarak isimlendirdim. Grek ya da Latin dilinde, bu tarz eserler yazmış olan diğer birçok edebiyatçının kitaplarına verdikleri nükteli adlara öykünmeye kalkmadım. Zira onlar çok çeşitli, çok değişik ve biraz da kafa karıştıran bilgi ve veri arayıp topladıkları için bu çabalarına uygun gelen muazzam isimler buldular. Örneğin “Esin Perileri” diyenler oldu, kimisi “Folyo” dedi, birisi “Tanrıça Athena’nın Giysisi”, bir diğeri “Amaltheia’nın Boynuzu”, bir diğeri ise “Bal Peteği” dedi. Birkaçı “Çayırlar”, bir kısmı “Kendime Notlar”, ya da “Klasik Okumalar”, bir kısmı ise “Çiçek Demeti” veya “Derlemeler” demeyi tercih etti. Bazıları da “Meşale”, “Kanaviçe İşlemeleri”, “Repertuar”, “Helikon Dağı”, “Çözüm Arayan Konular”, “El Kitabı”, “Referanslar” isimlerini verdiler. Keza “Hatıra Defteri”, “Denemeler”, “Yan Konular”, “Eğitim Notları” diyenler oldu. Bunlara ilaveten kimi “Doğa Tarihi”, kimi de “Genel Tarih”, “Muhtelif Malumat”, “Meyve Sepeti”, “[Akademik] Temalar” gibi adları uygun gördü. “Kehanetler”, “Ahlâki Mektuplar”, “Araştırma Notları” ya da “Bilgi Dağarcığı” gibi isimler de çokça kullanıldı. Kulağa hoş gelen, zarif, aynı zamanda gayet de nükteli daha birçok başlığa rastlanabilir. Bense, çok da özenmeden ve kayıtsızca diyebileceğim şekilde ve gösterişe de kaçmadan, kış mevsiminde masa başında dirsek çürüterek sabahladığım günlerden dolayı kendi eserimi “Attika Geceleri” diye adlandırdım. Diğer tüm yazarlardan, itina ve zarafet bakımından olduğu kadar kitabımın isminin sadeliğiyle de, geriye düştüm. Bu alıntıları ve notları yazdığım sırada yürüttüğüm niyet, çoğu yazarlarla aynı değildi. Çünkü onlar, özellikle de Grek olanlar, mümkün olduğu kadar çok sayıda ve birbirinden çok farklı konu başlığı altında okumalar yapıp; alba linea tabiriyle anılan, sınıflamaya özen göstermeyen ve sadece bol malzeme tarayıp bir araya getiren bir yöntem izliyorlardı. Nitekim bu bilgi yığını içinden, okuması keyif veren, okunduğunda kültürünüzü arttıran, hatırlandığında da işinize yarayacak bir ya da birkaç konuyu arayıp bulana kadar zihniniz bitkin düşüyor, yorulup bıkıyordu. Öte yandan ben, şu Ephesoslu büyük ve saygın adamın doğru olduğuna inandığım meşhur sözünü aklımdan çıkarmıyordum: “Çok şey biliyor olman seni iyi bir öğretmen yapmaz.” Bir sürü kaynak arasında dolaşıp kitaplara dalarak, dinlenme vakitlerimden de çalarak epey bir çaba harcıyor ve yorgun düşüyordum. Bunların içinden sadece belli miktarda bilgi alıyordum. Bunlar ya hazır ve işler haldeki dimağları samimi bir öğrenme arzusuna ve yaşamda uygulanabilir bilgiler üzerine düşünmeye sevk edebilecek çabuk, kolay ve kestirme verilerdi ya da yaşamın diğer meşguliyetleriyle kafası ve zamanı yoğun insanları, kimi tabir ve kavramları bilmemenin getirdiği utandırıcı ve zor hallerden kurtaracak ipuçlarıydı. Öte yandan, bu alıntılarım arasında, sayıca az olmakla birlikte, içerik olarak zorlu ve zahmetli olanlar da bulunuyor. Gramer ya da diyalektik veya geometri bilimlerine, ve keza bunlardan da az olmak üzere bazı özellikli disiplinlere de yer verdim. Augur ve pontifex gibi din görevlilerinin yetkilerini tanzim eden kanunlar örneğin. Bilmekten bir fayda gelmeyeceğini ya da anlaşılması zor olduğunu düşündüğümüz için öğrenmekten kaçındığımız, ama aslında atlamamamız gereken konular. Her ne kadar, derinlemesine ve teorik büyük bir araştırma yapmamış da olsam, bu gibi konuların basit özünü anlatmak üzere, bir bakıma ilk hasat gibi ya da özgür bilimlerden alınacak bir tat gibi bunları sunuyorum. Bir yurttaşa yakışır bir eğitim almış birinin, konu hakkında bir şey duymamış olmakla ya da hiç ilgilenmemiş olmakla belki fazla bir şey kaybetmeyeceği ama gene de [öğrenmedikçe] kendini eksik hissedeceği türde bilgiler. Bundan dolayı, bunca emek verilmiş bu eserde geçen ilim ve sanatları şimdiye dek öğrenecek kadar zamanı olmuş ve istek göstermiş okurlar için ricam ve önerim, zaten bildikleri bu şeyleri aşina ve basit görerek ve küçümseyerek okumamalarıdır. Herkesin gözünden kaçabilecek kadar bakir bir kültürel alan kalmış olabilir mi ki? Eğitim kurumlarında sürekli tekrar edilmemiş ya da ders kitaplarından ezberlenmemiş bir konuyu işleyebilmişsem eğer, bu beni yeterince memnun edecektir. Kitabı okurken kendilerince çok yeni ve tuhaf gelen bir şeyle karşılaşan okurlar içinse, boş ve gereksiz eleştirilere ya da ufak ve önemsiz tavsiyelere başvurmadan önce şunu değerlendirmenin daha insaflı olduğunu düşünüyorum. Bu kitap, kaynak yönünden yetersiz çalışmaları besleyecek, durgun zihinleri şenlendirecek ve destekleyecek bir içeriğe sahip midir; ya da öz ve nitelik olarak insan ruhunu daha canlı, hafızasını daha işlek, konuşma becerisini daha ustalıklı, sohbetini daha sahici yapacak ve boş zaman eğlencelerinden aldığı keyfi arttıracak özellikte midir? Gene de, fazlasıyla müphem görünen ya da açık seçik anlatılmamış mevzular için okurlara önerimi tekrarlamak gerekirse, bunların didaktik bir gaye ile değil ama genel bir fikir vermek için yazıldığını dikkate alsınlar. Arzu ettikleri takdirde, sunduğum bilgilerin yol göstericiliğiyle ve buldukları başka kitaplar ya da bilim adamları yardımıyla, konu takibi yapabilirler. Buna rağmen eleştiride hâlâ ısrar eden olursa, bir cesaret, benim alıntılarını yaptığım kitapların yazarlarına dönsünler. Başka kitaplarda aynı konu üzerinde farklı bilgilere rastlayanlar olursa da, hemen telaş yapmasınlar. Benim referans aldığım yazarların yetkinliklerini ölçsünler, olguları muhakeme etsinler. Başka bir deyişle, sık sık okumaktan, merak etmekten, yazmaktan, yorumlamaktan zevk almayan ve çaba harcamayan, bu uğurda gecelemeyen, aynı sanat dalındaki meslektaşlarıyla rekabete ve mücadeleye girişerek kendisini geliştirmeyen ama tamamen rutin işlerle ve günlük meselelerle zaman geçiren insanların benim kitabımdan uzak durmaları ve kendilerine başka bir eğlence bulmaları kesinlikle en iyi çözüm olacaktır. Bir atasözümüzün dediği gibi: “Lir sesi karganın, güzel kokulu fesleğen de domuzun neyine?” Ayrıca, bazı yarı aydınların sinsilik ve kıskançlıklarına muhatap olur da canım sıkılırsa diye, Aristophanes’in bir koro şarkısından küçük bir alıntı paylaşacağım. Bu nüktedan adamın, tiyatro oyunlarını izleyecek olanlara hatırlattığı kuralı, böylece ben de okurlarıma bildireceğim. Kısacası, şiir ve şakadan anlamayan cahil ve saygısız adamlar bu kitabı almasınlar da, ilgilenmesinler de. İçindeki ilkelerle birlikte, bahsetmiş olduğum dizeler şunlardır:

Orada sessizce oturup koromuzdan uzak kalsın,
Gizemlerimizin dilini bilmeyenler,
Kalplerini temiz tutmamış olanlar,
Ve de saygın Esin Perilerimizin kutsal törenlerini seyretmemiş ve orada dans etmemiş olanlar…

İşte böylelerine tembih ediyorum, bir daha söylüyorum, tekrar tekrar söylüyorum,
Ritüellerimizden uzak durun.
Cemiyetimize ve sevincimize katılmaya ehil olanlar ise,
Sizler terennüme ve gece boyu sürecek raksımıza başlayın hadi!

Bugün itibarıyla yirmi ruloyu tamamlamış durumdayım. Tanrılar bana ömür verdiği sürece, ailemi geçindirip çocuklarımın da eğitimini sağlamaktan geriye kalan zaman boyunca, bulduğum her fırsat ve boşlukta, kendimi bu tür kısa ve keyifli not ve kayıtlar tutmaya ve bilgiler derlemeye vakfedeceğim. Böylelikle yazdığım ciltlerin sayısı, tanrıların da yardımıyla, ömrüm elverdiğince, az ya da çok artacaktır. Bana bahşedilecek yaşamın, yazmaya ve yorumlamaya gücümün yettiğinden fazla olmasını dilemiyorum. Her bir bölümün başında bulunan özet başlıklarını ayrıca toplu olarak her kitabın başına da koydum. Böylece çabuk biçimde hangi kitapta hangi bilginin aranıp bulunabileceğini gösteriyorum.

 

Aulus Gellius

Tahminen 123-169 yılları arasında yaşamıştır. Latin edebiyatının Gümüş Çağı temsilcilerindendir. Roma’da doğmuştur. Samniumlu soylu ve varlıklı bir aileden gelir. İyi bir eğitimin ardından 143 yılında felsefe öğrenme amacıyla Atina’ya ­gider. Attika bölgesinde ikamet ettiği bu dönemde (en az bir yıl geçirdiği varsayılır) boş kalan zamanlarını serbest okumayla ve özellikle Roma’da görmediği kitapları inceleyip notlar almakla değerlendirir. Bu uğraşısını ülkesine döndüğünde de hukuk mesleğiyle birlikte sürdürür. Sonuç olarak yirmi kitaplık büyük bir derleme eser olan Noctes Atticae (Attika Geceleri) ortaya çıkar. Yazarın bilinen tek eseridir. Eserinde İmparator Hadrianus’tan hayranlıkla söz eder. Yazış stili zaman zaman bulanık olup, ifadelerinde eski ve alışılmadık sözcük ve tabirlere de yer verir. Cicero ve Vergilius’u özellikle takdir eder. Âni ölümünün sebebi bilinmemektedir. Nükteli, hoşgörülü tabiatıyla ve entelektüel merakıyla dikkat çeken bir yazardır.

Levent Keskin

1987 yılında ODTÜ İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yöne­timi Bölümü’nden mezun oldu. Özel sektörde çalıştı. 2003-2007 yılları arasında İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Eskiçağ Dilleri ve Kültürleri, Latin Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde lisans programını bitirdi. Aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde 2010 yılında “Sürgün Sonrası Eserlerinde Ovidius’un Ruh Hali ve İmparator Augustus ile Çatışması” tezi ile yüksek lisans, 2015 yılında “Urbanitas’ı Anlamada Petronius’un Satyricon’u Üzerine Bir Karakter Çözümlemesi” tezi ile de doktora program­la­rını tamamladı. 2018 yılında “Genç Plinius’un Mektupları” (Epistulae I-IV) çevirisi Doğu Batı tarafından yayımlandı.

İndirimli Setler

Yunan Roma Kitaplığı

Attika Geceleri

Attika Geceleri

%30
Aulus Gellius

56,00 TL 80,00 TL

+
+
+
+
+
+
+
+
+
+
Bilgenin Sarsılmazlığı

Bilgenin Sarsılmazlığı

%30
Seneca

24,50 TL 35,00 TL

+
+
+
Ziraat İşleri

Ziraat İşleri

%30
Marcus Terentius Varro

77,00 TL 110,00 TL

+
Tarım Üzerine

Tarım Üzerine

%30
Marcus Porcius Cato

38,50 TL 55,00 TL

+
Şölen

Şölen

%30
Ksenophon

35,00 TL 50,00 TL

+
Doğa Tarihi

Doğa Tarihi

%30
Yaşlı Plinius

52,50 TL 75,00 TL

+
Hadrianus

Hadrianus

%30
Cassius Dion, Historia Augusta

42,00 TL 60,00 TL

+
Öfke Üzerine

Öfke Üzerine

%30
Seneca

38,50 TL 55,00 TL

+
+
Söylevler

Söylevler

%30
Demosthenes

38,50 TL 55,00 TL

+
Sokrates'ten Anılar

Sokrates'ten Anılar

%30
Ksenophon

42,00 TL 60,00 TL

+
+
Karakterler

Karakterler

%30
Theophrastos

32,20 TL 46,00 TL

İndirimli Fiyat: 1.054,62 TL 1.171,80 TL

Kazanç: 117,18 TL

Mevcut Seçenekler: